On yıl önce hayır derdim ama bugün evet bir şekilde bir hikaye anlatmalı. Hikaye zayıf olabilir güçlü olabilir, derli toplu olabilir belirsizliklerle dolu olabilir, direkt anlatabilir sezdirerek anlatabilir, bilinçli anlatabilir kasıtsız anlatabilir... Ama anlatmalı. Yoksa saniyede 24 karelik bir fotoğraf yığınına video diyebiliriz ama film diyebilir miyiz? Her sanatın sanatçı ve seyirci arasında tek yönlü bir iletişim olduğuna inanıyorum. Sinemada bu aktarım ses ve hareketli görüntü ile oluyor. Burada videoyu oluştururken kullandığı herşeyle; her açı, her diyalog, her müzik, her ses, her obje, her mimik hepsi bu iletişimde anlattığı şeye hizmet etmeli. Yönetmen kafasında oluşturduğu illüzyonu bize aktarmalı. Estetik görüntü için iyi bir yönetmen gerekmez(mesela Joker filmi), iyi bir görüntü yönetmeni işi halleder. Ne idüğü belirsiz estetik görüntüler yığını bir sanat olamaz. Instagramda sinemadan hiç anlamayan insanlar gayet estetik kısa videolar oluşturabiliyor. Bunlar sinema sanatına dahil edilebilecek eserler olarak ele alınabilir mi?
Geçtiğimiz on yıl anlamsızlığın, maneviyatsızlığın sancak gibi taşındığı bir dönem oldu tüm sanatlarda. Bu da Hindistan sokakları gibi uyumsuz renk yumağı hissi veriyor. Bu dönemin bir yerde bitmesi lazım.