Şempanze ve Bebeği Bir Arada Büyütmek: Hangisi Hangisine Benzer?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Winthrop Niles Kellogg, 1898-1972 yılları arasında yaşamış bir karşılaştırmalı psikologdur. İsminden de anlaşılabileceği üzere, bu bilim dalı farklı hayvanların davranışlarını birbiriyle kıyaslayarak psikolojinin ve etolojinin (hayvan davranışlarının) temellerini anlamaya çalışır. 2 sene boyunca 1. Dünya Savaşı'nda çarpıştıktan sonra, Indiana Üniversitesi'nden lisansını, sonrasındaysa Columbia Üniversitesi'nden master ve doktorasını aldı. Önceleri köpek davranışları ve şartlandırması üzerine araştırmalar yürüten Kellogg, sonrasında yılanlar, fareler, sıçanlar ve kuşlar üzerinde çalışmalar yürüttü. Sonrasındaysa sıradışı ve radikal bir karar aldı: primatlar üzerine çalışmak.

Yapmak istediği deney de oldukça düzeydeydi: şempanze gibi bir kuyruksuz maymunu, bir insan bebeğiyle bir arada büyüterek davranışlarının karşılıklı olarak değişimini incelemek... Bu deneyiyle ilgili yapmak istediklerini, Humanizing The Ape (Kuyruksuz Maymunu İnsanlaştırmak) başlıklı makalesinde tüm bilim camiasına ilan etti ve diğer bilim insanlarını da, gelişimsel psikoloji araştırmalarında kuyruksuz maymunların insanlarla bir arada kullanılmalarına davet etti. Kellogg, şempanze olarak Gua isimli bir bebek şempanzeyi seçti. İnsan yavrusu olaraksa, kendi oğlu Donald'ı denek olarak belirledi.

Kellogg'un bu hevesi, Hindistan'da kurtlarla büyütüldüğü için kurt gibi davranan insanlarla ilgili bir makaleden köken alıyordu. Kellogg'un iddiasına göre bu insanlar da, diğer sıradan insanlar kadar zeki doğmalıydı, yoksa vahşi hayatta varlıklarını sürdüremezlerdi. Dolayısıyla davranışlardaki "kurtlaşmanın" zeka geriliğiyle değil, çevre şartlarının o şekilde davranmaya zorlamasıyla ilgili olduğunu düşünüyordu. Kellogg, erken gelişimimiz sırasında başımızdan geçenlerin, ileri yaşlardaki davranışlarımızın temellerini attığını göstermek istiyordu. Ancak Kellogg, bir çocuğu düşük seviyeli bir ortama koyarak orada büyütmenin etik olmadığını ve yasal da olmayacağını biliyordu. Bu nedenle, tam tersini yapmaya karar verdi: bir şempanzeyi, insanların yaşadığı normal ortamda, onlar gibi yaşamaya zorlamayı denedi. Aslında bunu daha önceden deneyen bazı araştırmalar olmuştu; ancak Kellogg'un görüşüne göre hiçbiri yeterince katı ve disiplinli değildi. Önceki deneylerde, hayvanın %100 insan gibi yaşaması hedeflenmiyordu, dahası, araştırmacılar bile buna kendini inandırmıyordu. Kellogg, bu bariyeri yıkarak yapılmamışı yapmak istedi.

Kellogg, yardımcı olarak ünlü psikolog, etolog ve primatolog Robert Yerkes ile çalışmaya karar verdi. Sonrasında 1931 yılında Yale Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırma Konseyi fonundan kaynak almayı başardı. Deney için, ailesini de alarak Florida'ya taşındı. Burada, doktora sonrası araştırmacısı Carlyle Jacobsen'ın üzerinde çalıştığı 1 yaşındaki dişi şempanze Gua ile tanıştı. 10 aylık oğlu Donald ile birlikte yaşayacak şekilde tüm planlar yapıldı. Ve deney başladı...

Gua, tıpkı Donald gibi giydirildi, masaya oturtulup yemek yedirildi, yıkandı, eğitildi. Kellogg, olabildiğince sık bir şekilde iki yavrunun da gelişimsel niteliklerini test eden analizler yaptı. Tabii ki, beklendiği gibi, Gua Donald'dan daha hızlı büyüyordu; çünkü insanlarda gelişim çok daha yavaştır ve uzun bir süreye yayılmıştır. Bu nedenle Gua, bazı davranışları Donald'dan çok daha önce öğrendi. Aylar geçtikçe Gua, insanlara olan ihtiyacını yitiriyordu ve bağımsız hale geliyordu. Donald ise halen ebeveynlerine bağımlıydı.

Gua, hızla insan yeteneklerini de öğreniyordu. Sıradan bir insan gibi günlük yaşamda davranabiliyordu. Ancak yine de Kellogg'un beklentilerini bir türlü tatmin edemedi. Aslında Gua, bugünün araştırma standartlarında gerçekten çok büyük adımlar atıyordu, tıpkı bir insan gibi davranıyordu. Kellogg'u tatmin etmeyense, Gua'nın bir türlü insan dilini kullanmaya çalışmıyor oluşuydu. Bugün biliyoruz ki böyle bir şeyi beklemek bile akıl dışıdır, çünkü şempanzelerin hem ses kutusu, hem de beyinlerindeki konuşmayla ilgili bölgeleri insan dilini üretebilecek şekilde evrimleşmemiştir. Ancak Kellogg, çok büyük beklentilere sahipti. Bunlar tatmin edilemeyince, büyük bir hayal kırıklığına uğradı.

9. aya girildiğinde, tuhaf bir durum görülmeye başladı: Gua insan dilini taklit etmeye çalışmıyordu; ancak Donald, şempanze dilini taklit etmeye başlamıştı. Örneğin yakınlarda yemek olduğunda, eğer ki Donald bu yemeği istiyorsa, tıpkı şempanzelerin yaptığı gibi "yiyecek çığlığı" atmaya başlamıştı. Bu durum, ister istemez Kellogg'u endişelendirdi. Zaten şempanzede insan dilinin taklidine yönelik herhangi bir değişim gözleyemediği için deneyi beklenenden 4 yıl kadar önce, 1932'de sonlandırma kararı aldı. Şöyle yazacaktı:

Gua, bir insan çocuğu gibi davranıldığı için, tıpkı bir insan çocuğu gibi davranmaya başladı. Tek sorun, vücudunun yapısı ve beyni buna bir noktadan sonra engel oluyordu. Bunu gösterdiğimize göre, deneyi durdurabiliriz.

Konuyla ilgili sonuçlar Midwestern Psikoloji Derneği'nin yıllık toplantısında sunuldu. Konu öyle ilgi çekiciydi ki, 1933 yılında The Ape and The Child (Kuyruksuz Maymun ve Çocuk) isimli bir kitap yazıldı. Kitap, deneyin tüm detaylarını kapsamlı bir şekilde anlatmaktadır. Deneyle ilgili bazı görüntüler aşağıdaki hoş videoda gösterilmektedir:

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 6
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 4
  • İnanılmaz 6
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Üzücü! 2
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 1
  • Korkutucu! 1

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/12/2019 09:39:54 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3486

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsan beyni tek seferde sadece bir güçlü duyguyu barındırabilir. İşte o yüzden eğer bilimsel arzu veya merak ile dolu bir beyinde korkuya yer yoktur.”
Arthur Conan Doyle
Geri Bildirim Gönder