Merhaba .
Kazı yaptığımız bölgelerde küçük ve büyük ölçekli bir kaç obruğa denk gelmiş biri olarak ve bu konuda jeoloji ve jeofizik mühendislerinden ve araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla fikirlerimi paylaşmak istedim.Bana göre obruklar, doğanın “bir anda olan” değil, uzun süre sessizce biriken süreçlerinin sonucu. Yerin altında su yavaş yavaş kayayı çözerken, biz yukarıda hiçbir şey olmuyormuş gibi hayatımıza devam ediyoruz. Ta ki taşıyıcı denge bozulana kadar. O an yaşanan çöküş aslında bir başlangıç değil, çok uzun bir ihmalin ve sabrın son noktası. Bu yüzden obruklar bana, doğada ani görünen pek çok olayın aslında ne kadar yavaş ve görünmez biçimde hazırlandığını hatırlatıyor.
Obruk (sinkhole) oluşumları, özellikle son yıllarda paylaşılan videolar sayesinde çok görünür hâle geldi ve doğal olarak “Bu olayların şiddeti ölçülebilir mi, deprem gibi sınıflandırılabilir mi?” sorularını beraberinde getirdi. Kafadaki soru işaretleri çok yerinde; çünkü obruklar, yüzeyde dramatik sonuçlar doğursa da klasik tektonik depremlerden tamamen farklı fiziksel süreçlerle oluşur.
Öncelikle obrukların şiddeti ve potansiyeli ölçülebilir mi? sorusundan başlayalım. Obruklar genellikle karstik arazilerde, yani kireçtaşı, jips veya dolomit gibi suda çözünebilen kayaçların bulunduğu alanlarda gelişir. Yeraltı boşluklarının zamanla büyümesi ve üstteki örtü tabakanın taşıma gücünü kaybetmesi sonucunda ani bir çökme meydana gelir (Ford & Williams, 2007). Bu süreçte açığa çıkan enerji vardır; ancak bu enerji bir fay boyunca biriken elastik gerilimin aniden boşalması şeklinde değil, daha çok yerçekimi kaynaklı bir kütle hareketi şeklindedir. Bu nedenle obrukların “şiddeti”, deprem şiddeti gibi tek bir sayıyla ifade edilmeye pek uygun değildir. Genellikle obruğun çapı, derinliği, çökme hızı ve etkilenen alan gibi morfometrik ölçütlerle değerlendirilir (Gutiérrez et al., 2014).
Gelelim “Damlama (sızma) sonrası oluşacak olay Richter ölçeğiyle sınıflandırılabilir mi?” sorusuna. Richter ölçeği (daha doğrusu günümüzde kullanılan moment magnitüdü ölçeği, Mw), faylanma sonucu ortaya çıkan sismik momenti temel alır. Obruk çökmesi sırasında sismik dalgalar üretilebilir ve hatta sismometreler tarafından kaydedilebilir; ancak bu sinyaller çoğu zaman çok düşük büyüklüktedir ve “deprem” olarak değil, çökme kaynaklı sismik olay (collapse event) olarak değerlendirilir (Delgado et al., 2019). Yani teknik olarak obruk oluşumu sırasında bir “eşdeğer deprem büyüklüğü” hesaplanabilir, fakat bu değer Richter ölçeğinin amaçladığı tektonik anlamı taşımaz. Bu yüzden obrukları Richter ölçeğiyle sınıflandırmak bilimsel açıdan sınırlı ve yanıltıcı olur.
Son olarak çok önemli bir noktaya değiniyorsunuz: “Fayların uzunluğuna bakarak maksimum deprem büyüklüğünü hesaplayabiliyorken, dairesel bir olayın (obruk gibi) maksimum enerjisini tahmin edebilir miyiz?” Fay sistemlerinde bu mümkündür; çünkü fay uzunluğu, fay alanı ve ortalama kayma miktarı ile açığa çıkan enerji arasında güçlü ampirik ilişkiler vardır (Wells & Coppersmith, 1994). Obruklarda ise durum farklıdır. Burada enerji, dairesel ya da düzensiz bir boşluğun çökmesiyle ilişkilidir ve belirleyici olan faktörler; boşluğun hacmi, örtü tabakanın kalınlığı, kaya/zemin dayanımı ve yeraltı su seviyesidir. Teorik olarak potansiyel enerji hesapları yapılabilir; ancak bu hesaplar yüksek belirsizlik içerir ve faylarda olduğu gibi evrensel kabul görmüş ölçekler henüz yoktur (Parise & Gunn, 2007).
Özetle; obruklar ölçülebilir, modellenebilir ve hatta kısmen öngörülebilir jeolojik olaylardır; ancak depremle bire bir karşılaştırılmaları doğru değildir. Richter ölçeği, doğrusal faylanma ve elastik gerilim boşalmasına dayanır; obruklar ise yerçekimi, çözünme ve zemin mekaniği ağırlıklı süreçlerin ürünüdür. Bu nedenle obruklar için ayrı izleme yöntemleri (jeofizik ölçümler, yeraltı su seviyesi takibi, InSAR analizleri) geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Kısacası, “şiddet” kavramı obruklar için vardır ama depremde anladığımız anlamda değildir; daha çok hacim, hız ve risk üzerinden okunur.
Soruyu soran arkadaşımıza ve verdiğim yanıtı vakit [1]ayırıp okuyup değerlendiren herkese teşekkür ederim.
Kaynaklar
-
Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Jeoloji Mühendisi Arkadaşım Hüseyin Çalışkan.