Dananın Kuyruğu, Pire, Yorgan ve 2+1’in Hikayesi!
1.Yaşam; döl yatağına (ana rahmine veya yumurtaya) düştüğü andan itibaren son noktayı koyana kadar süren kesintisiz bir savaşın adıdır aslında. Bu savaşı yöneten de temel iki tane genetik dayatma var hayatta kal ve üre diyen…
2.Evrene içkin her şeyde enerji tasarrufu temeldir. Çünkü yaşam dediğimiz muamma aslında bir enerji transferinden ibarettir entropiye meydan okuyan. Ve hiçbir canlı bunu göz ardı ederek bir alacağı yere iki harcamaz, harcayamaz…
+1. Türümüz diğer canlılardan farklı olarak daha bir sosyal ve daha bir zeki olacak şekilde evrimleşmiştir. Bu iki temel “artı” evrimleşme, türümüze tüm zayıflığını aşabilecek sihirli bir değnek vermiştir adı kollektivizm olan. Yani genetik temelde bencil olan bizlerin bu bencilliğinin teminatı olarak bizcilliğin zorunluluğu…
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer de tam olarak burası. Bir tarafta bencil bir doğa dayatması öte tarafta bu bencil doğanın yaşamsal zeminini yaratan ortaklaşmacı bizcilliğin zorunluluğu.
Kimileri bunu bilimsel-diyalektik-materyalist temelde kavrar ve “ben”’in kurtuluşunun istisnasız “biz”’de olduğunu görüp , ki buna zorunluluğun kavranması adını verdiğimiz gönüllülük denir, salt tür olarak “Biz”’in değil buna katkı sağlayacak evrene içkin her şeyin değerini bilir, özenir ve korur.
Kimileri ise temel güdülerinin güdümünde ve sanki doğa onlara zeka adı altında farklı bakabilme yetisi vermemiş gibi, doğalarına da aykırı olacak şekilde , “bizcil” düşünüp yaşayanların yarattığı yaşamsal değerler üzerinde tepinir de tepinir.
İşte iradi ya da değil fakat sürekli olarak, fiziksel veya ruhsal fark etmeksizin başkalarına ve nihai olarak aslında kendi türlerinin geleceği üzerinden genetik transfere dayalı gelecekteki kendilerine zarar verenler hep bunlardır.
Aslında doğamız bunlara bu tercihleri veya öngörüsüzlükleri veya ne ise, nedeniyle cezalandırıcı bir doğa ve bizim dışımızdaki sosyal canlılar içinde bunların pek de yaşama şansı yok.
O halde nasıl oluyor da bizim türümüz içinde bunlar varlıklarını sürdürebiliyor. Hem de uzunca bir süre ve hem de devredecek şekilde…
Cevabı çok basit: Türümüzün, bunu tercih etmeyen büyük çoğunluğunun, çok azınlıkta olan bu tiplere tanıdığı ve kollektif emekle ve sayısız bedel ile yarattığı değerleri korumaya yönelik toleranstır. Ya da Halk dili ile: Pire için yorganı yakmayı göze alamama sorumluluğudur… Sevgiyle…