Bir toplumda çoğunluğun benimsediği değerlerden farklı dini inançlara sahip olan bireylerin dışlanması insan doğasının bir yansıması olarak görülebilir. Bu durum, yalnızca cahillikle açıklanabilecek basit bir olgu değildir. Aksine, insanın hayatta kalma ve üreme içgüdüsüyle yakından ilişkilidir.
Hayvanlar aleminde de gözlemlenebileceği gibi grup halinde yaşayan canlılar türün devamlılığını sağlamak için belirli normlara uyum sağlamak zorundadır. Bu normlara uyum sağlayamayan bireyler ise grubun güvenliği ve istikrarı için potansiyel bir tehdit olarak algılanabilir ve dışlanabilir.
İnsan topluluklarında da benzer bir mekanizma işler. Dini inançlar, bir toplumun değerlerini, geleneklerini ve sosyal yapısını şekillendiren önemli unsurlardır. Bu nedenle, çoğunluğun dini inançlarından farklı görüşlere sahip olan bireyler toplumun bütünlüğünü tehdit eden unsurlar olarak görülebilir. Bu durum, söz konusu bireylerin dışlanmasına yol açabilir.
Ancak bu dışlanmanın bir doğal bir içgüdüden kaynaklandığı gerçeği onun kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez.