En başta
Evrim genel itibariyle canlıların daha uzun yaşayıp daha çok çiftleşmesisi sağlıyor diye biliyorum.
Evrimin böyle bir odak noktası yok. Ana odak noktası üremek çünkü sadece üreyen canlıların genetik bilgisi yaşamaya devam ediyor. Bunun için uzun yaşamak şart değil. Örneğin pek çok canlı sadece bir kez çiftleşip ürer(ahtapotlar, örümcek türleri, somon balıkları ve nicesi) ve ölür. Uzun yaşam daha çok az yavru üreten canlılarla ilişkilidir ama bu da şart değildir.
Neden besin zincirinde daha alt sıralarda olan canlılar tatlarının kötü olması yönünde evrimleşmedi?
Bunu yapan canlılar var. Hatta bunu daha ince bir şekilde yapabilenler de var. Mesela acı biberdeki kapsaisin molekülü biber acısına sebep olan maddedir. Kuşlar biber acısını hissedemez ama memeliler hisseder. Yabani biberler meyvelerini sadece kuşların yemesi için ürettikleri tahmin ediliyor. Çünkü memeliler biber tohumlarını sindiriyor.
Buna benzer savunma mekanizmaları geliştiren canlılar var. Kötü tat ve koku yayarak(hatta bunu bir silah gibi kullanarak) avcılarından kurtulmaya çalışıyorlar. Daha sert bir şekilde bedeni zehirli olan(ok kurbağaları gibi) pek çok canlı da var. Ancak son cümlende belirttiğin gibi avcılar da buna göre evrimleşiyor. Zehre direnç, tatların seçiminde değişim vs. Leş yiyen hayvanların bile olduğunu düşünürsek.
Bir canlı soyunu devam ettirebilmesi için var olan mekanizmalarını geliştirebilir. Büyük çaptaki bir değişim içeren mutasyonların başarılı olma ihtimali düşük. Bu yüzden adım adım gerçekleşen bir süreçte 10 metrelik bir adım beklemek hata olur. Her canlı aynı yönde özellikler kazanamaz. Ayrıca tadı kötü de olsa avcı tarafından öldürüldükten sonra avcının tadını beğenmemesi, ölen canlı için pek bir şey ifade etmiyor. Bu tarz özelliklerin edinilmesi karmaşık bir süreç ve illaki her savunma bir şekilde aşılabiliyor.