Matematiği anlamak için öncelikle matematiği hayatının her anında yaşamak gerekiyor bence, ben şu anda matematikle birlikte yaşamak konusunda çok iyi değilim ama lisede gerçekten her anıma matematiği dahil ettiğim, dünyaya matematikle baktığım bir dönem vardı ve bence matematiği en iyi anladığım dönem oydu. Bu konuda Levent Alpöge'nin matematiği anlatışı bence en güzel açıklaması olayın: "Yatıp kalkarken aklımda hep matematik var. Nasıl diyeyim, hastalık gibi demeyeyim de sevgili gibi. Çözmek isteyince insan bırakamıyor.". Kısacası gerçekten sevgili gibi olduğunda matematik, onunla yaşamaya başlıyorsun. Bazen üzülürdüm mesela aklımdaki bir soruyu cevaplayan biri çıkınca, çünkü güzel bir sorun varsa düşünecek bir şeyin vardır, soracak bir şeyin vardır, tartışacak bir şeyin vardır.
Söyleyeceğim ikinci şeyse matematik-fizik ilişkisini anlamak. Bence bu ikisini anlatan en güzel benzetme dil-felsefe benzetmesidir. Fizik varoluşun kurallarıdır, matematik de bu kuralları anlatan dil. Aynı dille felsefe gibi, felsefi bir düşünceyi anlatabilmek için bir dile ihtiyaç duyarsın, ama bu demek değil ki dil sadece felsefeyi açıklamak için var, dili kullanarak edebiyat da yapabilirsin. Yani matematiğin var olmasını fizik sağlasa bile fizik matematiğin sınırlarını çizmez. doğada negatif sayı yoktur ama matematikte vardır. Hatta matematikte kendi içinde bile gerçek olmayan irreel sayılar bile vardır. Matematik sınırsızdır. Ama bir insanın nasıl konuşması için düşünceye ihtiyacı varsa, nasıl her kelimeyi bilen bir insan, düşüncesi olmadığı sürece konuşamazsa, matematik de fizik olmadan var olamaz. Fiziğin dilidir. Bence bunu anlamak matematiği anlamada çok yardımcı olan bir konu.
Matematiğin temelini oluşturan, benim için en değerli konulardan biri de (yeni müfredatta felsefe konusu sanırım, emin değilim.) mantık konusu. Mantık; anlaması, ezberlemesi çok kolay bir konu ama o formülleri hayata uygulamaya başladığında çok zor görünen şeyler birden çözülüveriyor.
Yks matematiğine gelecek olursak, Yks matematiği, bizim bildiğimiz matematiği anlamakla çok da düzelmez. Sonuçta hız ön planda, yani o soruyu nasıl çözeceğini bulmak değil olay, ezberlediğin hangi formülü nerede kullanacağını anlamakta. Tabii matematiği anlamak kullandığın formülün nereden geldiğini çözmene yarar, zorda kalırsan yardımcı olur ama o formülü anlayan da anlamayan da kullanacak sonuçta o soruda. Ayrıca zaten çözeni yanıltmaya, tuzağa çekmeye yönlendiriliyor çoğu sorular. Çözüm yolu soru çözmek. Yeni sorular şaşırtmayana kadar soru çözmek. Bir de asla matematiğine çok güvenme. Güven tedbiri bırakmaya yol açar, en güvendiğin yerden darbe yersin (tecrübeyle sabit).
Yazacaklarım bu kadar. Umarım yardımcı olabilmişimdir Mr. Wayne.