Velociraptor'ların Detaylı Analizi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Tarih öncesi canlılar söz konusu olduğunda akla gelen ilk isimlerden birisi Velociraptor cinsidir. Gerek beyazperdede gerekse kitaplarda sıkça konu oldular. Çoğumuz Michael Crichton’ın meşhur Jurassic Park romanından ve Steven Spielberg’in beyazperde yorumlamasından tanırız kendisini. Fakat gerçekte Velociraptor, filmlerde gösterildiğinden çok daha farklıdır. Peki gerçekten kimdir bu isim? Nedir? Ne değildir?

Dinozorlar genel olarak ornithischianlar ve saurischianlar olmak üzere iki büyük takıma ayrılırlar. Velociraptor’lar ise saurischian takımının theropodlar alttakımı dahilinde dromaeosauridler yani ”raptorlar” ailesinin bir üyesi olarak <span class=taksonomide sınıflandırılırlar. Saurischian, kelime anlamı olarak kertenkele kalçalı demektir. Ornithischian ise kuş kalçalı demektir. Bu ayrım, dinozorların pelvis yapılarındaki morfolojik farka göre yapılır. Saurischianların coxae’sındaki yani kalça kemiklerindeki pubis yapısı ornithischianların aksine öne bakar. Fakat yine isme aldanmayın. Kuşların evrimsel olarak köken aldığı filogenetik takım, bu takımdır; kuş kalçalılar değil." src="http://www.evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/25043688_93317-004-510797aejp.jpg" style="height: 373px; width: 560px;" />

Jurassic World'de gösterilen, Jurassic Park'a atıf olarak halen Velociraptor olarak adlandırılan, aslen Deinonychus, Utahraptor veya Achillobator olarak isimlendirilmesi gereken canlılardır. Gerçekte Velociraptor, bir tavuktan biraz daha büyük, belki bir hindi ile denk büyüklükte görülebilecek hayvanlardır. İnsan boyunda ve hatta ondan uzun olmaları imkansızdır. Bu hatanın yapılmasının ana nedeni, Steven Spielberg tarafından film ilk kez hazırlanırken aslen Deinonychus olduğu sonradan anlaşılan bir dinozor fosilinin, paleontolog Gregory Paul tarafından Velociraptor antirrhopus tür ismiyle kategorize edilmesidir. Ancak bu durumu kurtarmıyor; çünkü filmde de, kitapta da yapılan kazılar ABD'nin Montana eyaletinde geçiyordu. O zamanlarda da, şimdi bildiğimiz gibi bu bölgede yaşayan raptorların hiçbiri Velociraptor değildi; hepsi Deinonychus olarak biliniyordu. Sanıyoruz ismin biraz daha havalı olması için orijinal seride de, yeni filmde de Velociraptor  tercih edildi.

Micheal Crichton, 1980’lerde Jurassic Park’ı yazarken, Achillobator fosili daha yeni keşfedilmişti ve Velociraptor’un büyük bir varyasyonu olduğu tahmin ediliyordu. Velociraptor’da bile tüy izlerinin keşfi ile tüylerin varlığının doğrulanması 2000’lere dayanıyor. Ayrıca film ve kitaplar, Gregory S. Paul adındaki paleontologun ürettiği farklı bir taksonomiyi takip ediyordu. Gregory, Velociraptor’u birçok raptor (dromaeosauridae) türünü barındıran bir cins olarak düşünüyordu. İşte bu yüzden filmlerdeki "zeki kızlarımız" biraz fazla büyük ve tüysüz. Ardından filmin yapımı bittiğinde Utahraptor yeni keşfedildi. Stan Winston’ın da ”paleontologlar keşfedemeden, ben yarattım!” şeklinde güzel bir esprisi dahi vardır. Ancak boyutu ve tüyleri elediğimizde pronasyonlu elleri, vücut oranları ve kafataslarının yapısı yine de hatalı! Bu hatalar, InGen’in kehribardaki sivrisinekten izole ettikleri DNA’nın genetik mutasyonlarına ya da kullandıkları amfibyen DNA’sı üzerinden oluşan varyasyonlara verilebilir. Yani kısaca bahaneler bulunabilir; fakat olayların üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen neden Jurassic World filminde yönetmen ve senaristler bu tür bilimsel ayrıntılara önem göstermiyor? Klasik serinin kalıplaşmış karakterlerini bozmamak için mi? Peki kalıplaşmış karakterler gerçeklerden daha mı değerli? Çoğu izleyici o bilgileri sorgulamadan benimser. Zaten bilimkurgu filmlerinin en önemli özelliklerinden birisi de bilimsel bilgiler vermesidir. Yine de neden aynı hatalar yapılmaya devam ediliyor? Ya da buna ”hata” demek ne kadar doğru? Çünkü yeni yönetmen Colin Trevorrow’un, Jurassic World için şöyle bir açıklama yaptı:

”Bizim dinozorlarla ilgili bilgilerimiz sürekli gelişecek. Bu değişimi senaryolara uydurmak zor olacaktır. Bu yüzden başladığımız gibi yola InGen’in yarattığı dinozorlarla devam etmek daha uygun olur.”

Ayrıca bir Jurassic Park hipotezine göre; tüylü dinozorlar fazla dikkat çekici değilmiş. Park’ta tüylü dinozorlar istenmiyormuş. Bu yüzden de Park’ın ekonomisi için genetik olarak tüyler kaldırılmış.

Şimdi Jurassic Park’ta gösterilen Velociraptor  dış görünüşünü tamamen unutmanızı istiyoruz. Çünkü tek sorun, tek bir dinozorun isimlendirmesi bile değil. Filmin adı bile bu konuda yanıltıcı içerikte... "Jurassic" Park isminden yola çıkarak, bu dinozorların Jurasik Dönem'de yaşadığını tahmin edebilirsiniz. Ancak bu hata olacaktır. Çünkü yaklaşık olarak 85.8 milyon yıl ile 71 milyon yıl öncesine denk gelen Geç Kretase Döneminde yaşadılar. Soğukkanlı bir kertenkele değil, ılıkkanlı bir aviandırlar. Peki bu, Jurassic Park'ın efsanevi içeriğine leke sürer mi? Evrim Ağacı olarak her zaman dediğimiz gibi: Tabii ki, hayır!

Şimdiye kadar bulunan Velociraptor <span class=fosilleri içerisinde V. mongoliensis ve V. osmolskae olmak üzere 2 türü tespit edilebilmiştir." src="http://www.evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/25666302_deinonychussushibyew.jpg" style="height: 336px; width: 560px;" />

İsim aslında çok önemli değil; çünkü örneğin Achillobator olarak bilinen ve Velociraptor cinsine kıyasla filmdekilere kat kat benzeyen tür, ilk filmin yapılmasından sonra keşfedilmişti. Dolayısıyla bu hata kabul edilebilir. Asıl sorun, bu dinozorların dış görünümlerinin kritik bir şekilde hatalı olmasında yatıyor. Sözü geçen 3 raptor da, diğer tüm maniraptoran teropodlar gibi tamamen tüylerle kaplıydı! Steven Spielberg yine affedilebilir, çünkü o zamanlarda bu bilinmiyordu. Ancak 2015 yılında vizyona giren Jurassic World için bu hata pek kabul edilebilir değil, çünkü sayısız dinozorda tüylerin keşfi, günümüzdeki kuşlar ile dinozorlar arasındaki evrimsel köprüyü tartışılmaz bir şekilde kuran, paleontolojide çağ açan bir keşiftir. Bunun filme yansıtılması, bunca bilim insanının emeğine hoş bir göz kırpma olurdu. Tüm bu raptorların ait olduğu Dromaeosauridae ailesi, Troodontidae isimli bir diğer tüylü dinozorlar ailesinden sonra kuşlara gidecek soy hattıyla en yakın akrabalık ilişkisi olan grup. Günümüzde her yanımızda yaşayan kuşlar, doğrudan bu filmlerde gördüğümüz canlıların kuzenlerinden evrimleşti! 

Yukarıda bir raptor türü olan Deinonychus antirrhopus’tan da gördüğümüz gibi kolları ve tüyleri uçmak için oldukça elverişsiz. Bu yüzden tüyleri uçmaktan ziyade aerodinamik fayda kazandırıyordu. Aynı zamanda <span class=cinsel seçilime büyük katkıları olduğu, kuluçkaya yatarken izolasyon sağladığı, vücut sıcaklığını düzenlemek üzere termoregülasyon görevi gördüğü ve düşmanlarına güç gösterisi yapmaya yaradığı düşünülüyor." src="http://www.evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/25860807_deinonychusantirrhop.jpg" style="height: 265px; width: 560px;" />

evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/25897951_3123jpg.jpg" style="height: 426px; width: 560px;" />

Boyutlarına gelirsek yetişkin bir Velociraptor, yaklaşık olarak bir hindi büyüklüğündedir. Ağırlığı 15 kg civarlarında, uzunluğu 2 m ve yükseliği ise 45 – 50 cm civarındadır. Kafatası diğer raptor türlerine göre biraz daha uzundur. Etçildir, jilete benzer dişlerinin arkası ön taraflarına göre tırtıklı ve keskindir. İkinci parmağı diğerlerinden büyük olan keskin tırnaklı büyük bir ele (manus) sahiptir. Bilek (carpal) kemikleri kuşlarınkine aşırı benzerlik gösterir. Çoğu theropod 3 ayak parmağı üzerinde yürür. Fakat raptorlar 3. ve 4. ayak parmakları üzerinde yürürler. Çünkü, 1. ayak parmağı avlanmak için özelleşmiştir. Yaklaşık 6,5 – 9 cm’ye ulaşan kıvrımlı keskin pençesi ile avına kenetlenmesini sağlar. Keskin pençelerini ve jilet gibi dişlerini kullanarak avının damar yolunu kesip saniyeler için öldürebilir. Ayrıca kuyrukları uzun ve yere paralel sert bir şekilde durur. Bu sayede hızlı koşularda rotasyon ve stabilite ile beraber keskin manevralar yapabilmesini sağlar. Genelde sürü ile avlanırlar. Kendilerinden büyük avları indirmek için bir aslan sürüsü gibi davrandıkları düşünülüyor. Paleoekolojik spekülasyonlar üzerinden söyleyebiliriz ki genelde küçük kertenkeleler, proto-primatlar ve böcekler ile birlikte en büyük olarak domuz büyüklüğünde avları tercih ediyorlardı. Ayrıca 3 ile 4 m ileri ve yükseğe sıçrayabilirler. Bu sıçrayış hem gövdesinin bacak kaslarına için hafif kalmasından hem de içi boş kemikleri ve kuş benzeri kanatları sayesinde avantajlı olmasından kaynaklanır. Şu an bir Velociraptor yaşasaydı, bizim için tuhaf bir kuştan farkı olmazdı.

Yine çok yapılan bir hata ise, çoğu bipedal (iki ayak üzerinde yürüyebilen) theropodun avuç içlerinin yere dönük olarak gösterilmesidir. Fakat kuşlar gibi bilek kemikleri pronasyon yapmalarını engeller. Bu yüzden el ayası (facies digitalis palmaris), yere değil alkışlamaya benzer olarak sürekli birbirine ve mediale dönük yani vücuda bakar. Primatlarda pronasyon, önkolun radioulnar ekleminde yapılır. Fakat bipedal theropodlarda radius kemiğinin sonu ulna kemiğinin yanında kilitlenir. Bu yüzden hareketi kısıtlar. El ayasının yere bakması için yapmaları gereken hareket, kuşların kanatlarını açmasına benzer olarak kolları laterale doğru kaldırmaktır. Ancak kollar yanlara kaldırılarak, eller açılabilir.

Çoğunlukla Moğolistan ve Çin civarında fosiller bulunduğu için yaşam alanlarının oralar olduğu düşünülüyor. Zekayı belirleyen önemli özelliklerden birisi beyin/vücut oranıdır. Bu sayı büyüdükçe canlının zekası da artar. Dolayısıyla evet, diyebiliriz ki raptorlar, diğer türlere göre daha zekidirler. Fakat bilgi olsun diye belirtelim, bilinen en zeki tür Troodon’dur. Neredeyse bir keseli memeli kadar zekidirler. Kısaca Kretase Döneminin Albert Einstein’ları diyebiliriz. 

Dolayısıyla, filmde ufak bir düzeltme yapılacak olursa: fotoğrafta gördüğünüz canlılar, Velociraptor olarak isimlendirilmemelidir. Ayrıca filmde gösterildiğinin aksine, ana görselimizde sonradan Photoshop ile düzenlendikleri gibi, tüylerle kaplı olmaları gerekiyor.

Bu canavarlar ve yakın kuzenlerinden kuşların evrimleşmiş olduğunu bilmek, gerçekten nefes kesici. Evrimin karşı konulamaz değiştirici gücüne en güzel örneklerden biri!

Düzenleyen: ÇMB

Corpus Callosum

Etik Muhakeme Seviyesi Yüksek Olanların Beyinlerindeki Gri Madde Seviyesi de Yüksek Olabilir!

Yazar

Pedram Türkoğlu

Pedram Türkoğlu

Yazar

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim görüyor. İlgilendiği bilim dalları paleobiyoloji, zooloji, anatomi, immünoloji, mikrobiyoloji, tıp ve evrimsel biyolojidir.

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim