Sonsuzluk matematikte bir sayı değil, bir durum veya büyüklük niteliğidir. Sayı doğrusunun en sonundaki devasa bir durağa varıp duramazsınız. Matematikte sonsuzluk, sınır tanımayan bir süreci, bir limit davranışını veya kümelerin eleman çokluğunu ifade eden soyut bir konsepttir.
En yaygın pratik analiz tarafında karşımıza çıkar. Bir fonksiyon sonsuza gidiyor dediğimizde, aslında bir sayıya eşitleme yapmıyoruz. Fonksiyonun çıktısının belirlediğimiz her türlü eşiği aşıp büyümeye devam ettiğini söylüyoruz. Yazılımcı kafasıyla düşünürseniz, durma koşulu yazılmamış bir sonsuz döngü gibi. Döngü belirli bir çıktı üretip bitmez, koşulsuz şekilde akmaya devam eder. Matematikte limit alırken sonsuzluk, bir sürecin nereye doğru ıraksadığını veya yaklaştığını modellemek için kullanılan bir araçtır.
Fakat işin rengi küme teorisine geldiğinde fena halde değişiyor. 19. yüzyılın sonunda Georg Cantor çıkıp tek bir sonsuzluk olmadığını gösterdi. Doğal sayıların oluşturduğu sonsuzluk ile gerçel sayıların oluşturduğu sonsuzluk aynı boyutta değil. Cantor köşegen argümanıyla ispatladı ki sadece 0 ile 1 arasındaki gerçel sayıları bile sıraya dizip doğal sayılarla birebir eşleyemezsiniz. Kısacası bazı sonsuzluklar diğer sonsuzluklardan kanıtlanabilir şekilde daha büyüktür.
Özetle matematikte sonsuzluğu iki temel eksende ele alıyoruz. Analizde kontrolsüz büyümenin veya sonsuz küçük parçalara yaklaşmanın davranışını inceleyen bir limit aracı olarak, küme teorisinde ise sonsuz büyüklükleri kıyaslamak için kardinalite ölçüsü olarak kullanıyoruz. Koda rastgele sonsuz atayıp işlem yapmaya kalktığınızda sistemin çökmesi gibi, sonsuzluğu sıradan bir tam sayı gibi cebirsel denklemlere gömmeye çalışırsanız bütün mantık mimarisi patlar.
Kaynaklar
-
James Stewart. Calculus: Early Transcendentals. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Joseph Warren Dauben. Georg Cantor: His Mathematics And Philosophy Of The Infinite. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı