Dünya'da Gelir Eşitsizliği

Yazdır
  • Bu yazıyı 2 dakika 21 saniyede okuyabilirsiniz.
Dünya

An itibariyle Dünya'daki her 6 insandan 1'isi aç yaşıyor. Yemeğe vakti olmadığından değil; geliri olmadığından. Şu anda hayatta olan en zengin 85 kişinin toplam varlığı, Dünya'daki 3.5 milyar insanın toplam varlığına eşit! 

Dünya'da 1.4 milyar insan yoksullık sınırı ve altında yaşıyor. Üstelik bu sayı, Dünya Bankası'nın yoksulluk verilerini ölçmek için kullandığı açlık sınırın günlük 1 dolardan 1.25 dolara çıkarılmasından sonra elde edildi. Örneğin 2004 yılında yoksulluk sınırı günde 1 dolar gelir olarak alındığında, Dünya'da 984 milyon insan yoksulluk sınırındaydı. Şimdi, sınır yükseltilmiş olmasına rağmen sayı 1.4 milyara çıkmış vaziyette! 

Yine de, oransal olarak yoksulluk ve buna bağlı olarak gelişen açlık azalıyor. 1981-2005 yılları arasında yoksulluk %25 oranında azaldı. Ama bu sizi çok sevindirmesin; zira bu, bölgesel değişimlerden etkilendiği için böyle. Örneğin yoksulluğun yaklaşık yarısını tek başına bünyesinde barındıran Çin'de yoksulluk %85'ten %15.9'a düştü (bu, 600 milyon insana denk geliyor). Bu nedenle Dünya'daki "iyileşme", olduğundan çok daha hızlı gözüküyor. Halbuki Çin'i göz ardı edecek olursak, Dünya'daki yoksulluk son 30 yılda sadece %10 dolaylarında bir düşüş gösterdi. 

Buna karşılık gelir eşitsizliği tam gaz yoluna devam ediyor. Avrupa ve Orta Asya'da en zengin %20, gelirin %41.1'ini cebine indirirken, en fakir %20 sadece toplam gelirins sadece %6.6'sını alabiliyor. Orta Doğu'da bu oranlar %49.8'e karşılık sadece %5.1 dolaylarında! Sahra-altı Afrika'da %64.5'e karşı %3.6 seviyesinde, akıl almaz! Ancak Dünya genelinde, yüksek gelir bölgelerinde yaşayanlar arasında en zengin %20 varlığın %45.6'sını kontrolünde tutuyor. En fakir %20 ise sadece %5.9'unu... 

Gelir eşitsizliği ile toplumsal sınıf hareketliliği (sosyal mobilite) arasında da doğrudan bir ilişki görüyoruz: Equality Trust tarafından 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre, gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olan ABD ve Birleşik Krallık'ta halk, sınıflar arası geçiş yapamıyor (ya da çok az yapabiliyor). Yani "Amerikan Rüyası" olarak da bilinen, alt sınıftan insanların bile zengin ve refah içerisinde yaşayabileceğine dair görüş tamamen ölmüşe benziyor. Bir diğer deyişle, ABD'de ne kadar emek harcarsanız harcayın, doğduğunuz düzeyden öteye pek geçemiyorsunuz. Sayısal konuşmak gerekirse, 2016 yılında yapılan bir çalışmaya göre 1940 yılında doğan bir çocuğun ebeveynlerinden daha fazla para kazanma ihtimali %92 iken, 1980 yılında bu olasılık %50'ye düşmüştür. 2000'li yıllarda ise çok çok daha az olduğu düşünülmektedir (ancak bunun durumu ancak 15-20 sene sonra anlaşılacaktır).

Buna karşılık gelir eşitsizliğinin en düşük olduğu ülkeler arasında bulunan Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka, Kanada ve Almanya gibi ülkelerde sosyal mobilite de çok yüksek: Zaten gelir eşitsizliği düşün olduğu için, bireyler emek sayesinde zenginleşip, emek yoksunluğunda fakirleşebiliyorlar.

Daha söylenecek çok söz var bu konuda... Ancak başınızı bu gece yastığa koyduğunuzda, Dünya çevresinde aynı gün içerisinde yatağa aç gidecek 1 milyar insanı (yani her 7 insandan 1'ini) düşünün. Ve kendinize sorun: Biz insanların inşa edebileceği en iyi sistem, gerçekten bu mu?

Kaynak: Global Issues

0 Yorum
Çağrı Mert Bakırcı
Çağrı Mert Bakırcı
Kurucu, Baş Editör
Profil
Geri Bildirim