Benim uzmanlık alanım adli toksikoloji ve kimya; yani laboratuvarda bir bitki özütüyle karşılaştığımda genellikle onun birini nasıl zehirlediğiyle veya ölümüne nasıl yol açtığıyla ilgilenirim, nasıl iyileştirdiğiyle değil. İşin klinik tıp ve nöroloji kısmı benim sınırlarımın dışında kalıyor. Ancak konuya doğrudan kimyasal yapılar ve toksikolojik mekanizmalar üzerinden bakabiliriz.
Bahsettiğin yabani iğde (muhtemelen Hippophae rhamnoides), kromatografi cihazlarına soktuğumuzda karşımıza adeta bir antioksidan ve fenolik bileşik cephaneliği çıkarır. İçeriğinde yüksek miktarda C vitamini, E vitamini ve özellikle kuersetin (quercetin) ile izorhamnetin gibi flavonoidler bulunur.
Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların beynin olay yerinde bıraktığı en belirgin izler, oksidatif stres ve nöroenflamasyondur. Otopsilerde nöronlardaki o acımasız tahribatı görürsünüz; hücreler deyim yerindeyse kimyasal olarak paslanır. Yabani iğdenin içindeki bu bileşikler, hücresel yıkıma neden olan serbest radikalleri yakalayıp etkisiz hale getiren mükemmel moleküler çöpçülerdir. Üstelik literatürdeki bazı in vitro (tüp içi) çalışmalar, bu bitkiden elde edilen ekstraktların asetilkolinesteraz enzimini baskıladığını gösteriyor. Bu, günümüzde Alzheimer semptomlarını yavaşlatmak için farmakolojide kullanılan temel hedef mekanizmalardan biridir.
Fakat mesleki deformasyonum gereği soğuk gerçekleri söylemek zorundayım: Bir kimyasalın petri kabındaki izole nöronları korumasıyla, canlı bir insanda kan-beyin bariyerini aşıp o kapalı sisteme aktif formda ulaşması bambaşka şeylerdir. Tüpte mükemmel çalışan bir molekül, midenin asit havuzunda veya karaciğerin detoksifikasyon merkezinde tamamen inaktif metabolitlere dönüşebilir.
TÜBİTAK projenizdeki sonuçlar muhtemelen bitkinin bu yüksek nöroprotektif (sinir koruyucu) potansiyelini doğruluyordu. Eldeki bilimsel veriler ışığında yabani iğdenin bu hastalıkları tedavi edebilecek bir mucize olmaktan ziyade, oksidatif stresi yavaşlatabilecek koruyucu bir ajan olma potansiyeli taşıdığını söyleyebiliriz. Sonuçta bir cinayeti önlemek, cesedi diriltmekten her zaman daha kolaydır.
Kaynaklar
- V. Singh. Sea Buckthorn (Hippophae Rhamnoides L.): A Multipurpose Wonder Plant, Vol. 2: Biochemistry And Pharmacology. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- G. B. M. L. Silva et al.. Neuroprotective Effects Of Flavonoids In Neurodegenerative Diseases. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı