İnsan Zekası Hep İleri Mi Gider? Beyin Büyüklüğünün Gerilediği Bir Dönem Var Mıdır?

Yazdır İnsan Zekası Hep İleri Mi Gider? Beyin Büyüklüğünün Gerilediği Bir Dönem Var Mıdır?
Beyin büyüklüğünün özellikle türümüz Homo sapiens içerisindeki son 300.000 yıldır değişimi birçoklarımızın merak ettiği bir konudur. Gelecek nesillerin bizden daha büyük beyinlere sahip olup olmayacağı, oldukça kışkırtıcı ve merak uyandırıcı bir sorudur. Birçok okurumuz da bize evrimsel süreçte son birkaç bin yıldır beynin ne yönde evrimleştiği, "evrimsel tutum/trend" olarak da isimlendirebileceğimiz "evrimin tüm parametreler sabit kalacak olursa gideceği yön" konusunda beyin açısından ne gibi bir değişim yaşandığı ve beynimizin büyüdüğü mü, yoksa küçüldüğü mü konusunda sorular yöneltti ve yöneltmeye devam ediyor. İşte bu makalemizde sizlere bu konuda bazı kısa bilgiler vereceğiz ve beynimizin evriminin ne yönde ilerlediğine ışık tutmaya çalışacağız.

İlk olarak şu soruyu yanıtlayalım: "Beynimizin büyümesi veya küçülmesi mümkün müdür?" Teknik olarak evet, evrimsel süreçte beynimiz ve dolayısıyla ortalama zekamız elbette gerileyebilir, hatta göreceli olarak da olsa gerilediği dönemler olmuştur, bunu biliyoruz (az sonra izah edeceğiz). Ancak genel çerçevede baktığımızda, zekanın sağladığı avantajlar hemen her soy hattında zekanın pozitif yönde, yani hep gelişecek biçimde desteklendiğini gösteriyor. Bu durumda, evrimsel süreçte beynin eğer ki uygun çevre koşulları sağlanabilirse her zaman büyüyecek yönde evrimleşebileceğini söyleyebiliriz.
 
Size iki durumdan bahsedebiliriz, biri farazi, diğeri somut bir bilgi:
 
İnsanın evrimine ait 30 civarında farklı tür ve basamak bilmekteyiz. Bunlarda genel olarak hep beyin hacminin büyümesi yönünde bir eğilim gözlenmiştir, bir tanesi hariç: Homo sapiens, yani biz. Her ne kadar veriler çok temiz olmasa da, Oxford Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Stephen Oppenheimer'ın anlattıklarına göre, son birkaç bin yıldır türümüzün beyin hacminde küçülme tespit edildi. Ayrıca Missouri Üniversitesi'nden Drew Bailey tarafından yapılan bir araştırma, 15.000 ila 10.000 yıl öncesinden başlayarak beyin hacmimizin %3-4 arasında küçüldüğünü gösterdiler. Üstelik bu araştırma için Avrupa'dan Çin'e, Afrika'dan Malezya'ya kadar çok geniş bir popülasyonu kullandılar. Bilim insanları hala bunun sebebini araştırıyorlar ve buna yönelik birçok hipotez geliştirildi, tartışmalar da halen devam ediyor. 

Bazı bilim insanları bu beyin hacmi küçülmesinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürüyor. Verilerin gerçeği yansıttığını düşünenlerin arasındaysa anlaşmazlıklar söz konusu. Örneğin tipik bir açıklama "aptallaşıyoruz" gibi lanse edilen ve pek de bilimsel olmayan açıklama. Birçok bilim insanı, teknoloji kullanımının beynimizi geriye evrimleştirmeyeceğinde hemfikir gözüküyor. Çünkü insanın seçilime bağlı evrimi büyük oranda yavaşlamış vaziyette. Beyin boyutlarındaki farklılıklar (varyasyonlar) hayatta kalıp kalmayacağımıza artık karar vermiyor. Kimse vahşi doğada zekasına göre seçilmiyor. Bu durumda, istediğimiz kadar teknoloji kullanalım, beynimizin buna bağlı olarak körelmesi imkansıza yakın.

Öte yandan verilerin gerçeği yansıtmadığını söyleyen araştırmacıların iddiası da oldukça ilgi çekici: beyin gibi çok geniş varyasyon gösteren bir yapının evriminde dalgalanmalar görmek son derece doğaldır. Ancak genel ve uzun vadeli trende bakıldığında beynin her halükarda büyüdüğü görülecektir. Son birkaç bin yıllık beynin küçülüyor gibi olması, bu dönemdeki dalgalanmanın beyin büyüklüğünün azalması yönünde olmasıdır. Bu dalgalanmanın doğrudan seçilimsel bir anlamı olmayabilir ve birkaç bin yıl sonra yeniden yükselişe geçebilir.

Bu araştırmacıların anlatmak istediği, beyin evriminin oldukça gürültülü bir dalga grafiği gösteriyor olmasıdır. Yani iniş çıkışları vardır; ancak genel eğilim büyüme veya sabit kalma yönündedir. Bunu aşağıdaki grafiğe benzetebiliriz:



Bu grafiğin aslında beyin evrimiyle bir alakası yoktur; sadece yukarıdaki argümanın neyi anlatmaya çalıştığını kavrayabilmeniz için kullanmak istedik. Beyin evrimi son derece dalgalı ve iniş çıkışları olan bir süreçtir. Genel trendine bakıldığında, beyin hacminin arttığı görülür; ancak spesifik bir noktaya odaklanıldığında, geçici bir süreyle azalmalar ve küçülmeler görülebilir. Bu küçülmelerin doğrudan evrimsel bir anlamı yoktur, sadece şans eseri o dönemde bir küçülme görülüyor olabilir. Bu tür dalgalı evrimsel süreçler, yukarıdaki grafiğe benzer bir dağılım gösterirler.

Gerçekten de beyin evrimine baktığımızda, uzun vadede hızlı bir büyüme görürüz. Bu genellikle aşağıdaki gibi bir grafikle ifade edilir:



10 milyon yıl öncesinden günümüze doğru geldiğimizde, özellikle hominidlerde, yani türümüze gelecek soy hattında beyin hacminin büyümeye başladığını görürüz. Australopithecus cinsiyle birlikte bu büyüme hız kazansa da, asıl gerçek artışı karmaşık düzeyde aletler kullanabilmeye başlayan Homo habilis'ten itibaren görürüz. 

Günümüzde ise bu büyümenin düzleşmeye başladığını, artışın sabitlendiğini ve hatta yukarıda izah ettiğimiz gibi, gerilediğini görürüz. Örneğin Paleonöroloji ve Zihin Evrimi konusunda araştırmalar yapan Harry J. Jerrison tarafından Scientific American'da 1976 yılında yayımlanan bir makalenin içerisinde şöyle bir görsel yer almaktadır:



Günümüze yaklaştıkça en tepedeki insan beyin evrimi grafiğini düzleşmeye başladığı (platolaştığı) görülür. Bunun sebebi, türümüzün seçilim baskısını kırmış olmasıdır. Az önce izah ettiğimiz gibi, artık beyin büyüklüğümüze bağlı bir seçilim stresi altında değiliz. Evrimin elbette popülasyon yapısını değiştirmek için tek mekanizması seçilim değildir; ancak en hızlı mekanizması seçilimdir. Dolayısıyla şu anda oldukça yavaş bir evrimsel süreç içerisinde ilerlemekteyiz. Dolayısıyla beyin büyüklüğündeki dalgalanmayı da yorumlamak çok zor. Evrimin tersine döndüğünü iddia etmek için daha birkaç bin yıl beklemek ve veri toplamak gerekiyor gibi gözüküyor. Evet, birkaç bin yıl!

Üstelik beynimiz küçülüyor olsa da, bu illa zekamızın gerilediği anlamına gelmiyor. Bu da oldukça ilginç bir durum. Çünkü beynin küçülmesinin tek anlamı zekanın gerilemesi değil. Beynin "paketlenme" biçiminin verimliliği artıyor olabilir. Yani daha küçük bir alana eşit miktarda sinir hücresi sığdırabilecek biçimde evrimleşiyor olabiliriz. Bu da, gelecekte kafalarımız küçülmezse eğer daha fazla nörona sahip beyinlerin evrimleşebilmesi için bir kapı aralıyor. Yani şu anda beynimizin küçülüyor olması, bir ön adaptasyon (ekzaptasyon) olabilir! Bunun arkasından, yine zeki olmak seçilecek olursa, daha da iri beyinli, daha fazla nörona ve sinir bağlantısına sahip soy hatları evrimleşebilir. Şu anda bunu öngörmek ne yazık ki mümkün değil.

Son bir nokta: neden sadece insanda böyle bir büyüme trendi görüyoruz? Madem zeki olmak bu kadar avantajlı, neden her hayvanda beyin giderek büyümüyor ve bu canlılar zekileşmiyor? Bunun kısa cevabı enerji dengesi. Aslında beyni büyütmek çok masraflı bir iş, çünkü beyin hem çok hassas, hem çok kritik, hem de oldukça masraflı bir organ. Dolayısıyla evrimsel süreçte büyük beyinlerin desteklenmesi için sadece "daha zeki daha avantajlıdır" gerçeğinden fazlası gerekiyor. Birçok ön koşulun çevre bakımından sağlanması gerekiyor. Türümüz bu koşulların sağlandığı bir evrimsel süreçten geçtiği için bu kadar zeki hale geldi. Diğer hayvanlardan biri bu yoldan geçecek olsaydı, şu anda o hayvanların bireyleri bu makaleyi yazıyor/okuyor, bizler vahşi yaşamda hayatta kalma mücadelesi veriyor olacaktık. Yani insanı özel kılan bir durum değil bu; bizler şanslıydık ve doğru zamanda doğru yerdeydik (eğer ki büyük beyinler "doğru" evrim olarak kabul edilirse...). Eğer daha uzun bir cevap isterseniz, "İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?" başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.
 
Umarız açıklayıcı olmuştur.
 
Saygılarımızla.
 

Yazan: ÇMB (Evrim Ağacı)


Kaynaklar ve İleri Okuma:
6 Yorum