Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Gönderiler
Argüman
Higgs Bozonu (Parçacığı)
Evrimsel Psikoloji
Hamile
Hafıza
Teknoloji
Yanlış
Karar
Biyocoğrafya
Gebelik
Yaşlanma
Sıcak
Bakteri
Bebek Doğumu
Nötron
Şüphecilik
Facebook
Hasta
Kimyasal Bağ
Alan
Korku
Besin
Entropi
Canlılık Cansızlık
Öğrenme Teorileri
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Güncel Bilim Haberleri
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
29 Ağustos 2024
Yeni araştırmalar, Afrika'daki Doğu Afrika Rift Sistemi'nden gelen fosil kayıtlarının, insan evrimine dair anlayışımızı etkileyebileceğini ortaya koyuyor. Çalışma, bu küçük bölgeden gelen fosillerin, erken insanların yaşadığı ortamların sadece bir kısmını temsil ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar, modern memeliler ve primat kafataslarını analiz ederek rift vadisi dışında önemli varyasyonlar buldular. Bu fosil açısından zengin bölgelerin ötesine yapılan fosil aramaları, evrimsel tarihimizi daha doğru bir şekilde yansıtabilir.
127 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
1 saat önce
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan NASA astronotu Chris Williams, Artemis 2 görevi için Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nde fırlatma rampasına taşınan Space Launch System (SLS) roketini uzaydan fotoğrafladı. Görüntü, SLS’nin 17 Ocak’ta Ramp 39B’ye ulaşmasının hemen ardından, ISS’nin Florida üzerinden geçtiği sırada çekildi. Williams, roket ve fırlatma kulesinin rampadaki gölgesinin fotoğrafta seçilebildiğini belirterek, bu roketin yakında “dört arkadaşını Ay’ın etrafına götüreceğini” ifade etti.

Artemis 2, Apollo 17’den bu yana Ay’a insanlı uçuş gerçekleştirecek ilk görev olma özelliğini taşıyor. Görev kapsamında Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Kanadalı astronot Jeremy Hansen, Orion uzay aracıyla Ay’ın etrafında yaklaşık 10 gün sürecek bir uçuş yapacak. Bu görevle birlikte Glover, Dünya yörüngesinin ötesine çıkan ilk siyah astronot; Koch ilk kadın; Hansen ise Ay’a giden ilk ABD vatandaşı olmayan astronot olacak.

Misyonun temel amacı, Orion kapsülünü ve yaşam destek sistemlerini derin uzay koşullarında test etmek. Artemis 2’nin başarısı, 2027–2028 için planlanan ve astronotların Ay yüzeyine inişini hedefleyen Artemis 3 görevi için kritik bir adım olarak görülüyor. Fırlatma tarihi 6 Şubat olarak öne çıksa da, NASA roket ve kapsülde yapılacak son testlerin ardından güvenliği öncelik alarak kesin tarihi belirleyecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
1 saat önce
Yeni bir bilimsel çalışma, Avustralya’da on binlerce yıl önce yaşamış ve 250 kilograma kadar ulaşan dev kanguru türlerinin, sanılanın aksine zıplama yeteneğine sahip olabileceğini ortaya koyuyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırmada, Manchester Üniversitesi’nden Dr. Megan Jones ve ekibi, modern kangurular üzerinden varsayım yapmak yerine doğrudan fosiller üzerinde analizler gerçekleştirdi.

Araştırmacılar; sthenurine, Protemnodon ve dev Macropus türlerine ait fosillerde Aşil tendonu kapasitesini ve arka bacaklardaki en zayıf kemiklerden biri olan dördüncü metatarsal kemiğin dayanıklılığını inceledi. Sonuçlar, bu dev türlerin hem yeterince kalın ve güçlü tendonlara hem de zıplamanın yaratacağı mekanik strese dayanabilecek kemik yapısına sahip olduğunu gösterdi.

Çalışma, dev kanguruların modern kangurular gibi uzun mesafeleri sürekli zıplayarak katettiklerini iddia etmiyor. Araştırmacılara göre bu hayvanlar muhtemelen daha yavaş, daha kısa mesafelerde ve daha seyrek zıplıyor; gerektiğinde ise farklı yürüme biçimlerini kullanıyordu. Queensland Üniversitesi’nden paleontolog Gilbert Price’a göre araştırmanın en önemli katkısı, dev kanguruların biyolojisini doğrudan fosil verileriyle ele alması ve bu hayvanların ekolojisini anlamaya somut bir temel sunması. Bu bulgular, dev kanguruların nasıl yaşadığı ve neden yok olduklarına dair tartışmalara da yeni bir çerçeve kazandırıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
1 gün önce
Aarhus Üniversitesi araştırmacıları, yaşam için kritik öneme sahip proteinlerin yapı taşlarının yıldızlararası uzayda doğal süreçlerle oluşabileceğini deneysel olarak gösterdi. Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları yıldızlararası toz bulutlarının aşırı koşullarını laboratuvar ortamında taklit etti: yaklaşık −260 °C sıcaklık, son derece düşük basınç ve kozmik ışın benzeri yüksek enerjili parçacıklar. Bu ortamda en basit amino asitlerden biri olan glisinin, kozmik radyasyon etkisiyle peptitlere — yani proteinlerin temel öncüllerine — dönüştüğü gözlemlendi.

Peptitler, amino asitlerin kısa zincirler hâlinde bağlanmasıyla oluşuyor ve daha sonra proteinlere dönüşebiliyor. Daha önce yalnızca basit moleküllerin yıldızlararası uzayda oluşabileceği düşünülürken, bu çalışma daha karmaşık biyomoleküllerin de yıldız ve gezegen oluşumundan önce ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu durum, yaşam için gerekli kimyasal yapı taşlarının evrende sanılandan çok daha yaygın olabileceğine işaret ediyor.

Çalışma ayrıca, amino asitlerin peptitlere bağlanmasını sağlayan kimyasal reaksiyonun evrensel olduğunu vurguluyor; bu da yalnızca glisinin değil, diğer amino asitlerin de benzer biçimde uzayda peptitler oluşturabileceği anlamına geliyor. Bu bulgular, yeni oluşan yıldız sistemlerinde bu moleküllerin kayalık gezegenlere taşınabileceğini ve uygun koşullar altında prebiyotik kimyayı tetikleyebileceğini düşündürüyor. Araştırma, yaşamın kökenine dair temel sorulara doğrudan yanıt vermese de, yaşam için gerekli karmaşık moleküllerin uzayda kendiliğinden ve yaygın biçimde üretilebildiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.

114 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
1 gün önce
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) 25 yıllık sürekli insanlı görevler tarihinde ilk kez bir astronot, tıbbi bir gerekçeyle erken tahliye edildi. Ocak 2026’da yaşanan olay sonrası SpaceX Dragon kapsülü, Crew-11 görevindeki dört astronotu Dünya’ya geri getirdi. NASA, mürettebatın mahremiyeti nedeniyle tıbbi ayrıntıları açıklamadı; ancak olay, uzayda sağlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu tür tahliyelerin neden son derece nadir olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Astronotlar göreve seçilmeden önce kapsamlı tıbbi ve psikolojik taramalardan geçiyor ve görev boyunca hem uzayda hem de Dünya’daki ekipler tarafından sürekli izleniyor. Her görevde bir “Crew Medical Officer” bulunuyor ve bu kişi temel muayeneleri yapabiliyor, ilaç uygulayabiliyor ve Dünya’daki uzmanlarla tele-tıp yoluyla bağlantı kurabiliyor. Modeller ISS’de her birkaç yılda bir ciddi tıbbi olay beklenebileceğini öngörse de, pratikte bu tür durumlar oldukça seyrek yaşanıyor.

Uzayda en sık görülen sağlık sorunları arasında cilt tahrişleri, sıvıların baş bölgesine kaymasına bağlı burun tıkanıklığı ve baş ağrıları, uyku bozuklukları ve egzersiz kaynaklı kas-iskelet yaralanmaları yer alıyor. Mikro yerçekimi kemik yoğunluğunda aylık yaklaşık %1 kayba yol açabildiği için astronotlar günde ortalama iki saat egzersiz yapmak zorunda kalıyor; ancak bu egzersizler de yaralanma riskini artırabiliyor. Ayrıca SANS olarak bilinen, görme değişikliklerine yol açan nöro-oküler sendrom gibi yalnızca uzay uçuşuna özgü sağlık sorunları da bulunuyor.

Crew-11’in erken dönüşü, uzay ajanslarının mürettebat güvenliğini her şeyin önünde tuttuğunu gösteriyor. Aynı zamanda, görevlerin Dünya yörüngesinin ötesine taşınmasıyla birlikte, yapay zekâ destekli ve Dünya’dan bağımsız çalışabilen yeni tıbbi yaklaşımlara duyulan ihtiyacın arttığını da ortaya koyuyor. Bu ilk tıbbi tahliye, uzay tıbbının bugüne kadar ne kadar etkili olduğunu kanıtlarken, insan biyolojisi için uzayın hâlâ zorlu bir ortam olduğunu hatırlatıyor.

84 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
591.9K UP
2 gün önce
Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Pasifik Kuzeybatısı boyunca meydana gelen dev depremlerin geçmişine dair daha güvenilir bir zaman çizelgesi oluşturmayı mümkün kılıyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’ndan (USGS) Jenna Hill ve ekibi, Kaliforniya Crescent City açıklarında derin deniz tabanını otonom su altı araçları ve robotlar kullanarak yüksek çözünürlükte haritaladı. Ayrıca hem okyanus tabanındaki türbidit tabakalarından hem de bu çökeltilerin koptuğu dik yamaçlardan uzun çamur örnekleri aldı.

Radyokarbon tarihleme sonuçları, yamaçlardaki çamur ile deniz tabanındaki çamurun aynı yaşta olduğunu gösterdi. Bu durum, bölgenin bir dalma-batma zonu üzerinde yer alması nedeniyle, tektonik hareketlerin alttan yukarıya doğru yeni çamur sıkıştırarak yamaçları sürekli “yeniden doldurduğunu” ortaya koyuyor. Derin okyanusta fırtına ve sellerin etkisiz olması sayesinde, bu tür çamur kaymalarının büyük olasılıkla depremlerle tetiklendiği güvenle söylenebiliyor.

Araştırma ekibi bu yöntemle, Kuzey Kaliforniya’dan Kanada’ya uzanan yaklaşık 600 millik kıyı hattı boyunca meydana gelen büyük depremlerin ortalama her 500 yılda bir tekrarlandığını doğruladı. Son büyük Cascadia depremi 1700 yılında gerçekleştiği için, çalışma bölge için deprem riskine dair zaman penceresini daha net biçimde tanımlıyor. Bu yaklaşımın, dünya genelindeki dalma-batma zonlarında deniz tabanı kayıtlarının deprem araştırmalarında kullanımını köklü biçimde değiştirebileceği belirtiliyor.

183 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close