Puan Ver
5
Puan Ver

Caner taslaman, alper bilgili ve enis doko'nun din felsefesi alanındaki görüşlerini nasıl buluyorsunuz?

Bilim yönünden de bakabilirsiniz fark etmez ama özellikle felsefe kısmını dikkate alarak bu kişiler hakkında fikrinizi belirtirseniz sevinirim. (bu arada soruyu gören herkesten cevap bekliyorum???? )

5
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Reklam
Reklam
5 Cevap

Sn. Talha GÜLMEZ çok güzel şekilde açıklamış ben sadece kendimce bi' kaç ekleme yapmak istiyorum. 

Caner Taslaman gibi felsefeciler Kuranı mutlak doğru kabul ettikleri için günümüz etiğine, mantığına veya bilimine uymayan ayetleri tercüme,yorumlama hatası diyerek istedikleri doğrultuda eğip büküyorlar. Ve bunu Sn. Taslaman Arapça bilmeden yapıyor. Bu yüzden bi' çok müslüman profesör eleştirmiştir. Bir çok ayeti de sembolik olarak geçiştiriyorlar ( İnsanın çamurdan yaratılması, İlk insan kavramı gibi )

Aynı uygulamayı hadislere karşı da yapıyorlar. Akıl dışı hadisleri uydurma diyerek geçiştiriyorlar. 

Ayrıca din ile bilimi bağdaştırma çabaları  dinin dogmatik bilimin değişebilir olması yüzünden mantıksızdır. 

Son olarak Caner Taslaman gibi felsefeciler sorgulamaya başlamış, gerçeği görmekten korkan  insanların gönlüne su dökmekten başka bişe yapmıyorlar. Ama biraz düşündüğümüzde görüyoruz ki bu taktiklerin aynısı başka din kitaplarına da yapılabilir.

Favorilerime Ekle
4

Caner Taslaman'ı analitik din felsefesini popülerleştirmesi nedeniyle saygım var. Ancak kendisinin yaptığı işlere az çok aşina olan pek çok insan gibi ben de tartışma üslubunu kötü buluyorum. Ayrıca yayınladığı kitaplarda ateist görüşleri ciddiye almadığını, kendisinin görüşlerine yönelik yapılan en ciddi eleştirileri ve hatta yapılan standart eleştirilerin bile çoğunu göz ardı ettiğini düşünüyorum. Bu durum sadece sonradan yazdığı popüler kitaplarda değil, yüksek lisans ve doktora tezlerinde de bu şekilde. Akademik bir çalışma savunduğu görüşe yapılan en ciddi eleştirileri göz ardı ediyorsa bu çok ciddi bir kusurdur. Caner Taslaman'ın savunduğu Tanrı'nın varlığı lehindeki argümanları başarılı bulmuyorum. Ama televizyonlarda özellikle ateistlerin düştüğü bazı temel felsefi hatalardan bahsetmesini doğru buluyorum. Ateistleri eleştirirken din felsefesi konusunda kendi pozisyonu lehinde argümanlar sunarken olduğundan daha başarılı buluyorum Taslaman'ı. Din konusundaki görüşleriyse ayrı bir konu.

Enis Doko tartışmasız bir şekilde üçlü içinden felsefi birikimi en yüksek seviyede olanı. Sadece din felsefesi konusunda değil, metafizik ve bilim felsefesi başta olmak üzere pek çok felsefe alt dalı hakkında bilgi sahibi. Kendisinin din felsefesine dair görüşlerini de Caner Taslaman ve Alper Bilgili'ye kıyasla çok daha ciddi buluyorum. Ancak kendisinin ne yazık ki bu konularda yazdığı pek fazla materyal yok. Ancak bire bir yazışarak kendisinden çok şey öğrendim. Özellikle de felsefeye nispeten yeni başladığım zamanlarda. Umarım din felsefesi konusunda kapsamlı ve derli toplu eserler verir.

Alper Bilgili iyi bir bilim tarihçisi. Çoğu Türk akademisyenden daha çalışkan ve İngiliz Bilim Tarihi Topluluğu'na üye olan tek Türk ya da Müslüman'dı yanlış hatırlamıyorsam. Celal Şengör ve Yeni Ateizm'e yaptığı eleştirilerinin ciddi bir bölümünün gayet yerinde olduğunu düşünüyorum. Ancak tam anlamıyla din felsefesi meseleleri hakkında televizyon ekranlarında konuşurken yüzeysel konuştuğunu düşünüyorum. Bu alanda yeterince sofistike olduğunu düşünmüyorum. 

Favorilerime Ekle
4

Felsefi pozisyonları hakkında doğrudan bir düşünceye sahip değilim. Yani, teizmin rasyonel olarak, felsefi ve bilimsel yollardan savunulabileceğine şüphe yok. Fakat benim değinmek istediğim başka bir husus var. Enis Doko ve Caner Taslaman'ın ikisi de felsefe yapıyor olmalarına rağmen ikisini ayıran çok önemli bir husus var bana kalırsa. Caner Taslaman (şu an oldukça yumuşatmaya çalışıyorum), yazdığı kitaplarda çok "tuhaf" yöntemlere başvuruyor okuyucuyu kendi tarafına çekmek için, bunun yanında konuştuğu konu hakkında sandığından daha az şey bildiğini gösteren doneler de bırakıyor satır aralarında. Benim ilgi alanıma da giren iki örnek üzerinden gideyim:

Ahlak argümanını savunuyor Ahlak, Allah ve Felsefe kitabında. Ahlak argümanı kısaca şöyle:

1. Bizden bağımsız ahlaki değerler, ancak Tanrı var ise vardır

2. Bizden bağımsız ahlaki değerler vardır

3. O halde Tanrı vardır

Bu argüman kendi başına aslında güçlü ve benim de (bir agnostik olarak) tartışmayı sevdiğim argümanlardan. Bunu savunmanın iyi yolları var. Örneğin eleyici metodla gidebilirsiniz, seküler ahlaki realist pozisyonların neden tutarlı ya da güçlü olmadığını göstermeye çalışabilirsiniz mesela. Ve hatta eğer böyle bir tezi savunuyorsanız geliştirilmiş bu tür metaetik pozisyonlara girmek zorundasınız bir entelektüel yükümlülük olarak.

Fakat Taslaman'ın yaptığı şey şu: Önce insanda ahlaki içgüdülerin olduğunu gösteriyor ya da ahlakı kanıtlamaya çalışıyor. Sonra diyor ki "ateist bir tasavvurda ahlaki değerlerin olması mümkün değildir, çünkü -dir, -meli boşluğu var, ateistler buna yanıt veremiyor." E iyi de güzel abicim, canım benim, sen bilmiyor musun bilhassa son 20 yılda ahlaki realist yazının ne kadar geliştiğini? Hem naturalist hem non-naturalist realist pozisyonların ne kadar destek kazandığını? (Bunlara dair çok yüzeysel bir değerlendirmeyi Evrim Ağacı'nda Ahlak Felsefesine giriş yazımda yaptım, oraya bakılabilir mesela). Entelektüel olarak dürüst birisi, en azından bu pozisyonlara basitçe de olsa değinmeye ve hatalı olduğunu göstermeye çalışır ciddi bir alternatif yokmuş gibi davranmak yerine. 

Taslaman burada ufak bir "hileye" başvuruyor, bu eleştirinin gelmemesi için bir alternatiften bahsediyor, buna da Platonizm diyor. Kendisinden alıntılıyorum:

"Allah’tan bağımsız “iyiliğin” bir varlığı olduğu kabul edilince, platon’un ideaları gibi bir varlık alanı kabul etmeden, bu ideaya ontolojik bir temel bulunamaz; üstelik böylesi ideaların varlığını kabul eden platon bile “iyi” ideası ile allah’ı eşitlemiştir.71 böylesi bir yaklaşımın yol açacağı teolojik sorunların ötesinde mantıksal tutarsızlığından dolayı da kabul edilemez olduğu kanaatindeyim. öncelikle ontolojik olarak “iyilik” diye bağımsız soyut bir varlığın olması mantıklı gözükmemektedir." 

Burada göze direkt çarpan birçok sorun var:

Bugün metafizikçiler ve ahlak felsefecileri, Platonizm'i tarihsel anlamıyla kullanmıyorlar, zorunlu soyut varlıkların var olduğu fikri için kullanıyorlar. Önce bunu bir kenara not edelim. Sonra, "idealar fikrini kabul eden Platon bile iyilik ve Allah'ı eşitlemiştir" diyerek Platon'un fikirlerinin sanki bu konuda son nokta olması gerektiğiymiş izlenimi uyandırıyor. Halbuki bugün Platonizmi kabul edip iyilik ve Allah'ı eşitlemeyen gırla ahlaki realist var. Onları ne yapacağız? 

"Ontolojik olarak iyilik diye bağımsız soyut bir varlığın olmaması mantıklı gözükmemektedir." diyerek konuyu kestirip atıyor, fakat neden soyut varlıkların var olmasının (ve spesifik olarak soyut bir iyiliğin) mantıksız olduğuna dair herhangi bir argüman sunmuyor, "mantıksız" deyip geçiyor. Bu konularda daha az bilgili kitlenin bu zokayı yutacağını sanıyor sanırım. Ama Ahlaki Gayrıdoğalcılık taraftarlarının (Michael Huemer, Erik Wielenberg, David Enoch gibi) bu konuda üzerine yazıp çizdiklerinden tek kelime bahsetmemenin ben makul bir tutum olduğunu sanmıyorum. 

Taslaman'ın yaptığı şey özet olarak şu: Rakiplerinin güçsüz, kimsenin savunmadığı bir  versiyonunu alıyor (buna bir ad hoc diyebiliriz hatta), ona adamakıllı bir eleştiri bile getirmeyip "mantıksız" deyip geçiyor, sonra rakip tüm açıklamaları elediği izlenimini uyandırıyor. 

Bilgisizlik kısmına dair örnek şu: 

Ahlak argümanının farklı bir versiyonu olarak, Plantinga'nın Naturalizme Karşı Evrimsel Argümanı'nı ahlak alanına uyarlıyor. "Eğer" diyor, "naturalizm doğruysa bilişsel fakültelerimizin bizi doğru bilgiye ulaştırıp ulaştıramayacağını bilemeyiz, bu ahlak alanı için de geçerli. Eğer Allah yoksa ahlaka dair sağlıklı bir bilgimiz de olamaz." 

Buradaki sıkıntı şu: Bu metaetik içerisinde zaten Epistemik Evrimci Çürütme Argümanları (Evolutionary Debunking Arguments) başlığı altında son 20 senedir ateşli biçimde tartışılıyor, fakat Taslaman bu konuda tartışan isimlerden tek bir tanesine bile (evrimden çıkıp ahlaki şüpheciliğe ulaşanlara bile) atıf yapmıyor. Bu konuda öne sürülmüş argüman ve yanıtlara hiç yer vermemesi bana bu tartışmalardan bayağı bayağı bihaber olduğu izlenimini uyandırıyor. 

Özetle: Taslaman ya bilerek rakiplerini çarpıtıyor, ya da gerçekten bilmiyor ne dediklerini. İkisi de birbirinden sıkıntılı şeyler eğer bu konu üzerinde kitap yazma iddiası olan biriysen. 

Favorilerime Ekle
4

Bence İslami camiada felsefi olarak allahın varlığını savunmak açısından çığır açtılar. ANCAK ne kadar yeterli oldukları tartışılır. Din felsefesinin daha çok içine girdiğimizde yapılan eleştirileri incelemekdiklerini bunlara karşı herhangi bir cevapları olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak benim ilk başta baktığım gibi bakıldığında etkileyici gelebiliyorlar. 

Favorilerime Ekle
1

Caner Taslaman, Edip Yüksel, Emre Dorman, Enis Doko, Gürkan Engin Mustafa Öztürk ve aklıma gelmeyen diğerleri İslamın son kalesidir. Fakat o kaleninde duvarları kağıttan yapılmıştır. Bilimsel İslamcı, Reformist, Modernist, Sadece Kuran yeterci, Tarihselci, 19'cu bu liste uzar gider bunlar boş işler temeli çürük dayanağı olmayan fikirler İslamın son çırpınışları

Favorilerime Ekle
0
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Dedikodu, mazlumların uyuşturucusudur.”
Erica Jong
Geri Bildirim Gönder