Merhaba
Doğum lekeleri sadece birer pigment veya damar değişikliği değil; aynı zamanda gelişim yolculuğumuzun sessiz tanıkları gibi geliyor bana. Bir çok insanda olan hatta her gün gördüğümüz için hiç aklımıza gelmeyen bir soru bu .Genetik geçiş deyip bırakıyoruz .Bazen çok seviyoruz bu lekeleri özdeşleşiyor bizimle .Bazen rahatsız olup üzülüyoruz .Bende doğum lekeme bakarken bazen kendi bedenimle sessiz bir sohbet ediyormuş gibi hissediyorum. Küçük ve silik olduğu için neredeyse görünmez, ama ben onu her zaman biliyorum; adeta kendime ait, gizli bir işaret gibi. Aynı leke annemde de var onun lekesi ise biraz daha belirgin; sanki her gördüğünde kendini ilan etmek ister gibi duruyor. Bu farklar bana, hele kardeşler arasında paylaşılmış bir durum ise aynı anne rahminden çıkan iki kişinin bile ne kadar farklı izler taşıyabileceğini ve bedenimizin bize ne kadar benzersiz bir hikâye yazdığını hatırlatıyor.
Öncelikle doğum lekelerinin büyük kısmı gerçekten anne karnında, yani embriyonik gelişim sırasında oluşuyor. Özellikle pigmentli olanlar, cildimize rengini veren melanosit adı verilen hücrelerin gelişim ve yerleşim sürecindeki küçük farklılıklardan kaynaklanıyor. Vücudumuzdaki bazı hücreler, daha bebekken yani embriyo döneminde, nöral krest adı verilen bir yerden ayrılır ve cildin farklı bölgelerine göç ederler. Bu hücreler cildin rengini ve bazı lekeleri belirler. Göç ederken bazı bölgelerde çok birikirler veya normalden farklı şekilde dağılırlar. İşte bu fazla birikim veya düzensiz dağılım, o bölgede cildin daha koyu veya daha belirgin bir leke olarak görünmesine yol açar. Daha basit bir dille bu lekeler, bebekken hücrelerin vücutta dağılırken yaptığı “yerleşim hatalarının” sonucu olarak ortaya çıkar (Bolognia et al., 2018).[1]Ama ilginç olan şu .Her doğum lekesi doğum anında görünür olmak zorunda değil. Bazıları doğumda vardır ama çok siliktir; bazıları ise bebeklik döneminde, hatta çocuklukta belirginleşir. Özellikle bazı melanositik nevüsler zamanla koyulaşabilir ya da büyüyebilir. Yani “doğum lekesi” denmesi her zaman “doğduğu anda belirgin” olduğu anlamına gelmez.Sizin lekenizin silik ve ten rengine yakın olması, o bölgede melanosit yoğunluğunun çok artmamış olabileceğini düşündürür. Kardeşinizin lekesinin simsiyah ve belirgin olması ise o bölgede melanin üretiminin daha fazla olması ya da melanositlerin daha yoğun kümelenmiş olmasıyla ilgilidir. Melanin miktarı, melanosit sayısı ve melanozomların büyüklüğü lekenin koyuluğunu belirleyen temel faktörlerdir (Habif, 2016).[2] Burada genetik faktörler devreye giriyor. Aynı aile içinde bile doğum lekelerinin tipi, rengi ve belirginliği farklı olabilir. Çünkü melanositlerin dağılımı ve aktivitesi, çok sayıda genin etkileşimiyle belirlenir. Ayrıca bazı doğum lekeleri pigmentle değil, damar yapısıyla ilgilidir. Örneğin halk arasında “şarap lekesi” denilen kapiller malformasyonlar, cilt altındaki damarların genişlemesine bağlıdır ve bunlar daha kırmızı yada mor görünür (James et al., 2020).[3]
Doğum lekeleri aslında bir tür gelişimsel varyasyondur. Çoğu tamamen iyi huyludur ve hayat boyu sessizce bizimle kalır. Tıbbi olarak önemli olan nokta; hızlı büyüme, renk değişikliği, düzensiz kenar gibi değişimlerin izlenmesidir. Ama büyük çoğunluğu sadece bedenin bize özgü imzası gibidir.[4]
Bence en güzel tarafı aynı anne rahminden çıkan iki kardeşte bile farklı izler bırakması :)) Sanki beden, her birimizi ayrı ayrı yazıyor.
Teşekkür ederim.
Kaynaklar
-
Jean L. Bolognia, et al. (2017). Dermatology. Yayınevi: Elsevier.
-
Thomas P Habif. (1985). Clinical Dermatology, A Color Guide To Diagnosis And Therapy. Yayınevi: Elsevier.
-
William D. James. (2020). Andrews’ Diseases Of The Skin: Clinical Dermatology. Yayınevi: Elsevier.
-
Doğan Kutbay. (). Tıp Eğitimi.