zihnin kelimeleri üretirken nasıl bir yol izlediğini dü��ünmek bazen beni gerçekten delirtiyor. k harfinin ince veya kalın çıkması, tamamen beynimizin motor planlama aşamasındaki 'tembelliği' veya verimliliği diyebileceğimiz bir eşboğumlanma (coarticulation) meselesi. konuşurken ses aygıtımız bir sesi çıkarırken, zihin çoktan bir sonraki sesin provasını yapmaya başlıyor.
k harfinin ince (palatal) veya kalın (velar) olmasını belirleyen şey temel olarak komşu olduğu ünlü harflerdir. heceden ziyade doğrudan temas halinde olduğu (hemen önceki veya hemen sonraki) ��nlüler bu durumu şekillendirir. eğer k sesi e, i, ö, ü gibi ön (ince) ünlülerle yan yanaysa dilimiz damağın ��n kısmına doğru kayıp k'yi inceltir. a, ı, o, u gibi arka (kalın) ünlülerle komşuysa k kalın (arkadamaksıl) ç��kar.
sorduğun örneklere gelirsek:
- beklemek: kelimede iki tane k var. ilki e sesinden hemen sonra geliyor (bek-). diğeri de kelime sonunda yine e sesinden sonra geliyor (-mek). iki durumda da k sesi ince ünlü olan e'nin etkisinde kaldığı için ince olarak üretilir.
- pekâlâ: bu kelimedeki k sesi e ile şapkalı a (â) arasında kalıyor. t��rkçedeki düzeltme işareti (şapka) taşıyan â sesi inceltici (palatal) bir etkiye sahiptir. yani zihnimiz â sesini üretirken dili öne doğru konumlandırır. dolayısıyla pekâlâ derken k sesi hem öncesindeki e'den hem de sonrasındaki â'dan dolayı ince çıkar.
kısacası zihnimiz konuşma akışını pürüzsüz hale getirmek için ünsüzleri komşularına uyduruyor. sırf sen o kelimeyi saliseler içinde rahatça söyleyebil diye beynimizin arka planda yaptığı akustik hesaplamalar cidden inanılmaz.
Kaynaklar
- Prof. Dr. Handan Yavuz. Türkçenin Sesbilgisi. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- William J. Hardcastle. Coarticulation In Speech Production. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı