Aslında uzunca bir süredir, hastalıkları mekanik yollar ile çözmeye çalışıyoruz.
Çalışıyoruz diyorum, çünkü aslında hastaları iyileştirmiyoruz, ölmelerini engelliyoruz sadece ama hastanın iyileştikten sonraki konforu ile ilgili hiç bir şey yapılmıyor.
Kangren olmuş uzuvu kesiyoruz. Damar tıkanıklığı için, yapay kalp takıyoruz, stent takıyoruz. Gözü bozulanlara gözlük, duymayanlara kulaklık takıyoruz. Yaraları dikiyoruz. Diş bozukluklarını tel ile gideriyoruz. Bu durum bir çok kanser türü için de geçerli, kanserli bölgeyi kesip almak mantıklı gözüküyor ama hastanın daha sonraki hayatı işkenceye dönüşebiliyor.
Görüldüğü gibi, hastalıklar ile savaşmıyoruz aslında, bir nevi görmezden geliyoruz. İyileştirme ise, bambaşka bir uygulama. Aynı tarımda, zararlı böceklerler için ilaçlama yapmak yerine, böcekler ile mücadele eden diğer böcekleri kullanmak gibi.
Hastalıklara kendi silahları, yani kimya ile müdahale etme, çok eskiden beri var ama çok ilerleme kaydedemedik bu konuda. Geleceğin tıp ilaçlarının bu konu üzerine yoğunlaşacağına eminim. Yani mekanik uygulamaların çoğunun değişmesi gerekiyor. Belki kısa bir süre, senin dediğin mikro robotlar kanserli hastalar için şifa olabilir ama çok uzun süreceğini sanmıyorum.
Hastalıkları tedavi etmek değil, hiç ortaya çıkmamasını sağlamalıyız. Tüberküloz için geliştirilen BCG aşısı sayesinde, neredeyse hastalığı ortadan kaldırabileceğimiz gördük. O yüzden kısa vadeli çözümler, şu andaki kültürümüz için elzem gözükebilir ama kültürümüz ve hastalıklara bakış açımız yavaş yavaş değişecek.