Dinin içerisinde ki bu türden meseleler genellikle dinlerdeki ruhban sınıflarının kendi saygınlıklarını korumak amacıyla halihazırda halka nüfuz etmiş ve ruhban sınıfının diğer zümreleri tarafından benimsenmiş safsataları tekrarlamalarından ötürü.
Bu kimselerin tüm sosyal statüsü tamamiyle dogmatik anlatılara ve yorumlamalara dayandığından toplumda karşılığı yoksa alternatif cevap üretme cürettinde bulunamazlar.
Buna karşılık, toplumu aydınlatmak yine yegâne yol bilim oluyor. Vakti zamanında tüm İbrahimî dinler (Islam, Yahudilik, Hristiyanlık) tek bir ağızdan dünyanın düz olduğunu söylerken, yuvarlak olduğunu söyleyen Galileo'yu engizisyon mahkemelerinde yargılar.
Gün sonunda toplum bu gerçekliği göz ardı etmeyip bilim ışığında aydınlanınca, bu dinler geçte olsa eski anlatıları bırakıp dünyanın yuvarlak olduğu konusunda hem fikir oldular.
Oysa önceki vakitlerde de metinler aynıydı, şimdi de. Fark neydi? Elbette ki ruhban sınıfının bilim ışığında tüm saygınlığını kaybetme tehlikesi ile yüz yüze olmasıydı.
Yani mesele akıl edememek değil, şu an ki öğretilerin hala toplumda karşılığı var, bu da demek oluyor ki bizler toplumu aydınlatmak için daha fazla çaba sarfetmeliyiz.