''Evrim Ağacı Ekibiyle Bilim Anlatıcılığı ve Çevirmenliği'' Konulu Röportaj (13 Ekim 2015)

Yazdır
Yıldız Teknik Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık bölümünde araştırma görevlisi olan Zeynep Süter Görgüler, Kasım 2015'in ikinci haftası Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümünün düzenleyeceği "Yeniden Çeviri Hareketleri" başlıklı konferansa doktora tez danışmanıyla birlikte katıldı. Konuları, Türkiye'de internet ağı üzerinde yapılanmakta olan bilim çevirileri/çevirmenleri... Evrim Ağacı olarak ekibimiz, sitemiz ve yaptıklarımız da onları çok heyecanlandırmış, bizimle de bir röportaj yaparak araştırmalarına dahil etmek istediler. Zeynep, çalışmalarının özünü şöyle anlatıyor:

"Biz bu çalışmayı çeviri sosyolojisi alanına özgü yaklaşımlar merkezinde gerçekleştirdik. Dilbilimin bir adım ötesinde, Darwin çevirilerinin dolaşımında etkili olan sosyolojik koşullar üzerinde durduk."

Biz de kurucumuz ve idari sorumlumuz Çağrı Mert Bakırcı (ÇMB), genel editörlerimizden Şule Ölez (ŞÖ) ve Ayşegül Şenyiğit (AŞ), çeviri editörümüz Mert Karagözoğlu (MK) ve içerik hazırlayıcı yazar ve çevirmenlerimizden olan İlknur Çoban (İÇ) ile kendilerine bir röportaj verdik. Aşağıda, bu röportajın sorularını ve farklı ekip üyelerince verilen cevapları göreceksiniz. 

Röportajı siz değerli okurlarımızla da paylaşmak istedik. Böylece sitemizin bir kısmını oluşturan çeviri haberlerinin Türkiye'de bilimin gelişimine katkıları, bunu yaparken nasıl bir yaklaşım izlediğimiz, Türkiye'de ne gibi bir etki yaratmaya çalıştığımız gibi konularda biraz daha fikir sahibi olabilirsiniz diye umuyoruz. Çünkü her ne kadar bazıları için yabancı kaynaklardan çeviri yapmak "basit" veya "önemsiz" gibi gözükse de, dilbilim araştırmaları ve sosyoloji gibi alanlardaki çalışmalarda Evrim Ağacı gibi kitlesel etki gücü olan ekiplerin çevirileri, mercek altına alınabilecek önemli unsurlar olarak görülmektedir. İyi okumalar.

 

1) Evrim Ağacı topluluğu (Web sitesi + Facebook+ Youtube) içerisinde neden yer almak istediniz? 

ÇMB: Türkiye gibi bir ülkede bile, tek bir kişinin dahi değişim yaratabileceğine inanıyorum. Sonuçta bir ülke ne kadar karmaşıksa, siz de o kadar akıllı olup, o kadar akıllıca oynamanız gerekiyor oyunu. Benim iyi yaptığım, iyi anladığım şey bilimdi; bu nedenle işin o ucundan tutmaya karar verdim. Herkesin kendince iyi yaptığı bir şeyler vardır ve bu alanda en iyisi olana kadar çalışmayı sürdürürse, bence Türkiye’de bile başarılamaz diye bir şey yoktur. Bireysel girişimciliğin, toplumsal ve kültürel değişimde büyük rolü olduğuna inananlardanım. Bu nedenle üzerime düşeni yapmak istedim ve Evrim Ağacı’nı kurdum. Bir diğer motivasyon da, “Eğer tutkuyla yaptığın bir hobiyi meslek edinirsen, ömrün boyunca çalışmana gerek kalmaz.” fikriydi. Ben evrimsel biyoloji ve onun uygulama alanlarını hobi olarak görüyorum, mesleğim ya da işim değil. Doktora konum da evrimsel biyolojinin robotlara uyarlanması konusunda. Doktora çok ağır ve zorlu bir süreç olmasına rağmen, ben eğlenerek ve mutlulukla yapıyorum. Bu bence çok önemli. Bu nedenle, benim gibi bu konuya ilgi duyanlar için bir platform yaratmak istedim. Evrim Ağacı, Türkiye’deki genel halkın popüler bilim algısına akademik bir katkı sağlamak ile, akademik camiaya atılmak isteyen bilim tutkunlarına bir başlangıç sağlayabilmek amaçlarının bir harmanı olarak doğdu diyebilirim.

MK: Evrim Ağacı içerisinde yer alma sebebim, lise döneminde bilimsel ve yabancı dilimi değerlendirebileceğim formasyonlar içinde yer alma dileğimdi. Bunu insanlara en faydalı olabileceğim şekilde yapmak istedim. 

İÇ: Evrim Ağacı, bugüne kadar yaptığı bilimsel eylemlerle samimiyetini ispatlamış bir topluluk. Ben de bilim çevresinden bir insan olarak diyebilirim ki, Türkiye’de bilimin ve bilimsel düşüncenin yaygınlaşması konusunda eksiklikler olduğunu söyleyen pek çok insan mevcutken bu konudaki düşüncelerini eyleme dönüştüren oldukça pek az insan var. Evrim Ağacı da çatısında bu insanları toplayabilmiş bir topluluk. Ben de bu tür düşüncede bulunan ve eyleme geçirmek isteyen bir insan olarak Evrim Ağacı’nda yer almak istedim.

ŞÖ: Bilime gönül vermiş, hevesle ve şevkle çalışan ciddi bir grup, Evrim Ağacı. Ben de birikimlerini bir şekilde toplum yararına kullanma isteğinde taze bir emekliydim. Evrim Ağacı ile Facebook aracılığıyla tanıştım ve onlara da ilettiğim gibi “Yaşamın her alanında akıl, mantık ve bilimi önde tutmak, sürekli öğrenmek ve öğrendiklerini paylaşmak, Türkçe yazınında bilgi birikimi oluşturma çabası gibi ortak noktalarımızdan” hareketle topluluğa çeviri yapmaya başladım.


2) Topluluk içerisindeki görevleriniz nelerdir? Kısaca bilgi verir misiniz? 

ÇMB: Ekibin kurucusu ve idari sorumlusu olarak geçiyorum. Bunu basit bir şekilde anlatmanın pek yolu yok ama; Evrim Ağacı’nın “her şeyinden” sorumluyum diyebilirim. Etkinliklerinden, yazılarından, duruşundan, gidişatından, hatalarından, başarılarından, sorunların çözümünden, insanlar arası ilişkilerden… Bunu birçok insanın idrak etmesi kolay olmuyor; ancak büyük bir sorumluluk. Tabii ki Evrim Ağacı’nda inisiyatife ve sorumluluğa büyük önem ve destek veriyoruz. Birisi, bir hayale veya fikre sahipse, hayata geçirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak ne yazık ki çok az sayıda insan gerçekten hayallerinin peşinden sonuna gidebilecek kadar istekli, çoğu kısa sürede yoruluyor. Biz onlara destek olarak dirençlerini arttırmak ve özellikle de halihazırda hayallerinin peşinden sonuna kadar koşturmaya gücü olanlara ulaşmak istiyoruz. Bu sayede Evrim Ağacı’nın sadece birkaç aylık bir heves olmadığından, onlarca ve hatta yüzlerce yıl ayakta durabilecek bir oluşum olacağından emin olmak istiyoruz. İşte benim görevim, Evrim Ağacı’nın benim ömrümün sınırlarının ötesinde varlığını garanti etmek. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Biz de ne gerekiyorsa yapıyoruz.

AŞ: Evrim Ağacı topluluğuyla beraber çalışmam 2014 senesinde çevirmen olarak başladı. Daha sonra, Evrim Ağacı’nın BirGün gazetesi ile gönüllülük esasına dayalı olan anlaşması neticesinde gazetenin bilim ekibi (BirGün/Evrim Ağacı) içerisinde yazılar yazmaya başladım. Haftalık yazılar yazmamın yanı sıra, Çağrı Mert Bakırcı ve Şule Ölez ile beraber bu ekibin editörlüğünü yürütmekteyim. Ayrıca, Evrim Ağacı web sitesinde (ara sıra da olsa) yazılar yazmaktayım. Çevirmenlik ile başlayan sürecim zaman içerisinde kendi yazılarımı yazmaya dönüştü. Bunun sebebi, ele alınan bir bilimsel konuyu farklı kaynaklara başvurarak bir metin içerisinde hem daha kapsamlı hale getirmek hem de okur için (okuru çeviri dilinin yavanlığından kurtararak) kendi dilinin dinamikleri içerisinde daha anlaşılır/akıcı bir üsluba dönüştürmekti.

İÇ: Ben Evrim Ağacı’nın BirGün Gazetesi - Çeviri Grubundayım. Haftalık olarak bir bilim sayfası oluşturuluyor ve belirlenen başlıklarla ilgili o hafta olan önemli bir olayı yoksa genel bir konuyu yazıyoruz. Açıkçası ben yeni katılmış biri olarak çok fazla katkı yapabildiğimi söyleyemeyeceğim. 

ŞÖ: Önce çeviri yaparak başladım. Daha sonra BirGün gazetesinde haftada bir yayınlanan Evrim Ağacı sayfası için yazılar hazırlamaya başladım; halen yazı hazırlamanın yanı sıra editörlük görevini de bir arkadaşımla paylaşıyorum. Yaptığım çevirilerin metinleri, Evrim Ağacı tarafından belirleniyor ve bir listeyle bildiriliyor. Bu listeden herkes isteği doğrultusunda çeviri alıyor. BirGün gazetesi içinse konuyu kendimiz belirliyoruz, ancak çakışmalar olmaması için ÇMB’yle haberleşerek kesinleştiriyoruz. Daha çok sciencedaily.com, nature.com, nationalgeographic.com, physchologytoday.com, wired.com, sciencealert.com, ifslscience.com gibi İngilizce olarak yayın yapan güvenilir kaynakları kullanıyorum.




3) Türkiye’de evrimsel biyoloji alanında yapılan çalışmalara yönelik görüşleriniz nelerdir? Özellikle, internet ortamındaki diğer platformlarda/bloglarda/sosyal medya ağlarında, evrimsel biyoloji çalışmaları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? 

ÇMB: Evrimsel biyoloji, neredeyse tartışmasız olarak modern bilimin en güçlü sahalarından birisi. Modern bilimin harcı konumunda. Evrimsel biyolojiden elde edilen temel bilgiler ve kavrayışlar, astrofizikten kimyaya, beşeri bilimlerden mühendisliğe kadar her bilim sahasında kendine yer buluyor. Evrimsel biyoloji olmaksızın 21. yüzyıl modern biliminde hiçbir şeyin anlamı ve bütünlüğü yok diyebilirim rahatlıkla. Ancak Türkiye gibi gelişmemiş ülkeler ile ABD gibi gelişmiş ama halkın yer yer aşırı tutucu olduğu ülkelerin halklarında, burası önemli, “halklarında” evrimsel biyoloji algısı müthiş zayıf. Ancak bilim camiasına geçiyorsunuz, evrimsel biyolojinin kabul edilirliği Einstein’ın İzafiyet Teorisi’nin kabul edilirliği ile aynı ve %100’e çok yakın seviyelerde (hangi bilim dallarını dahil ettiğinize bağlı olarak oran değişiyor; örneğin biyolojik bilimlerde evrimin kabul edilirliği bilim insanları arasında %99’ları aşarken, mühendislikte bu oranlar biraz daha düşük – konuya uzak olmalarından ötürü). Ancak Türkiye’de “üniversite kültürü” çok zayıf olduğu için, bizim akademisyenlerimizin de evrimsel biyoloji konusunda halka dönük çalışmaları çok zayıf oluyor. E halk ilgisiz, akademi kalitesi ne yazık ki vasat olunca, evrimsel biyoloji gibi kilit bilim dalları kahvehanelerdeki tartışma düzeyinin ötesine geçemiyor.

İşte biz bunu değiştirmek için kurulduk. Akademi ile halk arasındaki köprü olmak istedik. Bunu büyük oranda başardığımıza inanıyoruz. En azından Evrim Ağacı ile bir miktar haşır neşir olmuş kişilerin, Türkiye’de başvurabilecekleri herhangi bir kaynaktan kat kat fazla yetkin olduğumuza kanaat getirdiğini ve bize güven duyduklarını biliyoruz, duyuyoruz. Tabii ki Türkiye gibi gelişim algısı zayıf ülkelerde bizim gibi girişimleri çekemeyen de çok fazla insan oluyor, bu da beklendik bir şey. Biz tabii ki onlarla enerjimizi kaybetmiyoruz; varımızı yoğumuzu halkımıza modern bilimi anlaşılır bir şekilde iletmeye harcıyoruz. Bu da bizi diğer oluşumlardan biraz ayırıyor. Bilimsel bir konuda bilgi seviyeleri arasında gözle görülür fark olanlar arasındaki sonuçsuz tartışma ve kavgaları değil, bilenden bilmeyene doğru bir bilgi akışını teşvik ediyoruz. Bu dediğim bilim için geçerli tabii ki; yani teknik konulardan bahsediyorum. Yoksa tabii ki her insanın her insandan öğreneceği çok şey var. Ancak biz çok daha spesifik ve çok daha karmaşık, üst düzey konulardan söz ediyoruz. Uzmanlık gerektiren konulardan… Uzun mesailer, çok sayıda makale okumayı gerektiren konulardan… Bu süreçte biz de çok şey öğreniyoruz, çünkü sayfamızı çok kaliteli akademisyenler de takip ediyorlar ve fikirlerini paylaşıyorlar. İşte o durumda biz “bilmeyen” konumunda oluyoruz. Bu durumda biz dinliyor, okuyor, öğreniyoruz. Bilimin güzelliği bu. Biz bu güzelliği Türkiye’ye taşımaya çalışıyoruz.

Biz bunu yapmaya çalışan ilk oluşum değiliz, bizden önce birkaç girişim olmuştu internet üzerinden yayın yapan. Fakat biz, bu konuda ilk defa istikrarlı, Türkiye çapında ses getirmeyi başaran ekip olduk diyebiliriz. Bizden önceki bazı gruplar aşırı akademik kaldıkları için halka dokunmakta zorlandılar (ki bu her zaman kötü bir şey değildir; böyle gruplara da ihtiyacımız var Türkiye’de akademi kültürünü geliştirmek için). Ancak bunlar azınlıkta… Bizden sonra çıkan birçok grup, popülizm hatasına düştü. Seyircilere oynamayı tercih ettiler. Hangi yazı daha fazla “tık” alır derdine düştüler. Bunlar çok sık düşülen hatalar günümüzde ne yazık ki. Amaçların farklılığından kaynaklandığını düşünüyorum. Her gün onlarca “bilim” sayfası açılıyor Facebook’ta, neredeyse hiçbiri kalıcı olmuyorlar. Çünkü dediğim gibi, Türkiye gibi zorlu bir coğrafyada vizyon gerekiyor. Oyunu akıllıca oynamak gerekiyor. Ve yaptığınız işi çok iyi bilmeniz, mümkünse çok iyi bir ekibiniz olması gerekiyor. Evrim Ağacı’nı diğerlerinden ayıran bunların iyi bir kombinasyonunun olması.

Tüm bunları demişken, Evrim Ağacı’nın bu şekilde olan tek oluşum olmadığını da hemen belirtmemiz gerekiyor. Bu çok önemli. Zaten Facebook’ta zaman geçiren insanlar, bu farkı hemen anlıyorlar, Evrim Ağacı ekolünden olan veya en azından paralelinde olan diğer sayfaların da farkına varmaya başlıyorlar. Bizimle aynı kafa yapısını paylaşan oluşumlar hep Türkiye’de yer edinmeyi başaran oluşumlar. Örneğin Kozmik Anafor, Yalansavar, Bilim Kazanı, Açık Bilim gibi köklü oluşumlar (ki bunların bazıları Evrim Ağacı’ndan eskiye gidiyor; fakat son birkaç yılda aslen hızlanan oluşumlar) Türkiye’ye çok katan ve muhtemelen uzun yıllar eskimeyecek olan girişimler. Bazı yeni oluşumlar da var umut vaadeden, Bilimfili gibi, Bilimin Sesi gibi… Bunlar çok değerli çalışmalar. Biz hep diyoruz, “Biz hep birlikte güçlüyüz.” diye. Bu birlik ve beraberlik algısı bilimde de çok önemli. Birbirimizi yeri geldiğinde eleştirmekten çekinmiyoruz; fakat bunu akademik profesyonellik çerçevesinde yapıyoruz. Ülkemizde en çok hissedilen eksiklerden birisi yapıcı eleştiri yapma becerisi. Biz kendi içimizde bunu çözdük diyebilirim; fakat halkımızın alması gereken çok ama çok yol olduğunu düşünüyorum bu konuda. Ama bu başka bir tartışma konusu.

MK: İlk etapta Evrim Ağacı’na katılma sebebim, oluşumumuzun evrimsel biyoloji konusunda son sözü söyleyen, bilir kişi konumunda olmasıydı. Bu konumu korumasını diğer platformların aksine salt bilim yapmayı ilke edinmesine ve bunu ciddi bir disiplinle yapmasına bağlıyorum. Belli bir tirajın üzerine çıkmış diğer platformların geneli, doğrudan evrimsel biyoloji çalışmıyorlar, çalıştıklarında da Evrim Ağacı ile ilgileri şu veya bu noktada oluyor. Bundan ötürü bizim düsturumuza bağlı kalıyorlar ve bağlı kaldığı surette iyiler. 

AŞ: Türkiye’de evrimsel biyolojiyi tanıtıcı/halka ulaştırıcı çalışmalar yapan Evrim Ağacı haricinde çok az kurum olduğu kanaatindeyim. Şayet evrimsel biyoloji ve onun diğer alanlara getirdiği bilimsel bakış açısı toplumun geniş kitlelerince benimsenirse, ülkemizde olumluya doğru pek çok şeyin değişeceği ve gerçekten de gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşacağımız inancını taşıyorum.

İÇ: Türkiye’de son zamanlarda popüler bilim siteleri biraz daha yaygınlaşmış olmasına rağmen çoğu genel olarak bütün bilimsel konulardan besleniyor fakat Evrimsel Biyoloji konusunda spesifik olarak tabii ki Evrim Ağacı’nın bir numara olduğu su götürmez bir gerçek. Evrim hakkında yazan bir-iki tane daha grup var ancak onlar bu kadar aktif değil. Evrim hakkında Google’da araştırma yapan birinin karşısına çıkan ilk 20 sayfa sanıyorum ki bilim dışı şahıs ve kişilerin siteleri. Ve bu tabii ki oldukça büyük bir sorun. Evrim Ağacı’nı daha da büyük bir veri tabanı sitesi haline getirip yaygınlaştırmanın yanında, bu eğitimi almış pek çok insanın benzer bloglar açarak aynı zamanda bu konuda yoğun bir “evrimsel biyoloji” ağının oluşmasının, biraz önce bahsettiğim safsata dolu sitelerin önüne geçmesinde etkili olacağını düşünüyorum. İnternette her okuduğuna inanan bir topluluk için en basitinden bu şekilde aktif bir eylem yapılabilir. Ve tabii sonuç olarak yine internet ortamında bu yazıları yaymamız gerekir.

ŞÖ: Önce çeviri yaparak başladım. Daha sonra BirGün gazetesinde haftada bir yayınlanan Evrim Ağacı sayfası için yazılar hazırlamaya başladım; halen yazı hazırlamanın yanı sıra editörlük görevini de bir arkadaşımla paylaşıyorum. Yaptığım çevirilerin metinleri, Evrim Ağacı tarafından belirleniyor ve bir listeyle bildiriliyor. Bu listeden herkes isteği doğrultusunda çeviri alıyor. BirGün gazetesi içinse konuyu kendimiz belirliyoruz, ancak çakışmalar olmaması için ÇMB’yle haberleşerek kesinleştiriyoruz. 




4) Platformunuzda evrime yönelik çevirdiğiniz makaleleri hangi kaynaklardan seçiyorsunuz?

ÇMB: Araştırmalarımızda sadece İngilizce kaynaklara yer veriyoruz, Türkçedeki hiçbir kaynağa güvenmiyoruz. Kullandığımız sitelerin başında ScienceDaily, Phys.org, Science ve Nature dergilerinin "news" (haberler) kısımları geliyor. Bizim yaptığımızı İngilizce olarak sürdüren I Fucking Love Science, From Quarks to Quasars gibi sitelere de başvuruyoruz. Sıklıkla da doğrudan makalelerden bilgilere ulaşıyoruz. Şurada, güvenilir bulduğumuz bazı kaynakları yazdık.

Bir de Wikipedia var tabii ki... Meşhur Wikipedia... Herkes "Aman orası çok güvensiz." lafını şiar edinmiştir (tabii Vikipedi için diyorlar bunu genelde); ancak istisnasız herkes buna başvurur. Akademik bir perspektiften ele alayım bunu da kısaca: Wikipedia (İngilizce olanı), şu anda var olan neredeyse tüm Türkçe kaynaklardan daha güvenilirdir. Ancak Vikipedi (Türkçe versiyonu) için aynı şey söylenemez. Bu da kültürel sebeplerle ilgili biraz. Amerikan versiyonundaki editörlerin bilime yatkınlığı ile, Türkçedekini kontrol edenleri kıyaslama abesle iştigal olacaktır. Bu konuda bir Nature makalesi de vardı yanılmıyorsam, Wikipedia'nın güvenilirliğini Kaos Teorisi çerçevesinde analiz ediyorlar. Çünkü kaotik, herkes girdi yapabiliyor, düzenleyebiliyor. Ancak kolektif düzeltme mekanizmaları, eğer belirli bir seviyeyi geçerse, güvenilirliği sağlayabiliyor. Makalede gösterilen buydu.

Hoş, biz genellikle Wikipedia'yı doğrudan kaynak olarak kullanmıyoruz. Birçok akademisyenin bile derslerini hazırlarken, hatta alanlarında araştırma yaparken kullandığı gibi, Wikipedia'yı sadece "kaynaklara ulaşma aracı" olarak görüyoruz. Çünkü Wikipedia'da kaynak göstermek çok önem verilen bir şey. Ancak anlatımlar, bir "ansiklopedi" gibi herkesin anlayabileceği dilde. Dolayısıyla Wikipedia'da rahat bir okuma yaparken, yeri geldiğinde kolaylıkla ilgili akademik makaleye geçebiliyorsunuz verilen kaynaklar sayesinde. İşte bizim yaptığımız da bu. Wikipedia'dan başlayarak akademik kaynaklara ulaşıyoruz, sonrasında ise oralardan bilgileri teyit ederek Türkçeye kazandırıyoruz. Her ne kadar inatla gizlenmeye çalışılsa da (tuhaf bir çaba bu bence); çok fazla sayıda akademisyenin yaptığı da tam olarak bu. Ama akademide de aşılıyor bu korkaklık artık. İnsanlar Wikipedia'ya (tekrar tekrar söylüyorum: İngilizce olan versiyonundan bahsediyorum) daha sıcak ve güvenle yaklaşıyorlar. Tabii ki mutlaka tedbirli olmak ve kaynakları kontrol etmek kaydıyla.

AŞ: Kaynak metinlere ulaşmamız genellikle internet üzerinden oluyor. İngilizce yayın yapan ifls.com veya phys.org gibi bilim sitelerin makalelerini tarayarak ya da youtube’taki bilimsel videoları kendi dilimize kazandırarak yazılarımızı çıkartıyoruz. Yazılarımızın konularını internette okuduğumuz makaleler oluşturabildiği gibi kendi kişisel yaşantılarımızda merak ettiğimiz bir konu ile ilgili araştırmalar yaparak da belirleyebiliyoruz.

MK: Topluluk içinde bir bilim atölyesi düzenledim, 3 konferansta konuştum. Sunum ve çeviri bölümlerinde görev alıyorum. 
Bir çevirmen olarak da birgün gazete sayfamız için kaynaklarım ASAPScience, Vsauce 1-2-3 youtube kanalları, 
Websitemiz için ise iflscience, sciencedirect, sciencedaily, huffington post, scientific american kullanıyorum. 

İK: Kaynak metinlere ise bilim haberleri konusunda oldukça popüler olan ScienceDaily, IFL Science, ASAPScience vb. sitelerden yararlanabiliyorum, önemli bir gelişme olduğunda buradan haberim oluyor. Fakat genel olarak bir konunun bilimsel içeriği için (ve kendim bir biyolog olduğum için) PubMed’ten kaynak taraması da yapıyorum.

ŞÖ: Daha çok sciencedaily.com, nature.com, nationalgeographic.com, physchologytoday.com, wired.com, sciencealert.com, ifslscience.com gibi İngilizce dilinde yayın yapan güvenilir kaynakları kullanıyorum.


5) Eklemek istediğiniz farklı konular varsa ekleyebilirsiniz.

ÇMB: Burada tüm büyük bilim sayfaları adına bir şey eklemek istiyorum: İnsanlarımızın ellerinin altında bulunan bu kıymetleri iyi bilmeleri gerektiğini söylemek istiyorum. Bunlar herhangi bir karşılık beklemeksizin yapılan, çok zaman alan, çok sıkıntılı, çok dertli girişimler. Bizler, sırf halkımıza bir şeyler katabilmek, karanlığa lanet okumaktansa bir mum yakabilmek, insanlarımız için bir yol açabilmek için gece gündüz demeden çalışan insanlarız. Çoğu zaman çok ağır ve haksız eleştirilerle karşılaşıyoruz ve ne yazık ki bunların çoğu, biz bilim sayfalarını tanımadan, anlamadan, anlamaya çalışmadan yapılan eleştiriler oluyor. Bunlar yıpratıcı ve yorucu oluyor. Velev ki biz bilim sayfaları işimizi kötü yapıyor olsaydık bile, Türkiye’yi bilimsel farkındalık konusunda sıfırın bir tık ötesinde tutabilmeye çalıştığımız için mantıken desteklenmemiz gerekirdi. Fakat tabii ki halk içerisinde de, o bilimsel farkındalığı sıfıra ve daha da altına çekmek isteyen çok insan var. Dedim ya oyunu çok akıllıca oynamak lazım diye. Bu kişileri ayırt edip, yüzümüzü daima bilime ve bilimden yana olanlara dönmek çok büyük önem arz ediyor. Bu karanlıktan ancak bu şekilde çıkabiliriz, gerçekten… Biz de bu nedenle dişimizi sıkıp umursamıyoruz bizleri çeşitli nedenlerle ve yalanlarla yaralamaya çalışanları. Bu yolda bize destek olan da on binlerce insan var, onların temenni, katkı,  destek, yardımlarına sığınıyoruz. Bunlar bize güç veriyor.

“Bana ne!” deyip geçmek yerine, bu zorlu yolu seçen tüm bilimseverlere, özgür düşüncelilere, meraklı ve öğrenmeye aç beyinlere selam olsun. Tüm bu insanlar ve oluşumlar nedeniyle hala bir umut var.

Sevgiler.
6 Yorum