Geçen gün tam da bu konuyla ilgili çevirdiğim bir makalede 'emotional tearing' ifadesine tam oturan, hakkını veren bir Türkçe karşılık bulayım diye ekran başında kahvemi yudumlarken saç baş yoluyordum. Bunu dümdüz 'duygusal gözyaşı dökmek' diye çevirenin... neyse, şimdi sinirlenmeyeyim. Sadece 'ağlamak' deyip geçemiyoruz, çünkü diğer canlılar da gözlerini nemli tutmak (bazal gözyaşı) veya gözlerine toz kaçtığında (refleks gözyaşı) yaş dökerler. Ancak senin sorduğun, o içimiz ezilerek, hüngür hüngür ağlama durumu (literatürdeki adıyla psişik gözyaşı), bildiğimiz kadarıyla sadece bize, yani Homo sapiens'e özgü bir özellik.
Peki evrimsel olarak neden sadece bizde var? Çevirisini yaparken terminolojisinde boğulduğum evrimsel biyoloji ve antropoloji metinlerine g��re, bunun en güçlü açıklaması sosyal bir sinyal mekanizması olması.
Şöyle düşün, ağladığında görüşün bulanıklaşır ve savunmasız kalırsın. Evrimsel geçmişimizde, vahşi doğada bu durum aslında gruba yönelik çok net bir mesajdı, 'Şu an yardıma ihtiyacım var ve size bir tehdit oluşturmuyorum.' Sesli bir şekilde çığlık atmak etraftaki avcıların iştahını kabartabilirdi. Ancak yanaklardan süzülen yaşlar, sadece yakındaki, yüzünüzü görebilen grup üyelerinin algılayabileceği, empatiyi tetikleyen sessiz ve güvenli bir yardım çağrısıdır.
Bununla birlikte, ağlamak sosyal bağlarımızı muazzam ölçüde güçlendirir. Biz o kadar hiper-sosyal bir türüz ki, birinin ağlaması beynimizde hemen şefkat ve koruma içgüdülerini harekete geçirir. Hatta duygusal gözyaşlarının kimyasal içeriğinin, gözümüze toz kaçtığında akan yaştan farklı olduğu biliniyor. Gerçi bazı popüler bilim sitelerinde sürekli önüme düşen 'ağlayıp stres hormonlarını vücuttan atıyoruz' tarzı kesin ifadeli çeviriler biraz abartılı, bilim dünyasında bu toksin atma hipotezi üzerinde henüz tam bir uzlaşı yok, onu da dürüstçe belirteyim.
Uzun lafın kısası, kelimelerin bile yetersiz kaldığı, ki bir çevirmen olarak bunu söylemek bana biraz koyuyor, durumlarda, o derin sosyal bağı kurmak ve yardım istemek için evrimleşmiş görsel bir iletişim aracı bu. Diğer hayvanlarda görülmemesi de büyük ihtimalle bizim kadar karmaşık, empatiye ve karşılıklı yardımlaşmaya aşırı bağımlı sosyal ağlara sahip olmamalarından kaynaklanıyor.
Kaynaklar
- Ad Vingerhoets. The Evolutionary Origin Of Emotional Tears. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Michael Trimble. Why Humans Weep: Evolutionary And Cognitive Perspectives. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı