Mutlu olmaya mı çalışıyoruz yoksa mutsuz olmamaya mı?
Fark var mı diyebilirsiniz. Var. Mutlu olmaya çalışmak aktif bir yönelim. Bir şey inşa etmek, bir şeye doğru gitmek. Mutsuz olmamaya çalışmak ise savunma modu. Acıdan kaçmak, rahatsızlığı minimize etmek, güvenli alanda kalmak. Hayatın büyük kısmına bakınca ikincisinin daha yaygın olduğunu görüyoruz. İşi sevmiyoruz ama bırakamıyoruz çünkü belirsizlik daha kötü hissettirebilir. İlişki bizi beslemiyor ama bitirmiyoruz çünkü yalnızlık daha ağır geliyor. Hayalimiz var ama peşine düşmüyoruz çünkü başarısız olmak şu anki konforu bozar. Hep en kötü ihtimali yönetiyoruz, en iyi ihtimali kovalamak yerine. Evrimsel olarak da mantıklı. Beyin tehditten kaçmaya ayarlı, ödülü kovalamaktan çok daha güçlü bir refleks bu. Acı kazanımdan daha ağır basıyor. Ama modern hayatta tehdit çoğunlukla fiziksel değil. Sosyal, ekonomik, psikolojik ve beyin aralarındaki farkı tam ayırt edemiyor. Her belirsizliği tehlike gibi işliyor. O yüzden sürekli savunmadayız, farkında olmadan. Mutluluk hedeflenince de sorunlu. Doğrudan bakınca kaçıyor, baskı altında donuyor ama mutsuzluktan kaçmak da onu getirmiyor. İkisi de yanlış çerçeve olabilir. Belki şunu sormamız lazım kendimize: nasıl mutlu olurum?
Belki şu: neyin içindeyken zamanın geçtiğini fark etmiyorum?
Belki de mutluluk yerel ağda, biz global VPN’de kaybolmuşuzdur, bunu düşünmek lazım...
18 görüntülenme