Sesinizin onlarca yıl boyunca genç kalması, ses tellerinizin hücresel düzeydeki esnekliğini başarıyla korumuş olmasından ve yerleşmiş konuşma alışkanlıklarınızdan kaynaklanır. Bronşit ise bu durumun kesinlikle nedeni olamaz, çünkü hava yolu iltihapları ses tellerinde gençleşme sağlamaz, tam aksine dokuda ödem ve kalınlaşma yaratarak sesi pesleştirir veya boğuklaştırır.
Sesin perdesi ve tınısı, gırtlakta yer alan ses tellerinin kütlesine, gerilimine ve lamina propria adı verilen bağ dokusu katmanına bağlıdır. Bu tabakadaki fibroblastların ürettiği hyaluronik asit, elastin ve kolajen lifleri ses tellerinin saniyede yüzlerce kez esnekçe titreşmesini mümkün kılar. Yaş aldıkça bu hücre dışı matriks genellikle yoğunluğunu ve suyunu kaybeder, lifler düzensizleşir ve ses yaşlanması dediğimiz süreç başlar. Genetik olarak bu matriks yapısını sağlam tutabilen şanslı gruptaysanız, dokularınız biyolojik olarak genç kalmayı sürdürür. Laboratuvarda hücreleri canlı ve diri tutabilmek için verdiğimiz o yorucu mücadeleyi düşününce, ses tellerinizin bunu kendiliğinden başarması hafif bir kıskançlık yaratmıyor değil.
Ders anlatırken sesinizi kalınlaştırmaya çalışma ihtiyacı hissetmeniz ise meselenin davranışsal boyutuna işaret ediyor. Bazen ses telleri anatomik olarak olgunlaşsa bile, kişi sesini daha ince bir rezonansta ve hafif temasla kullanmayı alışkanlık haline getirir. Eğer bahsettiğiniz bronşit ses tellerinizi kalıcı olarak etkilemiş olsaydı, dokuda Reinke ödemi gibi kronik şişlikler gelişir ve sesiniz genç kalmak yerine çok daha çatallı, kalın bir tona bürünürdü. Kısacası durum bronşit kaynaklı bir hasar değil, iyi korunmuş doku elastikiyeti ile konuşma perdesi alışkanlığınızın ortak sonucudur.
Kaynaklar
- Kiminori Sato, Minoru Hirano. Age-Related Changes In The Human Vocal Fold: Histologic And Histochemical Study. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Katherine A. Kendall. Presbyphonia: A Review. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı