Bu Günlere Kadar Gelemezdi…
Ki bu yüzden yıkıldı. Gerek o dönem itibarı ile dünyanın emperyalist yeniden dizaynı gerekse bu dizaynın içinde ve bir aktör olarak Osmanlı’nın yer alma koşulunun olmayışı, artı çok uluslu imparatorlukların evrimini tamamlamış olması ve Fransız İhtilali sonrası dünyaya yayılan görece demokrasi dalgası ile birlikte Osmanlı’nın bu dalgaya karşı direnci, yıkılış sürecini hızlandırmıştır.
Ancak hepsinden önemlisi ve her daim başat olan ekonomi-politik açıdan da gerek üretim ilişkileri gerekse üretim süreçleri itibarı ile de Osmanlı’nın çağının çok gerisinde kalışı cabası.
Ancak tarih bilimi bu tarz olasılıklarla işlemez. Der ki; yapacağımız her değerlendirme zaman ve mekân ikilisine sadık kalmalıdır. Bir olguyu zamandan ve mekândan azade ederek değerlendirmeye kalkarsak hem bir neticeye varamayız hem de yapacağımız her zorlama çıkarım, bizi bir cevaba götüreceğine bir sürü yeni ve gittikçe zorlaşan cevapsız sorulara sürükler.
Soruya dönersek, eğer Osmanlı İmparatorluğu bugüne kadar gelebilmiş olsa idi anlarız ki artık bir imparatorluk değil ve anlarız ki onu bugüne kadar getiren sayısız ve çağa uyumlu dönüşümü başarı ile tamamlamıştır ki gelebilmiştir.
Dolayısıyla da iç savaş çıkma ihtimali, bugün var olan herhangi bir ülkede iç savaş çıkma ihtimali kadar olurdu. Artısı eksisi söz konusu ülkenin emperyalist blokta ve bir güç olarak veya sömürge konumunda ve üçüncü dünya ülkesi olarak yer alıp almadığı ile ilgili olur. Fransa ve Suriye kıyası misali…Sevgiyle…