Galiba sabır, modern dünyanın en hızlı aşınan alışkanlıklarından biri. Kendi hayatımda da bunun izlerini görüyorum sıklıkla. İnternette sürekli aynı sorulara denk geliyorum: "Şunu yaptım, sonucu ne zaman gelecek, bunu denedim, hâla olmadı." Hatta bazen ben de aynı şeyi düşünüyorum. Bir şey için emek harcadıktan birkaç dakika sonra bile etkisini görmek istiyorum. Sorun beklemeyi unutmuş olmamız. Çünkü artık çoğu şey tek dokunuş uzağımızda. Bir bilgiye saniyeler içinde ulaşıyoruz, sipariş veriyoruz, izlemek istediğimiz şeyi anında açıyoruz. Hayatın birçok alanı hızlanınca, zihnimiz de her şeyin aynı hızda ilerlemesini beklemeye başlıyor. Ama gerçek hayatın önemli kısmı hâla eski hızında akıyor. İnsan ilişkileri zaman istiyor, öğrenmek zaman istiyor, değişmek zaman istiyor. Bir tohumun ağaca dönüşmesi için geçen süreyi teknoloji kısaltamadığı gibi, insanın olgunlaşması için gereken süreyi de kısaltamıyor.
Belki de bu yüzden en zor becerilerden biri sabretmek değil, sonucu hemen göremediğimiz halde yola devam edebilmek. Çünkü çoğu zaman vazgeçmemize neden olan şey başarısızlık değil, sonucun beklediğimiz kadar hızlı gelmemesi oluyor. Ama ne kadar bu satırları yazsam da: öncelikli çözülmesi için acil notu düşülen e-postamın önceliğinin hangi yüzyıla ait olduğunu henüz öğrenemedim:S