Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Gönderiler
Yavru
Bilim Tarihi
Yatay Gen Transferi
Kromozom
Çocuklar İçin Bilim
Mikrop
Dünya Dışı Yaşam
Ayak
Abiyogenez
Malzeme
Eşcinsellik
Diş Hekimi
Sıcaklık
Ecza
Analiz
Nötron
Makina Mühendisliği
Kilo
Değişim
İstanbul
Aşırı
İngiltere
Demir
Gelişim
Editör Seçkisi
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Güncel Bilim Haberleri
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
6 Şubat 2024
Londra Doğa Tarihi Müzesi'nden Profesör Paul Barrett ve ekibi, Geç Triyas döneminden kalma en eski pterozor fosillerinin bulunduğunu ve bu grubun Kretase sonu yok oluşuna kadar var olduğunu belirtti. Pterozorlar, dünya genelinde tür çeşitliliği açısından en yüksek seviyelerini Erken-Orta Kretase ve son Kretase dönemlerinde yaşamışlardır. Ancak, bu canlıların dağılımı Lagerstätten etkisi ve diğer örnekleme yanlılığı şekillerinden etkilenmektedir. Pterozorların evrimsel geçmişi hakkındaki bilgiler, sınırlı bir zaman ve mekân aralığına sahip birkaç alandan elde edilen materyallere dayanmaktadır. Yeni keşfedilen tür olan Ceoptera evansae, Orta Jurasik dönemine (168-166 milyon yıl önce) ait olup bugün İskoçya olarak bilinen bölgede yaşamıştır. Bu keşif, İskoçya'dan adlandırılan ilk pterozor olup Mary Anning'in 1800'lerin başında keşfettiği Dimorphodon macronyx'ten bu yana Birleşik Krallık'ta bulunan en eksiksiz pterozordur. Kalıntılar, omuz, kanat, bacak ve omurga parçaları dahil olmak üzere üç boyutlu olarak korunmuş bir kısmi iskeletten oluşmaktadır. Kemiklerin çoğu tamamen kaya içinde gömülüdür ve yalnızca CT taraması kullanılarak incelenebilir.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
1 saat önce
Earth's Future dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, 2016'dan bu yana küresel ortalama deniz seviyesi yükselişinin tam olarak açıklanamamasına yol açan "bütçe açığını" kapattı: Suçlu, 2.000 metrenin altındaki derin okyanusun ısınmasıydı.
 
İklim bilimciler, deniz seviyesi yükselişini oluşturan enerji akışlarını bir "bütçe" gibi dengede tutmaya çalışıyor. 2016'ya kadar bu bütçe kapalıydı; yani gözlemlenen yükseliş bilinen kaynaklarla açıklanabiliyordu. Ancak o tarihten itibaren bir açık oluştu. Bunun nedeni, Argo şamandıralarının yalnızca 2.000 metreye kadar inerek veri toplayabilmesi; oysa okyanusun ortalama derinliği 3.682 metre.
 
Fransız araştırmacı Anny Cazenave liderliğindeki uluslararası ekip, bu boşluğu doldurmak için iklim reanalizi yöntemini kullandı. Uydu altimetri verileri, Argo sıcaklık ölçümleri, GRACE uydu programından elde edilen kütle verileri ve buzul/buz tabakası kayıp tahminlerini bir araya getiren ekip, 2.000 metre altındaki derin okyanusun ısınmasının yılda yaklaşık 0,4 milimetre deniz seviyesi yükselişine katkıda bulunduğunu hesapladı. Bu oran, 2016 sonrasındaki toplam yükselişin yaklaşık yüzde 10'una karşılık geliyor.
 
Bulgular iki açıdan kritik: Hem deniz seviyesi yükselişi projeksiyonlarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor, hem de bu derin ısınmanın doğal iklim değişkenliğinden mi yoksa insan kaynaklı iklim değişikliğinden mi kaynaklandığını anlamak için yeni araştırma sorularının kapısını açıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
1 saat önce
Cell dergisinde yayımlanan iki tamamlayıcı çalışma, farelerin burnundaki koku alıcılarını benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla haritalayarak olfaktör sistemin nasıl çalıştığına ilişkin 30 yıllık yerleşik anlayışı alt üst etti.
 
Harvard Tıp Okulu'ndan nörobiolog Sandeep Robert Datta ve ekibi, yüzlerce fareden yaklaşık 5 milyon nöron inceledi. Tek hücre dizileme ve mekansal transkriptomik yöntemlerini birleştiren araştırmacılar, burun epitelindeki yaklaşık 1.100 koku alıcısının rastgele dağılmadığını; aksine burnun üstünden altına uzanan yatay şeritler halinde son derece düzenli bir konumsal örüntü sergilediğini ortaya koydu.
 
Bu bulgu, otuz yıldır ders kitaplarında yer alan "burun epitelinin birkaç geniş bölgeye ayrıldığı ve her bölgede alıcı seçiminin temelde rastgele gerçekleştiği" modelini doğrudan çürütüyor. Karolinska Enstitüsü'nden psikolog ve deneysel nörobilimci Johan Lundström, çalışmayı "olfaktör organizasyonun temel ders kitabı modelini yıkan çığır açıcı bir makale" olarak nitelendirdi.
 
Araştırmacılar aynı zamanda bu düzenin nasıl oluştuğunu da açıkladı: Retinoik asit adlı molekül, burundaki farklı konumlarda farklı konsantrasyonlarda bulunarak her nöronun hangi tür koku alıcısını ifade edeceğini yönlendiriyor. Bu keşif, koku alma duyusunun gelişimsel mekanizmasına ilişkin uzun süredir yanıt bekleyen temel bir soruyu da yanıtlamış oluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
1 gün önce
Karanlık Enerji Spektroskopi Aleti (DESI), beş yıllık ilk resmi taramasını tamamladı. Bu sürede 47 milyondan fazla galaksi ve 20 milyon yıldız kaydedilerek 11 milyar yıllık kozmik tarih kapsayan en büyük 3 boyutlu evren haritası oluşturuldu.
 
DESI'nin 2025'te yayımlanan üç yıllık verilere dayanan ilk analizinde şaşırtıcı bir işaret bulunmuştu: Evrenin genişlemesini sürükleyen karanlık enerjinin Einstein'ın kozmolojik sabitinin (lambda/Λ) öngördüğü gibi sabit kalmadığı, zaman içinde değiştiği olasılığı gündeme gelmişti. Bu, standart kozmoloji modelini alt üst edebilecek nitelikteydi; ancak istatistiksel güvenilirlik henüz yeterince yüksek değil ve bağımsız bir gözlemle teyit edilmesi gerekiyor.
 
Teorik fizik cephesinde ise asıl sorun şu: Lambda gözlemsel olarak doğrulanmaya devam etse de parçacık fiziğiyle bağdaştırılması neredeyse imkânsız. Waterloo Üniversitesi'nden DESI sözcüsü Will Percival, bu durumu "evren ile yerleşik fizik arasındaki bir güç mücadelesi" olarak nitelendiriyor.
 
Şimdi tüm gözler iki noktada: DESI ekibi, beş yıllık veri setini iki ile dört ay içinde analize hazır hale getirmeyi planlıyor. Öte yandan Avrupa'nın Euclid uzay teleskobu Ekim 2026'da ilk veri setini yayımlayacak. Eğer her iki araç da karanlık enerjinin değiştiğine dair aynı işareti görürse, bu kozmolojide gerçek bir devrim anlamına gelecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
1 gün önce
United Launch Alliance'ın Atlas V roketi, 27 Nisan 2026 gecesi Florida'dan fırlatılarak Amazon'un Leo broadband takımyıldızı için 29 uydu daha yörüngeye yerleştirdi. Yaklaşık 18 ton ağırlığındaki bu yük, Atlas V'in daha önce kırdığı rekorla eşit bir ağırlığa ulaşarak roketin tarihindeki en ağır iki yükünden biri oldu.
 
Amazon Leo 6 adıyla anılan bu görev, ULA'nın Amazon için gerçekleştirdiği altıncı fırlatma. SpaceX'in Starlink'ine rakip olarak tasarlanan ve daha önce Project Kuiper olarak bilinen Amazon Leo takımyıldızı, tamamlandığında 3.200'den fazla uydudan oluşacak. Ancak bu ağı kurmak için 80'den fazla fırlatma gerekiyor; bugüne kadar yalnızca 10 tamamlandı. Atlas V şimdiye kadar 6, SpaceX'in Falcon 9'u 3 ve Arianespace'in Ariane 6'sı 1 görev üstlendi.
 
Düşük Dünya yörüngesindeki internet uydusu yarışı hız kazanmaya devam ediyor. SpaceX bu yıl yalnızca Starlink görevlerinde 50. fırlatmasını tamamlarken Amazon da takımyıldızını inşa etmek için birden fazla roket sağlayıcısıyla çalışıyor. Bir sonraki Amazon Leo fırlatması ise 29 Nisan'da Fransız Guyanası'ndan Ariane 6 ile gerçekleştirilecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
627.2K UP
1 gün önce
Mars, Dünya’dan 99% daha az havaya sahip olan ve atmosferinin 96%’sı karbondioksit olan son derece "huysuz" bir komşu. Ancak NASA’nın Perseverance keşif aracında bulunan MOXIE adlı cihaz, bu tabloyu değiştirmeye kararlı.

Zehirli Atmosferden Yaşama: MOXIE, Mars'ın yoğun karbondioksit içeren havasını elektrokimyasal bir süreçle parçalayarak solunabilir saf oksijen üretiyor.

Lojistik Devrim: Bu teknoloji sayesinde gelecekteki astronotlar oksijeni Dünya'dan taşımak yerine Mars'ta üretebilecek. Bu, sadece nefes almak için değil, Dünya’ya dönüş yolculuğunda gereken roket yakıtı için de kritik önem taşıyor.

Sadece Oksijen Yetmiyor: Oksijen üretimi büyük bir başarı olsa da; dondurucu soğuklar, düşük basınç ve radyasyon Mars'ı hala "zorlu bir ev sahibi" yapmaya devam ediyor.

Hedef 2030’lar: NASA, bu teknolojiyi geliştirerek 2030’ların sonuna doğru Mars’a ilk insanlı inişi gerçekleştirmeyi planlıyor.

Kısacası; Mars'ta hayatta kalmak artık sadece bir bilim kurgu hayali değil, bir mühendislik meselesi haline gelmiş durumda.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İyi bir kahkaha ve insanlara yönelik merhametli olmak, erişebileceğimiz en üst bilgi seviyesidir."
Richard Feynman
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)