Kelimenin tam anlamıyla %100 beyinsiz bir insanın hayatta kalması imkansızdır; ancak beyninin %90'ından fazlası sıvı dolu bir boşluğa dönüşmüşken gayet normal bir hayat süren insanlar tıp literatüründe mevcut. Anensefali gibi gelişimsel kusurlarla beynin (özellikle serebrumun) büyük kısmı oluşmadan doğan bebekler ne yazık ki doğumdan kısa süre sonra hayatını kaybediyor. Fakat yetişkinlerde sonradan gelişen inanılmaz beyin küçülmesi vakaları var ve bunlar dünyadaki tüm nörobilimcileri laboratuvarda santrifüjleri bozulmuş gibi şoka sokuyor!
2007'de tıp dünyasına düşen o meşhur Fransız memur vakasını duydunuz mu? Tam bir dedikodu kazanı! Düşünün; adam 44 yaşında, evli, iki çocuk babası ve devlette memur. Bacağındaki ufak bir güçsüzlük şikayetiyle hastaneye gidiyor, doktorlar sıradan bir MRI çekiyor ve ekrandaki görüntü karşısında küçük dillerini yutuyorlar. Adamın kafatasının içi neredeyse tamamen beyin omurilik sıvısıyla dolu! Çocukken hidrosefali (beyinde sıvı toplanması) geçirmiş, kafatasındaki sıvı on yıllar boyunca milim milim birikerek beyin dokusunu kafatasının çeperlerine doğru kağıt gibi ezmiş. Beyin hacmi normalin sadece %10'u kadar kalmış! Ama adam o incecik beyin kalıntısıyla gündelik hayatını tıkır tıkır yaşıyor, sosyal ve mesleki hiçbir sorunu yok.
Bu bana laboratuvarda pH'ını darmadağın ettiğim, üç boyutlu yapısı tamamen denatüre oldu sandığım bir enzimin, inatla hala tıkır tıkır substrat parçalamaya devam etmesi gibi hissettiriyor. İnanılmaz bir direnç! İ��in sırrı nöroplastisite, yani beynin değişime adapte olma ve kendini yeniden modelleme yeteneği. O sıvı o kadar yavaş birikmiş ki, kalan azıcık nöron yıllar içinde yepyeni ağlar kurarak eksik bölgelerin görevlerini devralmış. Kısacası gerçekten "beyinsiz" yaşamak mümkün değil ama bir avuç inatçı hücre, hayatta kalmanın o muazzam kimyasal dansını sürdürmek için harikalar yaratabiliyor.
Kaynaklar
- L. Feuillet, et al.. Brain Of A White-Collar Worker. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı