Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Kuantum dolanıklığı, bir parçacık grubu oluşturulduğunda, etkileşime girdiğinde veya uzamsal yakınlığı paylaştığında, grubun her bir parçacığının kuantum durumunun, parçacıkların büyük bir mesafe ile ayrıldığı durumlar da dahil olmak üzere, diğerlerinin durumundan bağımsız olarak tanımlanamayacak şekilde meydana gelen olgudur.
Doğadaki duyu mekanizmaları her zaman bildiğimiz kurallara uymuyor. Ahtapotlar kollarını bir kayaya uzattıklarında oranın sadece pürüzlü olup olmadığını hissetmiyor, aynı zamanda tadına bakıyorlar. İncelemeler, vantuzların içinde suda zor çözünen kimyasalları anında algılayan özel moleküler reseptörler olduğunu ortaya koyuyor. Yani karanlık bir oyuğa giren ahtapot kolu, avının kimyasal izini doğrudan derisiyle tadıyor. Gözleri kapalı olsa da çevrelerini böyle haritalandırabiliyorlar. Dokunma ve tat alma, kolların yüzeyinde tek bir algı olarak kusursuzca çalışıyor.
Gezegende tek bir insan türü olmak doğanın bir kuralı değil, aksine tarihimizdeki en büyük anomalilerden biridir. Yaklaşık 50 bin yıl öncesine kadar Dünya oldukça kalabalıktı; Avrupa'da Neandertaller, Asya'da Denisovalılar, Endonezya'da Homo floresiensis ve Filipinler'de Homo luzonensis ile aynı gezegeni paylaşıyorduk. Soy ağacımızdaki bu yalnızlık, evrimsel tarihimizin çok yeni bir gelişmesi. O diğer insan türleri basitçe tarihten silinmediler. Türler arasındaki sınırlar sandığımızdan daha esnekti; atalarımız onlarla karşılaştı ve karıştı. Bugün hayatta olan insanların büyük bir kısmının DNA'sında, o kadim buluşmalardan miras kalan küçük gen yüzdeleri bulunuyor. Diğer türler bir bakıma genlerimizin içinde yaşamaya devam ediyor.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim
Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç
katın.
Evrim Ağacı Premium'a katılın, her geçen gün artan ayrıcalıklarından faydalanın!
Bu yıl sayfamızda gezdiniz.Bu yıl içeriği sonuna kadar okudunuz.
Bu iş reklamlarla olmaz! Türkiye'de bilimin sesini yükselteceksek, sizlerin ufak da olsa desteklerinize ihtiyacımız var. Evrim Ağacı Kreosus destekçilerine katılarak hem gücümüze güç katabilir, hem de Reklamsız Deneyim gibi Evrim Ağacı Premium ayrıcalıklarından faydalanabilirsiniz. Tek seferlik destek olun veya daha iyisi, aylık destekçilerimiz
arasına şimdi katılın.
"Güneş gitti diye gözyaşı dökersen, yıldızları da göremez olursun." Rabindranath Tagore
Bilim İçin 30 Saniyeniz Var mı?
Evrim Ağacı, tamamen okur ve izleyen
desteğiyle sürdürülen, bağımsız bir bilim oluşumu.
Ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği oluşturmanın çok sayıda
avantajından
biri, sitedeki reklamları %50 oranında azaltmak (destekçilerimiz arasına katılarak
reklamların %100'ünü kapatabilirsiniz). Evrim Ağacı'nda geçirdiğiniz zamanı
zenginleştirmek için, sadece 30 saniyenizi ayırarak üye olun (üyeyseniz, giriş
yapmanızı tavsiye ederiz).