Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) 25 yıllık sürekli insanlı görevler tarihinde ilk kez bir astronot, tıbbi bir gerekçeyle erken tahliye edildi. Ocak 2026’da yaşanan olay sonrası SpaceX Dragon kapsülü, Crew-11 görevindeki dört astronotu Dünya’ya geri getirdi. NASA, mürettebatın mahremiyeti nedeniyle tıbbi ayrıntıları açıklamadı; ancak olay, uzayda sağlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu tür tahliyelerin neden son derece nadir olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Astronotlar göreve seçilmeden önce kapsamlı tıbbi ve psikolojik taramalardan geçiyor ve görev boyunca hem uzayda hem de Dünya’daki ekipler tarafından sürekli izleniyor. Her görevde bir “Crew Medical Officer” bulunuyor ve bu kişi temel muayeneleri yapabiliyor, ilaç uygulayabiliyor ve Dünya’daki uzmanlarla tele-tıp yoluyla bağlantı kurabiliyor. Modeller ISS’de her birkaç yılda bir ciddi tıbbi olay beklenebileceğini öngörse de, pratikte bu tür durumlar oldukça seyrek yaşanıyor.
Uzayda en sık görülen sağlık sorunları arasında cilt tahrişleri, sıvıların baş bölgesine kaymasına bağlı burun tıkanıklığı ve baş ağrıları, uyku bozuklukları ve egzersiz kaynaklı kas-iskelet yaralanmaları yer alıyor. Mikro yerçekimi kemik yoğunluğunda aylık yaklaşık %1 kayba yol açabildiği için astronotlar günde ortalama iki saat egzersiz yapmak zorunda kalıyor; ancak bu egzersizler de yaralanma riskini artırabiliyor. Ayrıca SANS olarak bilinen, görme değişikliklerine yol açan nöro-oküler sendrom gibi yalnızca uzay uçuşuna özgü sağlık sorunları da bulunuyor.
Crew-11’in erken dönüşü, uzay ajanslarının mürettebat güvenliğini her şeyin önünde tuttuğunu gösteriyor. Aynı zamanda, görevlerin Dünya yörüngesinin ötesine taşınmasıyla birlikte, yapay zekâ destekli ve Dünya’dan bağımsız çalışabilen yeni tıbbi yaklaşımlara duyulan ihtiyacın arttığını da ortaya koyuyor. Bu ilk tıbbi tahliye, uzay tıbbının bugüne kadar ne kadar etkili olduğunu kanıtlarken, insan biyolojisi için uzayın hâlâ zorlu bir ortam olduğunu hatırlatıyor.