Şimdi bana kalkıp dağların kökünü soruyorsunuz. Bakın, benim işim Çukurova'da toprağın üstündeki bir karışlık bereketli tabakayla, kuraklıkla, sulamayla. Sabahın köründe çiğ düşmüş tarlaya girip çamurlu botlarla arazide taban teperken, dağın bilmem kaç kilometre altındaki kabuk kalınlığını düşünecek halim yok. Jeoloji benim asıl alanım değil, o yüzden bu işin ince hesapları, yer kabuğunun derin dinamikleri beni aşar. Ama yıllarını toprağa vermiş biri olarak bu meselenin temel mantığını size anlatayım.
Hafta sonu trekking yapıp sosyal medyaya fotoğraf atarak doğayla bütünleşti��ini sanan o beyaz yakalı romantikler, dağları sadece manzaradan ibaret koca taş yığınları sanır. Halbuki o devasa kütlelerin yeryüzünde öylece devrilmeden durabilmesi için, tıpkı rüzgara kafa tutan heybetli bir çınar ağacı gibi aşağıya doğru kök salması gerekir. Jeolojide buna izostatik denge veya kısaca izostazi deniyor. O dev kütlelerin ağırlığını taşıyabilmek için kıtasal kabuk, altındaki daha yoğun olan mantonun içine doğru batarak kalınlaşır. Yani suya atılmış devasa bir buzdağı misali, yukarıda gördüğünüz o görkemli dağın çok daha büyük bir kısmı aslında yerin altındadır. Dağ yukarı doğru ne kadar yükseliyorsa, o yükü dengelemek için aşağıya doğru sarkan kısmı da o kadar derine iner.
Sorunun kutsal kitaplarla ilgili kısmına gelince; ben ziraatçiyim, ilahiyatçı değil, o metinlerin yorumunu ehline bırakırım. Fakat salt jeolojik ve bilimsel açıdan baktığımızda, evet, dağların yerin derinliklerine doğru uzanan ve kütleyi dengede tutan "kök" benzeri uzant��lara sahip olduğu sismik ölçümlerle kanıtlanmış bir gerçektir.
Kaynaklar
- Encyclopedia Britannica. Isostasy. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- OpenGeology. Isostasy And The Roots Of Mountains. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı