Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Herşeyin en iyisini bilirler
Hiç araştırmadan bilgi sahibidirler
Kibar insanları iyi görürler
Kusursuz oldukları düşünürler
Ahlak dersi vermeyi çok severler
Empati yoksunu ve anlayışsız olurlar
Başlarının hayatların sürekli müdahale ederler
Her zaman kendi söyledikleri be yaptıkları doğrudur
CAHİL İNSANLARA
HPV aşısı dendiğinde aklımıza hep rahim ağzı kanseri geliyor, değil mi? Ama bilmediğimiz, sessizce artan bir risk var: Boğaz ve ağız kanserleri, özellikle orta yaş üstü erkeklerde. Yüksek riskli HPV türleri, cinsel yolla, oral seks dahil, bulaşıp yıllar sonra kansere yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi virüsü temizleyemediğinde, yaşla birlikte bu risk büyüyor. Erkeklerin oral HPV'yi daha yavaş attığına dair kanıtlar var. Rahim ağzı kanserindeki aşı başarısını burada da yakalamalıyız. Erkek çocukların aşılanması kritik. Geçmişte aşılanmamış yetişkinlerin riski sürüyor çünkü bu kanserleri taramak çok zor. Aşının değeri tartışılmaz.
The Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan yeni bir Washington Üniversitesi çalışması, karanlık maddeyi dolaylı olarak tespit etmek için kullanılan en umut verici yöntemlerden birini sorguluyor. Araştırmacılar, Samanyolu'nda gözlemlenen yıldız akıntısı düzensizliklerinin karanlık maddeye değil, galaksinin kendi yerçekimsel yapısına bağlanabileceğini gösterdi.
Yıldız akıntıları, galaksiye çekilen yıldız kümelerinin yer çekimi tarafından uzun, ince yıldız şeritliğine dönüşmesiyle oluşuyor. Astronomlar uzun süredir bu akıntılardaki boşlukların ve kıvrımların, galaksi içindeki küçük karanlık madde yumakları (alt halolar) tarafından yaratıldığını düşünüyordu. Bu mantıkla, akıntılardaki düzensizlikler karanlık maddenin varlığı ve dağılımı hakkında kritik ipuçları sunabilirdi.
Washington Üniversitesi'nden doktora sonrası araştırmacı Arpit Arora liderliğindeki ekip bu varsayımı test etmek için dört ayrı Samanyolu benzeri galaksiyi, içlerinde hiç karanlık madde yumaği olmaksızın simüle etti ve bu galaksilere 15.000 yıldız akıntısı yerleştirdi. Beş milyar yıllık simülasyon süresinin ardından çarpıcı bir sonuçla karşılaştılar: Yıldız akıntılarının neredeyse tamamında bükülmeler, kıvrımlar, boşluklar ve dallar oluşmuştu. 15.000 akıntıdan yalnızca 70 tanesi tamamen düzgün kalmıştı.
Düzensizliklerin kaynağı galaksinin kendi yapısıydı: Disk boyunca eşit dağılmayan yoğunluk farkları, akıntıların geçtiği bölgelerde değişken yerçekimsel etkiler yaratıyordu. Bu bulgu, karanlık madde arayışında ciddi bir komplikasyon anlamına geliyor; ancak ekip karamsarlıktan uzak. Arora, bir sonraki adımda karanlık madde yumakları da eklenerek simülasyonların tekrarlanacağını ve galaksinin kendi etkisinden bağımsız olarak yalnızca karanlık maddeye özgü parmak izlerinin aranacağını vurguluyor. Vera C. Rubin Gözlemevi'nin keşfedeceği yeni yıldız akıntıları da bu ayrımı yapmak için kritik gözlemsel veri sağlayacak.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
Nature Biotechnology dergisinde yayımlanan yeni bir Harvard Üniversitesi çalışması, doğal kayaç aşınmasını genetik olarak mühendislik yapılmış bakterilerle hızlandırarak atmosferden karbon dioksit çekmeyi mümkün kılan yeni bir yaklaşımı ortaya koyuyor. Wyss Enstitüsü'nden Pamela Silver ve Michael Springer liderliğindeki ekip, yaygın bir deniz bakterisi olan Alteromonas macleodii'yi siderofar adı verilen molekülleri çok daha fazla üretecek şekilde yeniden programladı.
Doğal kayaç aşınması, Dünya'nın iklimini düzenleyen temel jeolojik süreçlerden biri. Silikat mineraller eriyen suyun etkisiyle parçalanarak magnezyum, demir ve silikat serbest bırakıyor; bu süreçte atmosferdeki CO₂ suda bikarbonat olarak tutuluyor ve okyanusa taşınarak iklimi soğutuyor. Sorun şu: Bu döngü yüz binlerce yıl sürüyor ve endüstriyel ölçekte kullanılması için çok yavaş.
Ekibin çözümü elegandır: Siderofar molekülleri, minerallerin yüzeyinde oluşan pas tabakasını (demir oksit) çözerek minerali aşındırmaya devam ediyor. Ancak doğal bakteriler yeterli demir bulduklarında siderofar üretimini tamamen durduruyor. Araştırmacılar bu sorunu aşmak için bakteriyi ortamdaki demir düzeyinden bağımsız olarak sürekli siderofar üretecek şekilde tasarladı. Boston Limanı'ndan alınan ham deniz suyu ve kilogramlar ce zeytin taşı (olivin) kumu içeren pilot ölçekli biyoreaktörlerde mühendislik yapılmış bakteri, olivin aşınmasını 2,6 kat hızlandırdı ve günde 0,5 gram atmosferik CO₂'yi sisteme çekti.
Yaşam döngüsü analizi, sistemin net karbon dengesi açısından umut verici olduğunu gösterdi. Springer'in önerdiği endüstriyel uygulama modeli, büyük havuzlarda bakterilerin deniz suyu pompalanan sistemlerde büyütülerek alkalinleştirilmiş deniz suyunun okyanusa geri verilmesi; bu şekilde bağlanan karbon tamamen zararsız hale geliyor. Ekip ayrıca karbon yakalama süreciyle eş zamanlı olarak silikat minerallerinden değerli metallerin çıkarılıp çıkarılamayacağını da araştırıyor.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim
Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç
katın.
Size çok kısa bir mesajımız var: Reklamları kapatmaya ne dersiniz?
Bu yıl sayfamızda gezdiniz.
Bu iş reklamlarla olmaz! Türkiye'de bilimin sesini yükselteceksek, sizlerin ufak da olsa desteklerinize ihtiyacımız var. Evrim Ağacı Kreosus destekçilerine katılarak hem gücümüze güç katabilir, hem de Reklamsız Deneyim gibi Evrim Ağacı Premium ayrıcalıklarından faydalanabilirsiniz. Tek seferlik destek olun veya daha iyisi, aylık destekçilerimiz
arasına şimdi katılın.
"Okyanusun önemli olmadığını düşünüyorsanız, Dünya'yı okyanussuz hayal edin." Sylivia Earle
Bilim İçin 30 Saniyeniz Var mı?
Evrim Ağacı, tamamen okur ve izleyen
desteğiyle sürdürülen, bağımsız bir bilim oluşumu.
Ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği oluşturmanın çok sayıda
avantajından
biri, sitedeki reklamları %50 oranında azaltmak (destekçilerimiz arasına katılarak
reklamların %100'ünü kapatabilirsiniz). Evrim Ağacı'nda geçirdiğiniz zamanı
zenginleştirmek için, sadece 30 saniyenizi ayırarak üye olun (üyeyseniz, giriş
yapmanızı tavsiye ederiz).