İnançta Mantık Aranmaz!
Mantık ya da daha eski ve bilindik adı ile eseme, bir bakıma akıl yürütmedir. Ve biz insanlar akıl yürütmeyi geçmişimizin acılı ve bedeli çok ağır olan deneyimlerine borçluyuz.
Bir zamanlar kendiliğinden olan bu süreç, akıl yürütmenin disipline edildiği felsefenin öncülüğünde bilim adı altında günümüzde işlerliğini sürdürmeye devam diyor.
Dolayısı ile matematik de bu sürecin bir çıktısı ve hala da öyle. Ve dolayısı ile de aynıları aynı yerde ayrıları ayrı yerde tutmakta fayda vardır diye düşünüyorum.
Çünkü bugün itibarı ile ve geçmişten gelen, tek veya çok tanrılı çokça din ve sayısız inanç sitemi var. Ve her birinin bir külliyatı. Eğer biz bu külliyatı matematik veya başka bir bilimsel alan üzerinden izah etmeye, tanımlamaya veya ispatlamaya kalkışır isek iki onarılmaz soruna yol açmış oluruz.
İlki bilimi alanı ve amacı dışında kullanmak ki bu bizi çok ciddi ve geri dönülemez bir çıkmaza sokar. İkincisi ise inanç alanı ile ilgilidir. Bir inancı bilim ile izah ve ispat etmeye kalkıştığımız an aksine de yol açmış oluruz. Yani boşa çıkarmaya ve çürütmeye. Buna hakkımız olduğu kanaatinde değilim.
Soruya vesile olan üçlemeye gelirsek. Aslında üçlemeler ta felsefenin babası sayılan Platon’a kadar gider. İlk üçleme de, hemen hemen tek tanrılı dinlerin tamamının ortak öznesidir ve çoban-mağara-ışık şeklinde ifade edilir.
Ancak bundan farklı olarak İsevilikte (Hıristiyanlıkta) üçleme tanrı ile özdeşleşme temeline oturur. Baba, oğul ve kutsal ruh bu üçlemede özdeştir. Bunu Müslümanlığın bazı mezheplerinde doğrudan ve tasavvufta dolaylı olarak , enelhak vurgusu ve tanrı ile bütünleşme şeklinde görürüz. Hatta Budizm de ve çoğu yerel ( Latin Amerika ) inançta da görürüz. İlgili coğrafyaların mitolojileri bunu yeterince ve açıkça ortaya koyuyor. .
Teslis de bunlardan farklı değil ve selase’den türetilmiştir. Yani Arapçada üç sayısından ve üçleme olarak.
İlginçtir ki aynı coğrafyada ve esasında birbirinin devamı ve öz kardeşi olan tüm dinlerde (Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta) ya doğrudan ve dinin inanç siteminin tamamında ya da dolaylı ve ilgili dinin bir veya birden fazla mezhebinde bunu çok net görürüz. Her üçü de Hz İbrahim’e dayandırılır yani hepsinin büyük büyük atası ve kaynağı ortaktır.
Bunu her üç semavi dinin 4 kitabını ve sırasıyla Tevrat, sahife (sayfa) olarak içerdiği Zebur, İncil ve Kuranı Kerim şeklinde ve gerçekten anlamak üzere okuduğumuzda bu gerçeği çok net görürüz.
Yine de aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde gerek sevgili dostum. Sevgiyle…