Evrimsel biyoloji de dahil olmak üzere varoluştan beri her şey, bildiğim bütün teist dinler ile çelişir. Evrimsel biyoloji ile çeliştiği nokta direkt olarak insanların hala maymundan gelmediğine inanmalarıdır. Hristiyanlar da bir ara buna inanmıyordu fakat sonradan inanmaya başladı. Zaten kanıtlı bir şey denilebilir insanların maymundan geldiğine. Çünkü dünyamıza meteor çarpması sonucu karadaki yaşam yüzde 99 oranında bitmiş ve sadece küçük canlılar hayatta kalmıştı. Geri kalan canlılar ise genelde böcek benzeri ya da deniz canlılarıydı. Bitkilerinde yüzde 99 a yakın bir kısmı aynı şekilde fotosentez yapamadığı için (kara bulutlardan dolayı) ölmüştü ve bu ölen ağaçlar kömüre dönüştü. Yani insanlar ya böcekten gelmiştir ya da balıktan. Fakat bu evrim milyonlarca yıl sürdüğü için bize en yakın evrim olan maymun evrimini ele alıyoruz. Çünkü evrim sırasında insan olmadan hemen önceki canlı maymundu ve biz de o yüzden maymunu alıyoruz. Zaten kafatası yapısı, vücut orantısı gibi etkenler de maymunlar ile çok yakın. Hatta dünyadaki en zeki ikinci hayvan türünün de maymun olması başka bir kanıtı. Daha birçok var fakat en iyi iki argümanı bunlar.
Varoluş ile çeliştiği kısım ise, direkt olarak big bangtir aslında. Bilime göre dünya big bang ile var olmuştur ve teist dinlere göre ise dünyayı tanrı yaratmıştır. Aslında big bangi yaratanın tanrı olduğuna inanırsanız dolaylı yoldan bu dedikleriniz doğrudur. Fakat din kitaplarında yazanlara göre tanrı aracılık kullanmadan direkt olarak yaratmıştır. Yani big bang gibi otonom bir sistem değil, bireysel olarak yaratmıştır. Bir ara hatta dünyanın ve güneşin 7 günde yaratıldığı savunuluyordu ve dünya ve güneşin yaklaşık 4 milyar yıllık bir serüvenin ardından var olduğunu bilince şimdi de ''7 zaman içinde yaratılmıştır'' demeye başladılar. Bu da başka bir çelişen kısım aslında.
Bilim ile dinin çelişmediğini düşünen birisi ya bilim konusunda aşırı derecede cahildir, ya da din konusunda o kadar fazla bağlıdır ki gözü kör olmuştur. Bilim ile dinin çeliştiği açık bir şekilde nettir.
Toprak ile sudan yaratılma kısmı da gerçek değildir. Dünyayı meteorlar soğutmuştur ve bu süreçte birçok demir nikel gibi alaşımları da aldıktan sonra yavaş yavaş soğumaya devam etmiştir. 1 milyar yıl felan sürmüştür bu süreç ve sonra dünyadaki sıcaklık optimal bir dereceye geldikten sonra suyun içindeki hücreler ilk prokaryot canlıyı oluşturmuştur. Toprak işin içinde bile yoktur bu süreçte ve su da kısmi olarak canlıların ilk çıktığı yerdir. Ama bu sudan yaratılmak anlamına gelmez, suyun içindeki besinleri tüketmek için prokaryot formasyonunu almışlardır. Bildiğim kadarıyla suyun içinde zaten her zaman hücre yapısını oluşturacak maddeler vardı ya da dünyadaki mineraller sayesinde bu kıvama geldi. Saf bir suyun içinde kendi kendine bir canlı oluşamaz. Sudan yaratılmak demek ise direkt olarak evrimi hiçe sayıp insanların suyun sıkışıp organ haline geldiğini savunmaktır.
Benim demek istediğim şey kısaca şu, herhangi bir dine inanmak istiyorsanız inanın. Fakat, sırf siz o dine inanıyorsunuz diye bilimin kanıtladığı öncülleri hiçe sayıp ''Kuran'da bu şekilde yazmıyor, Hadislerde bu şekilde yazmıyor'' diyerek karşılık vermeyin. Birisi metafizik kısmından düşünceler, birisi de Varoluş fiziği hakkında gerçekler. İkisini kıyaslama yapmak kadar saçma bir şey yoktur bu dünyada.
İnanmak istiyorsanız inanın. Kimse karşı olamaz bu dediklerinize ve sizin tercihinizdir. Fakat, bilimsel argümanlara dini cevaplar verip konuyu sapıtmayın. Hristiyan milleti bu konuda oldukça iyidir. Dini ilkelerini bilime göre şekillendirirler ve bilimin önünde engel olmazlar.