Muhtemel Yeni Kuzenimiz: Australopithecus deyiremeda

Yazdır
  • Bu yazıyı 3 dakika 9 saniyede okuyabilirsiniz.
Muhtemel Yeni Kuzenimiz: Australopithecus deyiremeda

Evrim Ağacı üzerinde insanın evrimsel geçmişi, en detaylı olarak araştırılmış dallardan bir tanesidir. Atamız ve kuzenimiz olan çok sayıda tür bugüne kadar açığa çıkarılmıştır ve bunlarla olan evrimsel akrabalık ilişkilerimiz, önemli bir kısmının yakın bir geçmişte yaşamış olmasından ötürü elde ettiğimiz DNA'lar sayesinde genetik olarak da gösterilmiştir. Böylece paleontolojik, morfolojik ve anatomik çalışmaların bu konudaki isabetliliği konusunda da önemli veriler elde etmemiz mümkün olmuştur. Şimdi, bu kritik soy ağacına yeni bir akraba daha katıldı: Australopithecus deyiremeda, yani, "Yakın Akraba Güneyli Maymun".

Australopithecus cinsine ait olan en meşhur tür Australopithecus afarensis'tir. Bu türün en meşhur örneği ise "Lucy" olarak bilinen dişi bireyin kemikleridir. Etiyopya'da yaşamış olan Lucy, çok büyük ihtimalle biz modern insanların (Homo sapiens) doğrudan atasıdır. Değilse de, ortak atamıza çok yakın özelliklere sahip bir kuzendir. Yeni keşfedilen Australopithecus deyiremada türü de, tıpkı A. afarensis gibi günümüzden 3.5-3.3 milyon yıl kadar önce Etiyopya'da yaşamıştır ve türe ait kemikler 4 sene kadar önce çıkarılmıştır. Nature dergisinde yayınlanan makalede bu kemiklerin analizi detaylı olarak ilan edilmiş ve yeni bir türe ait olduğu ileri sürülmüştür. Araştırmacılar, Afar dilinde "yakın akraba" anlamına gelen deyiremada kelimesini, zaten yıllardan beri kullanılmakta olan ve "güneyli maymun" anlamına gelen Australopithecus cins adına ekleyerek yeni türün ismini belirlemiştir.

Sorun, bu yeni türün insanın Evrim Ağacı'na nasıl bağlandığının henüz bilinmiyor olmasıdır. Bu durum, bazı uzmanların kemiklerin ayrı bir türe ait olarak ilan edilmesinin hata olduğunu düşünmelerine de neden olmaktadır. Konu hakkında belirsizlikler olsa bile, araştırmanın başında bulunan Cleveland Doğa Tarihi Müzesi'nden Yohannes Haile-Selassie, tür tanımının isabetli olduğunu düşünmektedir. Şöyle söylüyor:

"Homo sapiens olan bizleri ve soyu tükenmiş çok yakın akrabalarımızı içerisinde barındıran soy hattı, günümüzde Lucy'nin de dahil olduğu bir daldan ayrılarak evrimleşmiştir. Yeni keşfettiğimiz tür ve ileride de gelmesi muhtemel olan yeni türler, hani dalın hangi dalın evrimine neden olduğunu belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Yeni keşfimizin yapıldığı alanın yakınlarında 2009 senesinde yeni bir türe ait olduğunu düşündüğümüz bambaşka kemiklere de rastlamıştık. Fakat o kemiklerin tür analizi hiç yapılmamıştı. Hatta yeni tanımladığımız türe ait olup olmadıklarını bile bilmiyoruz. Eğer o kemikler, yeni tür olan Australopithecus deyiremada'ya ait değilse, evrim ağacımızda henüz tespit edilmemiş bir diğer tür daha var demektir! O tür de Lucy ile aynı dönemde ve bölgede yaşamıştır."

Araştırmaya yönelik eleştirilerin hepsi tür tanımına yönelik değil. Örneğin, George Washington Üniversitesi'nden olan ve araştırmada yer almayan Bernard Wood, keşfedilen kemiklerin yeni bir türe ait olduğuna dair "kanıtların çok güçlü olduğunu" belirtiyor. Ancak akıldaki soru işaretinin, A. afarensis ile A. deyiremada türlerinin aynı coğrafyayı nasıl paylaşmış olabileceği olduğunu da ekliyor. Şöyle söylüyor:

"Bu yeni kemiklerin önümüzdeki 10 senede çok heyecan verici araştırmaların konusu olacağı çok açık! Bu canlıların bugüne kadar tanımladığımız herhangi bir insansı türe ait olmadığının kanıtı, araştırmaların da belirttiği gibi kemiklerde görüğümüz çok net anatomik farklılıklar."

Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde insan evrimi uzmanı olan Tim White, yeni keşfedilen fosiller konusunda pek de heyecanlı gözükmüyor. Fosillerin sıradan bir A. afarensis kemiği olduğunu iddia ediyor. Şöyle söylüyor:

"Biyolojik bir tür içerisinde anatomik çeşitlilik görmemiz son derece normal. Bu nedenle bu şekilde heyecanla yapılan birçok açıklama, kısa sürede tersine çevriliyor."

Keşfedilen yeni fosillerin gerçekten de yeni bir türe ait olup olmadığı diğer bilim insanlarından gelen bağımsız araştırma ve tekrarlara bağlı olarak netlik kazanacak. Fakat ne olursa olsun, türümüzün evrimsel tarihinde rol almış olabilecek tanımladığımız ve tanımlamadığımız birçok türe ait kemikleri hala tespit edebiliyor olmamız, kendimizle ilgili öğrenecek ne kadar fazla şeyin toprağın altında bizi beklediğini gösteriyor.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Nature
  2. Cleveland Museum of Natural History
0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil
Geri Bildirim