Biyolojik olarak tamamen bireysel bir yaşama kısa vadede adapte olamayız çünkü günümüzde gözlemlediğimiz bireyselleşme genetik bir evrim değil, teknolojik ve kültürel bir çevre değişimidir. Yüz binlerce yıllık evrimsel sürecimiz bizi zorunlu olarak iş birliği yapan sosyal primatlar haline getirdi. Bugün şehir hayatında kimseye doğrudan muhtaç olmadan tek başımıza yaşayabilmemiz, biyolojimizin buna uyum sağladığını değil, yalnızca teknolojinin kabilenin sağladığı güvenlik ağını yapay biçimde taklit ettiğini gösterir.
Evrimsel biyolojide bu duruma evrimsel uyumsuzluk (evolutionary mismatch) denir. Bizim biyolojik donanımımız hala avcı toplayıcı atalarımızın yüz elli kişilik küçük kabile ortamına göre ayarlı. Derste bazen sınav stresinden bunalan bir öğrencim arka sıradan çıkıp "Hocam ben insan sevmiyorum, tek başıma bir dağ evinde yaşasam dünyanın en mutlu insanı olurum" diye isyan eder, iki teneffüs sonra kantinde arkadaş grubundan ayrı düşünce yüzü düşer :) Çünkü beyin kimyamız öyle çalışmıyor. Atalarımız için kabileden dışlanmak ya da yalnız kalmak doğrudan yırtıcılara yem olmak veya açlıktan ölmek demekti. Bu yüzden beynimiz sosyal izolasyonu hala acil bir fiziksel tehdit gibi algılar.
Bugün süpermarketler, kuryeler ve yalıtılmış apartman daireleri sayesinde kimseyle yüz yüze gelmeden karnımızı doyurup barınabiliyoruz. Fakat doğa bu yapay konforun faturasını bize ağır ödetiyor. Kronik yalnızlık yaşayan bireylerde stres hormonlarının yükselmesi, bağışıklık sisteminin baskılanması ve kalp damar hastalıklarının artması bu evrimsel alarmın sonucudur. Dışarıdan izole edilmiş bir fiziksel sistemin dengesini korumak için sürekli enerji tüketmesi gibi, insan bedeni de kabile bağları olmadan kendi iç biyolojik dengesini korumakta zorlanıyor.
Evrimsel olarak bu bireysel yaşama adapte olup olamayacağımız sorusuna gelirsek, biyolojik seçilimin hızı kültürel değişimin hızına yetişemez. Doğal seçilimin yalnız yaşayan insan tipini biyolojik olarak seçebilmesi için, izole yaşayan bireylerin sosyal olanlara kıyasla belirgin bir üreme ve hayatta kalma avantajı elde etmesi gerekir. Oysa modern dünyada bireyselleşme ve yalnızlık tam aksine doğum oranlarını düşürüyor. Dolayısıyla ortada bireyselliği kalıtsal olarak ödüllendiren bir seçilim baskısı bulunmuyor, sadece kendi inşa ettiğimiz bu yapay çevrede kadim biyolojimizle çatışarak yaşamayı sürdürüyoruz.
Kaynaklar
- John T. Cacioppo, Stephanie Cacioppo. Social Relationships And Health: The Toxic Effects Of Perceived Social Isolation. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Norman P. Li, Satoshi Kanazawa. Country Roads, Take Me Home... To My Friends: How Intelligence, Population Density, And Friendship Affect Modern Happiness. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı