Kediniz hiç işenmiş bir yeri koklarken ağzını yarı açık bırakıp garip bir surat ifadesiyle kaldı mı? O "flehmen yanıtı" dediğimiz şey, meğer sadece "pis kokuyor" demek değilmiş! Kediler, idrarlarındaki dallı zincirli yağ asitleri (BCFA'lar) sayesinde birbirlerinin kimyasal parmak izini okuyor. Her kedinin bu asitlerden oluşan benzersiz bir kokusu var. En şaşırtıcısı da, böbreklerindeki özel yağ damlacıkları bu "imzayı" sabit tutuyor; yani kedi ne yerse yesin, kokusu kolay kolay değişmiyor. Sanki böbrek, kimlik bilgilerini depolayan bir kütüphane gibi. Bu damlacıkların nasıl çalıştığı veya böbrek hastalıklarıyla ilişkisi henüz tam bilinmiyor ama sıradan bir kedi hareketinin ardındaki bu biyokimyasal derinlik beni hep hayran bırakıyor. Ne kadar da karmaşık bir dünya!