Parça parça sağanakların temelinde konvektif hücre dinamiği yatar, her hücrenin ömrü 20–60 dakikadır (civarı) ve düşen yağmurun buharlaşmasıyla oluşan soğuk hava kütlesi yere çarpıp çevreye yayılarak daha ötede yeni bir hücreyi tetikler. Bu zincirleme süreç, yağış–duraklama–yağış–duraklama döngüsünü yaratır. Ege kıyısında durum daha da belirgindir; zira denize dik uzanan dağ sıraları yağışı topoğrafik olarak belirli alanlara odaklarken NAO'nun (North Atlantic Oscillation ya da Kuzey Atlantik Salınımı) negatif fazında Cenova Körfezi kökenli siklonlar Ege üzerinden ılık ve nemli hava taşır. Son yıllarda bu olayların daha sık hissedilmesi ise bir yanılsama değil elbette; iklim araştırmaları, Türkiye'de art arda yağışlı gün sayısının azalırken tek seferde düşen miktarın arttığını, yani yağışın daha az ama daha şiddetli ve lokalize hale geldiğini ortaya koymaktadır. Ki bu da en basit haliyle bildiğimiz kuraklaşma göstergesidir ne yazık ki.
İklim salınımlarının ya da hücre hareketlerinin ülkemiz ve Akdeniz Havzası üzerindeki etkisini daha detaylı incelemek isterseniz diye size ilgili kaynakları aşağıya bırakıyorum.