Merhaba
İnsanların başkalarını mutlu etmeye yönelik davranışları, bana göre temelde evrimsel bir kökene dayanıyor. Lakin günümüz sosyal yapısı bu eğilimi doğal sınırlarının ötesine taşıyarak bazı bireylerde işlevsiz ve hatta zararlı bir hale getirebilmektedir. Zira evrimsel psikoloji açısından bakıldığında, başkalarına yardım etme ve onları memnun etmeye çalışma davranışı oldukça anlamlıdır. Küçük, birbirine bağımlı gruplar halinde yaşayan atalarımız için sosyal kabul, hayatta kalmanın doğrudan bir parçasıydı. Karşılıklı özgecilik sayesinde bireyler bugün yardım edip yarın yardım alma olasılığını artırırken, akraba seçilimi genlerin dolaylı olarak aktarımını güvence altına alıyordu. Bu bağlamda, “başkalarını mutlu etme” eğilimi aslında sosyal bağları güçlendiren, çatışmayı azaltan ve grup içi dayanışmayı artıran adaptif bir strateji olarak görülebilir. Fakat burada kritik nokta, bu davranışın dozu olur. Keza evrimsel açıdan avantajlı olan şey, ölçülü ve bağlama duyarlı bir iş birliğidir. Yani birey, hem kendi çıkarlarını hem de grubun çıkarlarını dengede tutabildiği sürece bu davranış faydalıdır. Lakin bu eğilim “herkesi memnun etme” düzeyine ulaştığında, artık adaptif olmaktan çıkar. Çünkü bu noktada birey kendi kaynaklarını zaman, enerji, psikolojik dayanıklılık gibi orantısız şekilde başkalarına aktarmaya başlar. Bu da uzun vadede tükenmişlik, kimlik erozyonu ve hatta sosyal sömürüye açık hale gelme gibi sonuçlar doğuracaktır. Konu ile ilgili yorumum şu yönde: Evrim, bize başkalarıyla uyumlu olmayı öğretmiştir ama kendimizi yok saymayı değil. Doğal seçilim, tamamen fedakar bireyleri değil, stratejik olarak iş birliği yapan bireyleri desteklemiştir. Dolayısıyla kendini sürekli geri plana atan bir “memnun etme” davranışı, evrimsel mekanizmaların bir uzantısı gibi görünse de aslında onların aşırı genelleştirilmiş ve bağlamdan kopmuş bir versiyonudur. Sonuç olarak, başkalarını mutlu etmeye çalışmak belirli bir noktaya kadar evrimsel olarak avantajlıdır. Çünkü sosyal bağları güçlendirir ve karşılıklı desteği artırır. Lakin bu davranış bireyin kendini ihmal etmesine yol açacak seviyeye ulaştığında, artık avantaj değil dezavantaj üretir. Bu durumu, evrimsel geçmişimiz ile modern yaşam arasındaki bir uyumsuzluk olarak değerlendirmek bana oldukça isabetli geliyor. Çünkü sorun davranışın kendisinde değil, onun içinde bulunduğu bağlamın değişmiş olmasında yatıyor.[1] Saygılarımla
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Araştırma Kaynaklı Kişisel Yorum.