Paleontoloji'ye Anahatları ile Giriş - 3

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Paleontoloji'yi anahatları ile 3 kısımda ve ona eşlik edecek olan 3 tür diğer hayvan ile ele alacağımızı belirtmiştik (gönüllü seçilmiş 3 tür diğer hayvan türü ile, yoksa diğer varlık türlerine muhakkak ilerleyen süreçlerde ayrıca yer verilecektir). Bu yazı, o aşamanın son süreç yapılanmasıdır. Anahatları ile ele aldık ki, daha anlaşılır olsun; içinden çıkılmaz terimlere çok az yer vermeye çalıştık ki, daha kolay akılda kalsın ve çevre ile paylaşılsın, özendirici olsun. Paleontoloji elbette bitmedi, elbette bu kadar değil. Bundan sonra ele alınacak süreçler, jeolojik zaman ölçeğinde ve diğer varlıklarla tanıtılarak şekillenecektir.

Dünya'nın jeolojik evriminin anlaşılmasında, zaman kavramı, 4. boyut olarak değerlendirilir. Dile kolay gelen bu cümlenin cevaplanması oldukça güçtür. Paleontoloji, soruya, varlıkların jeolojik zaman içinde var oluşunu ve onların evrimsel gelişimini inceleyerek cevap vermeye çalışır. Bunu yaparken özellikle çökel kayaçlar içinde yataklanan fosiller ile bir zaman ölçeği kurabilmek için, varlıkların evrim sürecini kullanır. 

Yine dile kolay tek hücreli basit sayılabilecek bir varlık (geri görüş kibrinden uzak bir değerlendirme ile) sayısız türe evriliyor. Diğer yandan yaşamakta olan tür sayısına bir bakıyorsunuz, bunların jeolojik çağlarda yaşamış olan toplam türlerin %0.1'inden bile az olduğunu görüyorsunuz.

Varlıklar yaşam koşullarına uyabilmek zorundadır. Bu durum, yeryüzündeki tüm olanakların kullanılabilmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkartır. Bu sayede çok farklı ama bir yerde ortak anatomik yapılar oluşmuş ve çok farklı türler ortaya çıkabilmiştir.

Jeolojik geçmişte yaşamış olan türlerin, çok az bir kısmı günümüzde var olmaya devam ediyor. Nesli tükenenlerin ise, ancak bir kısmı (bana kalırsa çok çok azı) fosilleşebilmiştir. Ender olarak fosilleşen ve çok az olasılık ile fosilleri bulunan organizmalar, çökel kayalara 4. boyut olan zaman sıralamasını sağlayabilen değerli verileri oluştururlar.

Örneğin memeli fosiller, milyon ve hatta onunda alt bölümlerinde yaşlar vererek, içinde yataklandıkları çökellerin dahil edilebildikleri litostratigrafik birimlerin yaşlandırılabilir, biyostratigrafik çalışmalarda çökel kayaçları sağlam bir şekilde sınıflayabilirler. Bu bağlamda ele alındığı zaman Paleojen 30 zona (MP 1-30) (Schmidt-Kittler, 1987) ve Neojen 17 zona (MN 1-17) bölümlenebilmiştir (Mein, 1975, 1979, 1989; Falhbush, 1976; Bruijn, 1992).

Paleontolojik anlamda memeliler (Savage ve Russell, 1983):

1 - Omurgalı hayvanlardandır.

2 - Craniun'un (kafa) squamasol kemiği ile alt çene kemiği, çene-menteşe mekanizmasının ana kısmını oluşturur.

3 - Diphydont (iki defa çıkan dişler), iki ya da daha fazla köklere ve karmaşık yapıda küsbitli dişlere sahip hayvanlar olarak tanımlanır.

Kuvaterner Jeolojisi:

Yeryuvarı'nın cansız olan bölümünün Kuvaterner Dönem'i boyunca geçirdiği evrimin incelenmesi Kuvaterner Jeolojisi kapsamında değerlendirilir. Son 2.5-3 milyon yıllık dönemdeki, jeolojik olayları ve oluşumları inceler. Kuvaterner Jeolojisi yerşekillerini ve çökelleri haritalar, onları inceler, veri üretir.

Kuvaterner Stratigrafisi:

Stratigrafi Latince ''tabaka'' ve Yunanca  ''graphia'''dan türemiştir. Geleneksel dildeki karşılığı ise, kayaç katmanlarının bilimidir. Ancak, bu tanımın daha sonra, katmansız çökel kayaçlar ile metamorfik ve magmatik kayaçları içerecek şekilde genişletildiğini görüyoruz.

Stratigrafi genel manada belirgin birimler düzeneğinde sıkıştırılmış ya da gevşek durumdaki yer kabuğunu oluşturan tüm kayaçları içerir. Bu birimlerin her biri kendi özelliklerine ve niteliklerine göre düzenlenir.

Stratigrafi başlıca; tanımlama, sınıflandırma, isimlendirme, uzay ve zaman ilişkileri kurmaya dayalı stratigrafik korelasyonu kapsar. Bu durumda, sadece kayaç kütlelerinin stratigrafik aşaması ve yaş ilişkileri ile değil, bunun yanında, litoloji, fosil içeriği ile de ilgilenmektedir.

Dünya'yı çalışmaya başladığımızdan beri bulguları tanımlamaya, sınıflandırmaya ve bunları konuşturmaya çalışıyoruz. Üst üste duran katman özellikleri hakkında, birçok yöntem geliştirmeyi başardık. Katmanlı kayaçların tanımı birçok yöntem eşliğinde yapılabilir. 18. ve 19. yüzyıllara baktığımız zaman tanım ve sınıflandırmanın, uzmanlık alanlarına bağlı olarak fosil içeriğine (biyostratigrafi) ve litolojiye (litostratigrafi) dayalı olduğuna şahit oluyoruz. 20. yüzyılda ise, kimya ve fizikteki gelişmeler kayaçların sınıflandırılmasında önemli konum elde etmişlerdir.

Kayaçların litolojik özellikleri (mineraloji, tane boyu dağılımı, renk ve katman yapısı, jeoteknik özellikleri) farklı litostratigrafik birimler için, iki ya da daha çok yerde mostra veren birim arasında karşılaştırma işlemlerinde kullanılan ölçütlerdir. Buna litostratigrafik korelasyon diyoruz. Benzer şekilde çökellerin fosil içeriği biyostratigrafi ve fosil temelinde korelasyon için kullanılırsa buna da biyokorelasyon diyoruz.

Litostratigrafik, kronostratigrafik, biyostratigrafik, jeokronolojik birimler Kuvaterner öncesindeki kayaçları sıralayarak alt bölümlere ayırmak ve tanımlamak için yeterlidir.

Litostratigrafi:

Litostratigrafik birimler volkanik kayaçlar, sedimanter kayaçlar veya bunların zayıf metamorfik eşdeğerleridir. Litostratigrafi, kayaç kütlelerinin gözlemlenebilir litolojik özelliklerine ve göreceli stratigrafik konumlarına dayalı bir sınıflandırmadır. 

Gözlemlenebilir litolojik özellikler, stratigrafik konum litostratigrafik birimleri tanımlarken kullanılan en önemli ölçütlerdir.

Kuvaterner çökelleri çok geniş yüzeyleri kaplayabiliyor; ama incelenebilecek mostraları birçok bölgede oldukça azdır ve incedir. Burada yine değinmekte fayda var, kalınlık litostratigrafik birimlerin tanımlanmasında bir ölçüt olamaz. İnce ama yaygın olan çökeller kesitlerde ve haritada tek bir çizgi şeklinde dahi olsa gösterilmek zorundadır. Durumun önemini Krumbein ve Sloss'a kulak kabartarak anlayalım: Haritalanabilir olması, litostratigrafik bir birimin geçerliliği için en önemli ölçüttür.

Stratigrafik yöntem türü daima açık tutulmalıdır. Her kayaç birimine bir formasyon aşaması verilmelidir. Formasyonu isterseniz çeşitli üyelere ya da katmanlara bölebilirsiniz; ancak bu zorunlu değildir.

Her litostratigrafik birim düzgün tanımlanmalıdır, bir adı olmalıdır. Her birim de iki parçadan oluşan bir isme sahip olmalıdır. Bu yapılanma birimin adını ve birimin aşamasını gösterir. Adı birimin kuyu ve mostrasına dayanan bir yerden üretilmelidir.

Litostratigrafik birim tanımlandıktan sonra, durumdaki değişiklikler (eğer var ise) düzgün belgelenmiş olmak zorundadır.

Litostratigrafi, yerbilimlerinde iletişim için birer araçtır.

Biyostratigrafi:

Arkeologlara en bilgi eksikliğinden kaynaklı en çok sorulan sorulardan bir kısmı şöyledir:

1 - Ne arıyorsunuz?

2 - Buldunuz mu?

3 - Neden bulamıyorsunuz (bu artık kendini aşmış bir sorudur)?

Sanıyorum ki paleontologlara yine bilgi eksikliğinden en çok sorulan sorulardan biri de şudur: Yaşı kaç?

Yaş ile alakalı soruları çözmek için farklı yollara başvurulur. Bunlardan ilki, fosil kayıtlarıdır. Yaygın bir biçimde kullanılan yöntem olan biyostratigrafi, çökel kayaçların hayvan ve bitki fosilleri kullanılarak yaşlandırma ve karşılaştırmaları olarak tanımlanabilir.

Unutulmasın ki biyostratigrafi, göreceli bir yaşlandırma yöntemidir. Biyostratigrafik zonlara ya da olaylara sayısal bir yaş verilmeden önce, bağımsız bir şekilde sayısal tarihleme yöntemleri ile kalibre edilmelidir.

Kuvaterner memeli diğer hayvan çeşitliliğindeki değişiklikler, biyostratigrafik sınıflandırmanın temelini oluşturur. Belli bir türün varlığı ya da yokluğu, onun evrimsel süreçteki bulunduğu aşama çökellerin yaşı için kullanılabilir.

Kronostratigrafi:

Kayaç kütlelerinin göreceli yaş ilişkilerini ele alan stratigrafinin bir parçasıdır. Birimi ise, jeolojik zamanın belirli bir aralığında oluşan bir kayaç kütlesidir (Salvador, 1994).

Uluslararası iletişimin kolay olması için Dünya'nın kayaç kaydı, Uluslararası Stratigrafi Komisyonu tarafından yönetilen Jeolojik Zaman Cetveli şeklinde standartlaştırılmış küresel kronostratigrafik birimlere ayrılmış olarak verilmiştir. Unutulmasın ki, hiçbir jeolojik zaman cetveli son değildir; çünkü yeni veriler sağlandıkça devamlı olarak yenilenir.

Kronostratigrafik birimin bölümleri alt, orta ve üst olmak üzere ayrılmıştır. Bunların jeokronolojik eşdeğerleri erken, orta ve geçtir.

Levha tektoniği:

Levha tektoniğini klasik anlamdaki tektonikten ayıran en önemli husus, levha tektoniğinde dinamizmin varlığı ve kinematik ile sürekli ortam mekaniğinin kullanılmasıdır (Canıtez, 1983a). Bu çerçevede, levha tektoniği jeolojik veya jeofiziksel bir kuram değil, tamamen kinematik bir kuram olma özelliğindedir (Şengör, 1983).

Levha tektoniğinin temelindeki varsayım; yerkürenin dış kısmını saran az sayıda katı ve ince levhalardan oluştuğudur. Bu levhalar, boyutları ile değerlendirildiğinde, çok dar alanları temsil eden sınırları boyunca birbirleriyle etkileşim içerisindedirler ve sonuçta bu alanlar boyunca deformasyona uğrarlarken, iç kesimleri herhangi bir deformasyona maruz kalmaz.

Yerkürenin katı olan dış katmanlarını oluşturan levhalar litosfer olarak biliniyor. Bu katmanın hemen altında ise, astenosfer vardır. Astenosfer görece daha kolay deforme olan ve üzerinde levhaların kaymalarına izin veren daha zayıf bir katmadır. Levhalar bu farklılıktan ötürü hareket eder; bu durum levha kinematiği yaklaşımını doğurmuştur. Levha tektoniği kuramının gücü de buradan gelir.

Organik madde:

Toprağa karışmış bitkisel ve hayvansal artıklar ve bunların ayrışma ürünlerinin çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşturduğu bileşiklerin tümüne birden organik madde adı verilir (Usta, 1995).

Toprakta yer alan organik maddeler çeşitli ayrışma evrelerinden geçerler. Ayrışmanın ileri evresinde, koyu renkli olan organik maddeler ortaya çıkar. Bu maddeler humus olarak kabul edilir. 

Organik madde daha çok toprağın yüzey kısımlarında oluşur, ayrıca toprağa koyu-esmer bir renk verirler. Genellikle derinlik arttıkça, organik madde azalır.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Gürbüz, A., Kazancı, N., (Ed) 2012; Kuvaterner Bilimi. Ankara Üniversitesi Yayınları No:350, 570., Ankara.
  2. İnandık, H., 1959; Dördüncü Zaman Kronolojisi, Türk Coğrafya Dergisi 18-19, 166-172.
  3. Şengör, A.M.C., 2000; Jeolojik Takvim, Cogito, 22, 1-46.

Epigenetiğin Gücü: Fareler Yavrularını ve Torunlarını Spermleriyle Uyarabiliyorlar!

Beyinle İlgili 10 Mit

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim