Bilgenin Tebessümü!
Sorun sorunu görenindi ve ben nadir-şanslı görenlerdenim. Ne mutlu bana ki, görmek üzere evrimleşmiş gözüme, düşünmek üzere evrimleşmiş zihnime ve değiştirmek üzere evrimleşmiş ellerime ve varoluş doğalarına, yani evrimin ta kendisine, hem onunla şekillenen hem de kendi çapımca şekillendiren doğasına ve rıza ile hep sadık kaldım.
Ötesi; bunu benden önce aynı tevazu ile yapıp bana dünden daha iyi olan bugünlerin kaldırım taşlarını döşeyenlere mahsup, benden sonrakilere borcumu da, bu muazzam insanlık harcının içinde bir çakıl taşı olmaya talip olarak ödeme şansına nail oldum…
Hep bir işe yaramanın hazzı gibisi yok ilkesini kendime amentü kıldım, iyi ki de kılmışım. Kendime saygımı ve vesilesi ile benim dışımdaki dünyaya ve yaşama saygımı, kendimle olan vazgeçilmez barışımı ve vesilesi benim dışımdaki dünya ve yaşam ile bir ve eş olarak barışımı hep dengede tutmaya özen gösterdim. Kısmen başardım da.
Heyhat, istisnaları da var elbette ki hayatın kendisi kadar olağan ve temel olanından. Yeri geldi yoruldum, yeri geldi zayıf düştüm, yeri geldi korktum ve yeri geldi gerisin geri yol alma sevdası beni içten içe kemirdi durdu. Evet hepsini de son nefesime kadar yaşadım ve iliklerime kadar hissettim ve fakat hiç birine asla teslim olmadım.
Gözlerini, zihnini ve ellerini, benden daha az ve evrimsel doğalarına aykırı olarakkullanıp ; yoz ve bencilce; sığ ve dar ufuklu olup benden misli misli mutlu olanları da gördüm, yeri geldi kıskandım da. Benden çok daha fazlasını ve evrimsel doğalarına sadakat temelli yapanları da gördüm ve özendim de…
Ve evrimin şaşmaz çizgisi üzerinde kendimi hep arada konumlandırdım. Ki bu çizgi üzerinde mutluluktan sırıtanlar vardı deliye her gün bayram misali, arada bir gülüp arada bir ağlayanlar vardı bencileyin ve fakat beni en çok etkileyeni içten ve ne için olduğunu bilen, ne az ne de çok, zorunluluğu kavrayıp gönüllülüğe eviren bilgeler vardı ve o tarifsiz tebessümleri, onca bedele rağmen…
Bir buna cesaretim ve ömrüm yetmedi, ona yanarım…Sevgiyle…
(Sevgili Arif bu sular tehlikeli sular, mesele bu sularda iyi bir yüzücü olmakta değil, bu suların doğasını kavrayıp onunla barışık olabilmekte. Ki bu sular ilk önce bunu göz ardı eden en iyi yüzücüsünü boğar. Aman ha…Sevgiyle…)