Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Gönderiler
Argüman
Higgs Bozonu (Parçacığı)
Evrimsel Psikoloji
Hamile
Hafıza
Teknoloji
Yanlış
Karar
Biyocoğrafya
Gebelik
Yaşlanma
Sıcak
Bakteri
Bebek Doğumu
Nötron
Şüphecilik
Facebook
Hasta
Kimyasal Bağ
Alan
Korku
Besin
Entropi
Canlılık Cansızlık
Öğrenme Teorileri
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Güncel Bilim Haberleri
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Taha Basmacı
Taha Basmacı
296.4K UP
8 Şubat 2024
Birleşik Krallık'taki paleontologlar, İskoçya'nın Skye Adası'nda yeni bir Pterozor türü keşfetti. Bu sürüngen yaklaşık 168 ila 166 milyon yıl önce, bilim insanlarının daha önce Pterozor'ların sadece günümüz Çin'inde olduğunu düşündüğü Orta Jura Dönemi'nde yaşamıştır. Dolayısıyla uçan bir sürüngenin kalıntılarının dinozor zengini İskoçya'da bile ortaya çıkması oldukça sürpriz oldu. Yeni Pterozor'dan, 5 Şubat'ta Journal of Vertebrate Paleontology dergisinde yayınlanan bir çalışmada bahsedildi.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
2 saat önce
NASA, Artemis 2 görevi kapsamında dört astronotu Ay’ın etrafında dolaştırmayı planlarken, Orion uzay aracının ısı kalkanındaki bilinen bir kusur ciddi tartışmalara yol açıyor. Sorun, aracın Dünya’ya dönüş sırasında aşırı sıcaklıklara karşı korunmasını sağlayan Avcoat kaplı ısı kalkanının, 2022’deki insansız Artemis 1 uçuşunda beklenmedik şekilde çatlaması ve parça kaybetmesiyle ortaya çıktı. NASA, kapsamlı incelemeler sonucunda kalkanı değiştirmeden uçuşa izin vermeye hazırlanıyor ve riski azaltmak için aracın atmosfere giriş rotasını değiştirmeyi planlıyor.

Bazı eski NASA astronotları ve ısı kalkanı uzmanları, bu yaklaşımın hâlâ kabul edilemez düzeyde belirsizlik içerdiğini savunuyor. Eleştirmenlere göre Avcoat malzemesinin gaz geçirgenliği yetersiz ve çatlakların nasıl büyüyeceği hâlâ tam olarak öngörülemiyor. Buna karşın NASA içindeki inceleme ekipleri ve bazı uzmanlar, yapılan testler ve simülasyonların mürettebat güvenliği için yeterli marj sağladığını düşünüyor. Kurum, Orion’un altındaki kompozit yapının ek bir güvenlik katmanı sunduğunu ve Artemis 2’nin “orta düzey ama yönetilebilir” bir riskle uçacağını kabul ediyor.

Tartışma, NASA’nın geçmişte Challenger ve Columbia felaketleri sonrası yaşadığı kültürel ve kurumsal sorunları da yeniden gündeme taşıyor. Eleştirenler, başarılı bir Artemis 2 uçuşunun mevcut karar alma süreçlerini gereğinden fazla meşrulaştırabileceği uyarısında bulunurken, NASA yönetimi ise güvenliğin öncelik olduğunu ve eldeki verilerle en doğru kararın verildiğini savunuyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
2 saat önce
Yaklaşık 407 milyon yıl önce, Devoniyen Dönem’de karalarda yaşayan en büyük ve baskın canlılar, ne bitki ne de mantar olan Prototaxites adlı gizemli organizmalardı. Yakın zamanda Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu fosillerin yaşam ağacında bilinen hiçbir modern gruba ait olmadığını ortaya koydu. İskoçya’daki Rhynie çörtünde olağanüstü iyi korunmuş Prototaxites taiti örnekleri üzerinde yapılan analizler, bu canlıların hücre duvarlarında mantarlara özgü kitin, kitosan ve beta-glukan gibi yapısal polimerlerin bulunmadığını gösterdi. Aynı ortamda korunmuş gerçek mantar fosillerinde bu moleküllerin tespit edilebilmesi, Prototaxites’teki yokluğun fosilleşme sürecinden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor.

Araştırmacılar ayrıca mantarlara özgü bir biyobelirteç olan perilenin de Prototaxites örneklerinde bulunmadığını saptadı. Bu bulgular, Prototaxites’in mantar olmadığı gibi bitki, hayvan, alg veya prokaryotlarla da uyumlu olmadığını gösteriyor. Bilim insanlarına göre bu canlılar, günümüze ulaşan hiçbir torunu olmayan, tamamen yok olmuş bir evrimsel dala aitti. Bir zamanlar 8 metreye varan boyutlarıyla ilk “ormanları” oluşturan Prototaxites, daha sonra hızla yayılan kara bitkileriyle rekabet edememiş veya gezegen ölçeğinde çevresel değişimlerin kurbanı olmuş olabilir. Bu çalışma, Dünya’daki erken kara ekosistemlerinin sandığımızdan çok daha sıra dışı ve deneysel olduğunu gösteriyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
22 saat önce
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan NASA astronotu Chris Williams, Artemis 2 görevi için Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nde fırlatma rampasına taşınan Space Launch System (SLS) roketini uzaydan fotoğrafladı. Görüntü, SLS’nin 17 Ocak’ta Ramp 39B’ye ulaşmasının hemen ardından, ISS’nin Florida üzerinden geçtiği sırada çekildi. Williams, roket ve fırlatma kulesinin rampadaki gölgesinin fotoğrafta seçilebildiğini belirterek, bu roketin yakında “dört arkadaşını Ay’ın etrafına götüreceğini” ifade etti.

Artemis 2, Apollo 17’den bu yana Ay’a insanlı uçuş gerçekleştirecek ilk görev olma özelliğini taşıyor. Görev kapsamında Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Kanadalı astronot Jeremy Hansen, Orion uzay aracıyla Ay’ın etrafında yaklaşık 10 gün sürecek bir uçuş yapacak. Bu görevle birlikte Glover, Dünya yörüngesinin ötesine çıkan ilk siyah astronot; Koch ilk kadın; Hansen ise Ay’a giden ilk ABD vatandaşı olmayan astronot olacak.

Misyonun temel amacı, Orion kapsülünü ve yaşam destek sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek. Artemis 2’nin başarısı, 2027–2028 için planlanan ve astronotların Ay yüzeyine inişini hedefleyen Artemis 3 görevi için kritik bir adım olarak görülüyor. Fırlatma tarihi 6 Şubat olarak öne çıksa da, NASA roket ve kapsülde yapılacak son testlerin ardından güvenliği öncelik alarak kesin tarihi belirleyecek.

138 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
22 saat önce
Yeni bir bilimsel çalışma, Avustralya’da on binlerce yıl önce yaşamış ve 250 kilograma kadar ulaşan dev kanguru türlerinin, sanılanın aksine zıplama yeteneğine sahip olabileceğini ortaya koyuyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırmada, Manchester Üniversitesi’nden Dr. Megan Jones ve ekibi, modern kangurular üzerinden varsayım yapmak yerine doğrudan fosiller üzerinde analizler gerçekleştirdi.

Araştırmacılar; sthenurine, Protemnodon ve dev Macropus türlerine ait fosillerde Aşil tendonu kapasitesini ve arka bacaklardaki en zayıf kemiklerden biri olan dördüncü metatarsal kemiğin dayanıklılığını inceledi. Sonuçlar, bu dev türlerin hem yeterince kalın ve güçlü tendonlara hem de zıplamanın yaratacağı mekanik strese dayanabilecek kemik yapısına sahip olduğunu gösterdi.

Çalışma, dev kanguruların modern kangurular gibi uzun mesafeleri sürekli zıplayarak katettiklerini iddia etmiyor. Araştırmacılara göre bu hayvanlar muhtemelen daha yavaş, daha kısa mesafelerde ve daha seyrek zıplıyor; gerektiğinde ise farklı yürüme biçimlerini kullanıyordu. Queensland Üniversitesi’nden paleontolog Gilbert Price’a göre araştırmanın en önemli katkısı, dev kanguruların biyolojisini doğrudan fosil verileriyle ele alması ve bu hayvanların ekolojisini anlamaya somut bir temel sunması. Bu bulgular, dev kanguruların nasıl yaşadığı ve neden yok olduklarına dair tartışmalara da yeni bir çerçeve kazandırıyor.

78 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
2 gün önce
Aarhus Üniversitesi araştırmacıları, yaşam için kritik öneme sahip proteinlerin yapı taşlarının yıldızlararası uzayda doğal süreçlerle oluşabileceğini deneysel olarak gösterdi. Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları yıldızlararası toz bulutlarının aşırı koşullarını laboratuvar ortamında taklit etti: yaklaşık −260 °C sıcaklık, son derece düşük basınç ve kozmik ışın benzeri yüksek enerjili parçacıklar. Bu ortamda en basit amino asitlerden biri olan glisinin, kozmik radyasyon etkisiyle peptitlere — yani proteinlerin temel öncüllerine — dönüştüğü gözlemlendi.

Peptitler, amino asitlerin kısa zincirler hâlinde bağlanmasıyla oluşuyor ve daha sonra proteinlere dönüşebiliyor. Daha önce yalnızca basit moleküllerin yıldızlararası uzayda oluşabileceği düşünülürken, bu çalışma daha karmaşık biyomoleküllerin de yıldız ve gezegen oluşumundan önce ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu durum, yaşam için gerekli kimyasal yapı taşlarının evrende sanılandan çok daha yaygın olabileceğine işaret ediyor.

Çalışma ayrıca, amino asitlerin peptitlere bağlanmasını sağlayan kimyasal reaksiyonun evrensel olduğunu vurguluyor; bu da yalnızca glisinin değil, diğer amino asitlerin de benzer biçimde uzayda peptitler oluşturabileceği anlamına geliyor. Bu bulgular, yeni oluşan yıldız sistemlerinde bu moleküllerin kayalık gezegenlere taşınabileceğini ve uygun koşullar altında prebiyotik kimyayı tetikleyebileceğini düşündürüyor. Araştırma, yaşamın kökenine dair temel sorulara doğrudan yanıt vermese de, yaşam için gerekli karmaşık moleküllerin uzayda kendiliğinden ve yaygın biçimde üretilebildiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.

201 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close