Mesele Denklem Meselesi Değil!
Mesele kesintisiz devinen bir evrende kesintili bir anın bir değerini ölçmenin zorluğudur.
Düşünün ki akış halinde bir nehrin kenarındasınız.
Suyun yüksekliği, akış yönü ve debisi, ortam ısısı, rüzgarın şiddeti ve yönü ve hatta buharlaşma oranı dahil, nehir hakkında gereken tüm verilere sahipsiniz. Buna rağmen akış halindeki nehrin sabit bir kesitinde o an itibarı ile mevcut su miktarını yüzde yüz bir isabetle ölçemezsiniz. Çünkü nehir akış halinde ve siz sabit bir kesitin ölçümünü yapıyorsunuz.
Aynı nehrin aynı suyunu etkileyen ve devinim halindeki ölçen siz ve ölçüm araçlarınız olmak üzere daha sayısız değişkene girmedik bile.
İşte alın bunu evrene ve içerdiği her şeye dahil her tür ölçüm işine ( borsadan, nüfus değişimine, toprak yapısından sıradan kamuoyu anketlerine, gök cisimlerinin hareketinden atom altı dünyanın fenomenlerine değin) her tür ölçüm işine uyarlayın: Hatasız olma olanağı yoktur.
İşte bu gerçeği kabul eden bir yerden ve belirli bir ölçekte yanılmış olmayı peşinen kabul ederek her ölçüm için + ve – olacak şeklide hata payları önceden ilan edilir.
Çok hassas ve hata kaldırmayacak durumlarda yapılan ölçümlerde bu hata payı dikkat çekecek şekilde gösterilir. Örneğin kimyada, sağlık alanında, uzay teknolojisinde vb.
Ancak çok daha genel geçer ve hata kaldırır durumlarda bu hata payı önemsenmez ve sonuç sanki kesinmiş gibi ifade edilebilir. Örneğin seçim öncesi anketlerde ve özellikle biri lehine bariz bir fark var ise. Örneğin Hatay İstanbul arsı mesafeyi kilometre cinsinden ölçmek istediğimizde metrelerin, santimetrelerin önemsiz oluşu ve öncekine yahut sonrakine yuvarlanışı gibi çok büyük ölçekli değerlerde ve hata payı önemsenmeyecek denli düşük ise. Sevgiyle…