Bireysel olarak en çok dikkatimi çeken bir kaç isimden bahsetmek isterim.
1. Fizyolojik "Süper İnsan": Eero Mäntyranta
Finli kayakçı Mäntyranta, genetik piyangonun biyolojik karşılığıdır. Ailesinde görülen nadir bir genetik mutasyon sayesinde (EPOR gen mutasyonu), vücudu normal bir insandan %50 daha fazla kırmızı kan hücresi üretiyordu. Bu durum, kaslarına giden oksijen miktarını doğal bir "doping" seviyesine çıkarıyordu. Milyarda bir görülecek bu mutasyonun, tam da dayanıklılık gerektiren bir sporla uğraşan birinde çıkması, olasılık hesaplarını zorlayan bir şans faktörüdür.
2. Estetik ve Nadirlik: Elizabeth Taylor
Taylor, "milyarda bir" görülen genetik kombinasyonların estetik bir ikonu gibidir. Onda bulunan distichiasis (çift sıra kirpik) mutasyonu, normalde göz sağlığı için riskli olabilecekken, onda nadir bir şekilde hiçbir komplikasyon yaratmamış ve gözlerine o meşhur derinliği vermiştir. Buna ek olarak, göz rengindeki nadir pigmentasyonun (mor/menekşe görünümü) bu mutasyonla birleşmesi, onu genetik bir "tasarım harikası" haline getirmiştir.
3. Zihinsel ve Fiziksel Senkronizasyon: Leonardo da Vinci
Da Vinci’nin durumu, olasılıksal olarak en uç noktalardan biridir. Sadece yüksek bir IQ değil; aynı zamanda ambidextrous (iki elini de aynı verimle kullanabilme) olması, eşzamanlı olarak bir eliyle yazıp diğeriyle çizim yapabilmesi ve sinestezik algıya sahip olması, beynindeki nöronal bağlantıların çok nadir bir varyasyonla dizildiğini gösterir. Bir insanın hem sanatsal vizyonda hem de mühendislik dehasında bu denli "uç" genetik donanıma sahip olması, istatistiksel bir sapmadır.
Olasılıksal Olarak "En Uç" Figür Kim?
Eğer saf istatistiğe bakarsak, Cengiz Han'ı da bu listeye ekleyebiliriz; ancak onunki "genetik özelliklerinin birleşimi" değil, bu genleri tarihin gördüğü en geniş coğrafyaya yayma başarısıdır (bugün dünyadaki her 200 erkekten birinin onun soyundan gelmesi gibi).