Sizin sorunuzdan sonra biraz daha araştırınca bunun evrimsel biyolojide gerçekten konuşulan bir konu olduğunu gördüm. Özellikle Richard Dawkins’in “Selfish Gene (Bencil Gen)” yaklaşımında, canlıların davranışlarının temelinde genlerin devamlılığının olduğu anlatılıyor. Yani olay sadece bireyin hayatta kalması değil, genetik bilginin sonraki nesillere aktarılması olarak açıklanıyor.
Bir de William Hamilton’ın ortaya attığı “inclusive fitness” yani kapsayıcı uyum başarısı diye bir teori varmış. Orada da bazı canlıların neden kendilerini grup için riske attığı açıklanmaya çalışılıyor. Mesela sürü hâlinde yaşayan hayvanlarda bireyin kendini koruması kadar grubun devamlılığı da önemli görülüyor. Çünkü genetik olarak yakın bireylerin hayatta kalması da aslında kendi genlerinin dolaylı şekilde devam etmesi anlamına geliyor.
Hatta araştırırken bazı türlerde üreme sonrası ölüm görülebildiğini de okudum. Örneğin bazı somon balıkları üredikten kısa süre sonra ölüyor. Yani biyolojik açıdan bakıldığında evrim bazen bireyin uzun yaşamasından çok, başarılı şekilde üreyebilmesini “öncelikli” hâle getirebiliyor.
Tabii insanlarda işin psikolojik, sosyal ve bilinçli karar verme tarafı da var. O yüzden bunu “canlıların tek amacı üremek” gibi düz bir yere çekmek çok doğru olmaz. Ama evrimsel süreç açısından bakıldığında, neslin devamlılığının oldukça merkezi bir yerde olduğu anlaşılıyor.
Ben de sizin sorunuzdan sonra biraz araştırınca bu teorilere denk geldim. Kaynakları da aşağıya bırakıyorum.[1][2]
Kaynaklar
- R. Dawkins. (2006). The Selfish Gene. ISBN: 9780199291151. Yayınevi: Oxford University Press.
- W. D. Hamilton. (1964). The Genetical Evolution Of Social Behaviour. I. Journal of Theoretical Biology, sf: 1-16. | Arşiv Bağlantısı