Merhaba
Sigara bırakma meselesi çoğu zaman “irade” meselesi gibi anlatılıyor lakin bana göre bu konuya eksik bir çerçeveden bakılıyor. Nikotin, beyindeki ödül devrelerini (özellikle dopaminerjik yolları) doğrudan yeniden ayarlayan bir madde dolayısıyla bırakma süreci aslında bir nöroadaptasyonun geri çözülmesidir. Bu yüzden iyi çalışan yaklaşımlar genelde üç katmanda ilerliyor.
Bunu biraz daha işlevsel bir çerçevede anlatayım.
Sigara bırakma süreci yalnızca iradeye indirgenemez, nikotin, beynin ödül sisteminde değişim yarattığı için bu süreç aslında bir nörobiyolojik yeniden yapılanmadır. Bu yüzden en etkili yaklaşım, bağımlılığı üç katmanda ele almaktır keza biyolojik, davranışsal ve duygusal gibi... Sigaranın büyük kısmı bir ritüel alışkanlığıdır, bu nedenle doğrudan kesmek yerine, tetikleyici davranış döngüsünü yeniden kurmak gerekir. Duyusal boyut da en az davranışsal olan kadar kritiktir. Koku ve tat, doğrudan limbik sistemle ilişkili olduğu için güçlü çağrışımlar üretir. Bu noktada aromatik bitkiler ve içecekler yalnızca “alternatif” değil, aslında yeni bir duyusal harita kurma aracıdır. Örneğin Lavanta gibi yatıştırıcı kokular, sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir etki yaratırken; Rezene ya da Zencefil gibi aromatik ve ağızda hissedilen uyarılar, sigaranın bıraktığı boşluğu kısmen doldurabilir. Bu tür müdahaleler tek başına mucizevi değildir lakin doğru bağlamda kullanıldığında, beynin eski eşleşmelerini zayıflatıp yenilerini güçlendiren bir zemin oluşturur. Son olarak şunu net söylemek gerekir: iyi bir bırakma süreci genellikle tek bir yöntemle değil, bu katmanların birlikte ele alınmasıyla çalışır. Yani hem biyolojik bağımlılığı, hem alışkanlık döngüsünü, hem de duygusal regülasyonu aynı anda hedeflemek gerekir. Bu çok katmanlı yaklaşım, meseleyi “direnmek”ten çıkarıp “yeniden yapılandırmak” haline getirir. Umarım açıklayıcı olmuştur ve anlatabilmişimdir.[1] Saygılarımla
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Kişisel Yorum.