Finlandiya'da çocuklar daha az ders yapıyor ama test sonuçları dünyanın en iyileri arasında. Japonya'da tren saatinde geliyor, dakika sapması özür bildirisi gerektiriyor. Danimarka'da insanlar işten çıkıp eve gidiyor ve kimse bunu tuhaf bulmuyor. Bunları duyunca ilk tepki genellikle kültür farklı, biz öyle olamayız oluyor. Bu cevap hem doğru hem de bir kaçış. Kültür gerçekten belirleyici. Uzun vadeli düşünme alışkanlığı, kuruma güven, ortak iyiye yatırım isteği. Bunlar bir gecede oluşmuyor. Ama kültür de değişiyor, hem de çok daha hızlı değişebiliyor doğru koşullar altında. Güney Kore elli yıl önce Türkiye ile benzer gelir düzeyindeydi. Singapur bağımsızlığında yoksul bir liman şehriydi. Bunlar kültürel kader hikayesi değil, bilinçli politika seçimlerinin hikayesi. Daha iyi yapan ülkelere bakınca bazı ortak şeyler görünüyor. Eğitime uzun vadeli yatırım, kurumların siyasetten görece bağımsızlığı, yolsuzlukla gerçek mücadele, kamu hizmetlerine güven kültürü. Bunlar sihirli değil ölçülebilir ve kopyalanabilir şeyler. Asıl soru neden kopyalanmıyor. Cevap çoğu zaman teknik değil, siyasi. Mevcut sistemi değiştirmek, o sistemden çıkarı olanların direnciyle karşılaşıyor. Her ülke daha iyisini yapabilir. Yapamamasının nedeni çoğu zaman neyin işe yaradığını bilmemek değil, siyasi öncelikler, çıkar çatışmaları ve kurumsal engellerin değişimi zorlaştırmasıdır. Ülkemiz için asıl soru, neyin işe yaradığını bilip bilmediğimiz değil; bildiklerimizi uygulamak için gereken sabrı, kararlılığı ve uzun vadeli bakış açısını gösterip gösteremeyeceğimizdir. Belki de ihtiyacımız olan şey yeni bir mucize değil; işe yaradığı defalarca kanıtlanmış uygulamaları kısa vadeli hesapların önüne koyarak istikrarlı biçimde sürdürebilmektir:((
28 görüntülenme