Aslan, kurt veya geyik gibi hayvanların doğduklarında insanlar gibi ağlamamalarının temelinde hem biyolojik hem de evrimsel nedenler yatar. Bu durumun "ciğerlerinin yanmasıyla" veya acı çekmeleriyle doğrudan bir ilgisi yoktur; aksine, bu canlıların hayatta kalma stratejileriyle doğrudan bağlantılıdır.
İnsanlar ve diğer hayvanlar arasındaki bu farkı şu şekilde açıklayabiliriz:
1. Evrimsel Hayatta Kalma Stratejisi
Gizlenme ve Korunma Adaptasyonu: Doğada, avcı hayvanların (aslan, kurt vb.) veya av olan türlerin (geyik, ceylan vb.) yavruları için "sessizlik" hayatidir. Doğar doğmaz yüksek sesle bağıran bir yavru, bölgedeki tüm avcıların dikkatini üzerine çeker. Bu nedenle birçok hayvan yavrusu, doğar doğmaz ayağa kalkıp sessizce annesini takip etmek veya saklanmak üzere evrimleşmiştir (Bildiğim kadarıyla).
İnsan Yavrusunun Durumu: İnsan bebekleri, beyin gelişimi çok yüksek olduğu için diğer memelilere göre oldukça "erken" doğarlar. İnsan yavruları kendi başlarına hareket edemez, beslenemez ve korunamazlar. Bu çaresizlik, evrimsel süreçte ihtiyaçlarını bir nevi durdurmak için ağlamayı bir "yardım çağrısı" olarak kullanmalarını sağlamıştır. Yani insan bebeğinin ağlaması bir acıdan ziyade, bakıcısına "buradayım, açım, üşüyorum" deme yöntemidir (Kendini fark ettirme, ilgi gösterilmesini isteme)
2. Fizyolojik Süreç (Ciğerlerin Açılması)
İnsan bebeklerinin doğumdaki ilk ağlamasının, ciğerlerdeki amniyotik sıvının atılmasına ve ciğerlerin havayla dolmasına yardımcı olduğu doğrudu. Ancak bu süreç tüm memeliler için aynı şekilde işliyor:
Hayvan yavruları da doğduğunda ciğerlerindeki sıvıyı atar ve ilk nefeslerini alırlar. Ancak bu süreçte "ağlama" şeklinde bir ses çıkarmak zorunda değillerdir.
Hayvanlar, ciğerlerini temizlemek için hapşırma, silkinme veya sadece derin nefes alma gibi mekanizmalar kullanırlar. İnsanlarda bu süreç, bebeğin ağlamasıyla dışarıdan çok daha gürültülü bir "yardım çağrısı" şeklinde gerçekleşir.
3. "Ciğer Yanması" Bir Efsanedir
İnsan bebeklerinin doğumda ağlamasının sebebi ciğerlerinin yanması değildir. Doğum sırasında ciğerlerdeki sıvının temizlenmesi, solunumun başlaması ve ani ısı değişimi (anne karnından dış dünyaya geçiş) bebeği tetikler. Bebek bu yeni ve kontrolsüz ortamda, hayatta kalma içgüdüsüyle "ses çıkarma" refleksini kullanır. Hayvan yavruları ise bu geçişi çok daha sessiz ve kontrollü bir şekilde, doğaları gereği "sessizliğe programlı" olarak gerçekleştirirler.
Yani kısaca ciğer yanması diye bir şey yoktur, bebeklerin ağlama sebebi ciğerdeki sıvıyı atmaktır fakat her memeli bu sıvıyı ağlayarak atmaz çünkü bunun doğada yerini belli edebileceğini bilir.
Ve bu doğrultu da da evrim geçirmiştir.
[1]
Kaynaklar
- Daniel Lieberman. (2013). İnsan Vücudunun Öyküsü: Sağlık Hastalık Ve Evrim.