Merhaba
Sorudaki itirazınız büyük ölçüde yerinde. Miller’ın gezegenindeki “bir saat eşittir yedi yıl” oranı, uzaktan gelen ışığın gezegende yaklaşık 60 bin kat yüksek frekansta algılanabileceği anlamına gelir. Bu durumda görünür ışığın bir kısmı sert X-ışını, hatta düşük enerjili gama ışını düzeyine çıkabilir. Lakin gezegenin hareketi ve ışığın geliş yönü nedeniyle bütün ışınlar aynı oranda kaymaz. Gargantua’nın çok büyük kütlesi gelgit kuvvetlerini azaltabilir, fakat radyasyon sorununu ortadan kaldırmaz. Gezegenin atmosferi ile aracın zırhı bir miktar koruma sağlasa da film, bu denli yüksek enerjili ışınıma karşı ekibin nasıl korunduğunu ikna edici biçimde açıklamıyor. Kısacası bence filmin zaman genişlemesi fiziksel bir temele dayanıyor; ekibin ve gezegenin yaşanabilirliği ise kurgunun en fazla esnetildiği noktalardan biri. Saygılarımla.