Bunun temelinde beynimizin geçmişten gelen bir özelliği yatıyor. İnsanlar henüz bugünkü kadar gelişmiş değilken ve hayatta kalmak için çevrelerini çok daha dikkatli gözlemlemek zorundayken, karşılaştıkları şeyleri hızlıca anlamlandırmaları gerekiyordu. Bir cismin, gölgenin ya da herhangi bir şeklin bir yüzü veya canlıyı andırması, beynimiz için “Burada bir şey olabilir mi?” şeklinde bir uyarı oluşturuyordu. Çünkü gördüğümüz şey gerçekten bir hayvan, başka bir insan ya da bir tehdit olabilir ve bunu fark etmek hayatta kalmak açısından önemliydi. Bu yüzden beynimiz, aslında rastgele şekillerin içinde bile yüz ve canlı figürleri bulmaya oldukça yatkın hâle geldi. Bugün de bu özellik hâlâ devam ediyor ve bu nedenle bulutlarda, duvarlarda, eşyalarda veya başka cisimlerde yüzler görmemiz oldukça normal.