Hayır, atomlar veya elektronlar canlı değildir. Canlılık, maddenin tek tek yapı taşlarında arayabileceğimiz tözsel bir nitelik değil, parçacıkların kurduğu karmaşık organizasyonun ortaya çıkardığı dinamik bir durumdur. Masadaki karbonla bedeninizdeki karbon arasında hiçbir fark yoktur, fark parçaların kurduğu ağın topolojisinde ve enerji akışındadır.
Bunu tek bir su molekülüne bakıp ıslaklık aramak gibi düşünebilirsiniz. Tek bir molekül ıslak olamaz, milyarlarcası bir araya geldiğinde ıslaklık dediğimiz makroskobik faz belirir. Canlılık da böyledir, alt bileşenlerinde bulunmayan ama belirli bir organizasyon düzeyinde beliren bir özelliktir. Atomun metabolizması, homeostazı veya genetik kopyalaması yoktur. Kararlı bir dinamik sistem, enerji tüketen ve entropiye direnen bir açık ağ haline geldiğinde yaşam dediğimiz örüntü görünür olur.
Çift yarık deneyindeki ölçüm problemi de parçacıkların canlı veya bilinçli olduğunu göstermez. Kuantum fiziğinde gözlemci veya ölçüm kavramı, insani bir farkındalık anlamına gelmez. Mikroskobik bir sistem makroskobik çevreyle veya bir detektörle fiziksel etkileşime girdiğinde dekoherans gerçekleşir, dalga fonksiyonu çevreyle dolaşık hale gelir. Detektör bir insan da olsa, cansız bir levha da olsa durum aynıdır. Elektron bir şey tercih etmez ya da izlendiğini fark etmez, sadece fiziksel bir etkileşime dahil olur.
Parçayı bütünden ayrı tutup her makro davranışı en küçük elemana hapsetmeye çalışmak garip bir indirgemecilik refleksi. Bir girdap düşünün, dönen su moleküllerinin hiçbirinde girdap olma kabiliyeti yoktur, girdap sadece akışın kendisidir. Biz de sürekli maddesi yer değiştiren ama formu korunan o akışlardan biriyiz, hepsi bu.
Kaynaklar
- Maximilian Schlosshauer. Decoherence, The Measurement Problem, And Interpretations Of Quantum Mechanics. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Erwin Schrödinger. What Is Life?. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı