Ökseotu ve Mitolojisi

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Ökseotu, Hristiyan dünyasında Noel'in, geri kalan dünyada ise yılbaşının ve genel olarak dekorasyonun kalbinde yer alan bitkilerden birisidir. Aslında ökseotu tek bir bitki değildir; hatta kendi başına var olan bir bitki bile değildir! Santalales, yani sandalağacıgiller takımı içerisinde bulunan bir grup zorunlu yarı-parazit bitkinin adıdır! Bu yarı-parazitik bitkiler bir ağaca veya çalıya "emme organı" olarak da bilinen haustrayum denen bir yapı ile dadanır ve onlardan su ile besin çalarlar.

Buna rağmen, "ökseotu" dendiğinde ilk akla gelen bitki Viscum album türü, Avrupa'ya özgü bir bitkidir. Ancak sonradan ökseotu kavramının kapsadığı canlılar, Misodendraceae olarak da bilinen güneyli kayınağacıgiller ve Loranthaceae olarak bilinen Noel ağacıgilleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 

Parazitizm, damarlı bitkilerde en az 12 defa, bağımsız olarak evrimleşmiştir ve bunlardan 5 tanesi, sadece ökseotu olarak bilinen bitkilerde evrimleşmiştir. Yani ökseotu dendiğinde akla "aşk" gibi hoş duygular gelse de, aslında bu canlılar bitki parazitliğinin en yaygın örneklerinden bazılarını sergileyen, oldukça ilginç canlılardır. Örneğin Noel ağacıgiller olarak bahsettiğimiz Loranthaceae içerisinde 73 ayrı cins ve 900 ayrı tür bulunmaktadır!

Ökseotunun kültürel anlamı da, diğer Noel ve yılbaşı unsurları gibi Hristiyanlar'a özgü değildir; çok fazla sayıda kültürde ve Hristiyanlık'tan çok öncelerde de görülmektedir. Örneğin, ökseotunun Noel süslemesi olarak veya birbirini sevenlerin altında öpüşmesinin beklendiği bir bitki olarak anılmasından çok önce Kelt Şamanizmi içerisinde kendisine anlam bulduğu görülmektedir. İsa'dan ve Noel kutlamalarından asırlarca önce yaşamış olan bu şamanlar, ökseotunu "Dünya'nın ötesindeki cennetlerden düşmüş ve Dünya'da büyümeyi başarmış bir bitki" olarak görmüşlerdir. Bu nedenle ökseotunun bildiğimiz Dünya ile "cennet" arasındaki bir köprü olduğuna inanmışlardır. İşte "ökseotu altında öpüşme" veya yaşam alanlarının ökseotu ile süslenmesi, bu şaman geleneklerinden gelen ve "cenneti yüceltme" ve "birbirine bağlılık" gibi kavramları öne çıkaran bir davranıştır. 

Nordik mitolojide de ökseotuna referanslar görmek mümkündür. Örneğin mitolojiye göre Loki, kör Tanrı Hodur'u, aşk, barış, bağışlama gibi kavramlarla ilişkilendirilen Baldur'u öldürmeye ikna etmiştir. Hodur, bu hayali cinayeti ökseotundan yapılmış bir ok ile işlemiştir; çünkü Baldur'un direncinin olmadığı tek bitki ökseotudur. Bazı inanışlara göre ökseotunun barış ve dostluk sembolü haline gelmesi, bu mitolojik cinayet içerisindeki rolünden ötürüdür.

Orta Çağ'da da ökseotuna anlamlar yüklenmeye devam edilmiştir. Özellikle de "doğurganlık" ve "yaşam" ile ilişkilendirilen bu bitkinin altında öpüşme furyası 18. yüzyıl İngilteresi'ne kadar Hristiyan geleneklerinde görülmemiştir. Sonrasındaysa Viktoryen İngilizler bu geleneği toplum arasında hızla yaymışlardır ve ancak ondan sonra günümüz toplumlarında bu davranış görülmeye başlamıştır. 

Bu şahsi inanç ve geçersiz argümanlar bir yana dursun, ökseotunun ekolojik anlamı oldukça büyüktür. Uzun yıllar boyunca yarı-parazitik doğasından ötürü yok edilmesi gereken bir bitki olarak düşünülen bu canlı, yakın geçmişte "anahtar tür" ilan edilmiştir. Yani ökseotu olmaksızın, ökseotunun bulunduğu ekolojik yaşamalanları dengeli kalamaz ve bozulurdu! Bunun sebebi, her ne kadar ökseotları bulundukları bölgedeki bitkilere zarar veriyor olsa da, kendilerini yiyen çok sayıda hayvan bulunuyor olmasıdır. Ayrıca parazitik yaşantıları sırasında diğer bitkilerin üremesine de büyük katkılar sağlamakta oldukları keşfedilmiştir. Ökseotlarının bulunduğu bölgelerdeki yaşam çeşitliliğinin ciddi anlamda arttığı tespit edilmiştir. Bu ve bunun gibi sebeplerden ötürü ökseotlarının ekolojik değeri daha iyi anlaşılmalıdır.

 

Kaynak: Wikipedia

Yılbaşında Kullanılan Çam ve Köknar Ağaçlarının Tarihi

1930'dan 2015'e Plüton Fotoğraflarının Değişimi

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim